16 Mart 2013 Cumartesi
barış hakmen'in son yemeği
barış'ın son yemeği yani pardon, son halka arzı olan bu fotoğraftaki gizemli elin sahibi kim acaba? cevabı veriyorum: simay!
ve sinanerler bütün varoşları sinaner köşküne topladıktan sonra ikinci halka açılımını yaptılar. nasıl seviyorum nasıl bayılıyorum onlara belli değil. ebru sinaner, banu sinaner ve barış hakmen muhteşemler. damat güney paşayı da onlar kadar olmasa da seviyorum. melda yalgın daha önce de dediğim gibi bu dünyada kendisinden daha kötü insanlar olduğunu öğrendiği için hayal kırıklığına uğramış durumda. cemre ise kendisine tanınan şansı eline yüzüne bulaştırdı biliyorsunuz. bu yüzden onu artık officially sildim. burak çatalcalı karakterinin ise yalandan önemli yapılma çabalarını gözlerimi devirerek izliyorum. bu arada bu muhteşem kare için bütün kuzey güney ekibine teşekkürlerimi sunarım.
sinanerler'in basın mensupları karşısında gövde gösterisi sürerken şirkette de başka bir kutlama vardı. moda tasarımı okuyan ve sinaner holding bünyesinde fayans tasarımı yapan zeynep'in yönetim kurulunun başına geçmesi, dizideki tek deforme olmayan karakter fabulous can bey(bence sebebi fazla sahnesinin olmaması) ve sinaner holding'in 40 yaş üstü mensuplarıyla kutlandı. ancak zeynep kendi kutlamasına depresyon kazağıyla gelerek ruh halinin karanlığını bize kez daha gösterdi. gerçekten zeynep'in halka arz toplantılarında ne işi var?
melda yalgın-güney ayrılığı bu bölüm kelimelere de dökülerek miladını doldurdu. güney'in için de sırf 'güney, kuzey'i çok kıskanıyor' dedirtmek için bu ayrılık dolayısıyla handan hanım ile arasındaki konuşmayı yapması saçmaydı. ne kadar güzel her şey kuzey'in etrafında dönüyor. banucuğumun konuşulanları duyması ise yaralayıcıydı. ama tabii ki de banu, sinanerler'in en belirgin genetik özelliklerinden biri olan ikiyüzlülüğü doğuştan yapabildiği için(hatta sinanerler birbirlerine karşı bile böyleler, onlara hayran olmamak mümkün değil) hiç bir şey duymamış gibi davranabildi.
ebru sinaner iki bölümdür smackdown yapıp duruyor çok hoşuma gidiyor. geçen bölüm melda yalgın, bu bölümde cemre ve kuzey. kuzey'e cemre için kız arkadaşın dedi ya mükemmeldi. gerizekalı kuzey sana bu kelime içinde bile tahammül edemiyor aptal cemre. ya 5 sezon sonra yapacağınız ilk gecenizde üstüne kusarsa ne yapacaksın?
neyse ebru sinaner'in elinde gazeteyle çemkirmesi bana yaprak dökümünde nejla'nın kaynanası suzan hanım'ın elinde gazeteyle nejla'nın evini bastığı sahneyi hatırlattı. orada da nejla'nın ali sarper ile resmi gazetede çıkmıştı. ve mükemmel zevkli bir sahneydi. barışcığımında kapalı mekanda güneş gözlüğü takma sevdalısı olduğunu öğrenmemiz ona olan hayranlığımı ikiye katladı. tartışmasız en iyisi ise 'hah işte batman de geldi' idi.
hadi dedim bulaşmayayım, ama yapamadım. kuzey-şeref boks sahnesi tam bir fiyaskoydu. kuzey'in tek başına kum torbasını yumruklarken güzel dilimizde olmayan ses efektleri çıkarmasından başlayarak; şeref'in gelişi, dövüş sahneleri, jön asla dayak yemez kuralı, konuşmalar berbattı. şimdi bir yanda görkemli sinanerler bir yerde ise bu varoşlar. insan nasıl sinanerlerci olmaz ki? neyse konuşmalara gelirsek: hadi demet'in vicdanını rahatlatmak, ben elimden geleni yaptım demek için ilk bir kaç gün kuzey'in peşinden koşturması kabul edilebilir-bu kadar uzaması saçma da- daha bir kaç aydır tanıdığı kuzey için şeref'in bu kadar çabalaması. çok saçma. gerçi zaten şeref'in hasta kıza içi dışına çıksın diye pizza yedirmesi ve şiş boğazı asitten iyice yansın diye koca bardak kola içirmesinden mantıksız bir insan olduğunu anladık bu bölüm.
ve son sahne. artık cemre kına yakabilir. belanın etrafında döndü durdu dündü durdu sonunda götünü boklamayı başardı. tebrikler cemre, varoş kız tweetlerini hapishaneden atarsın artık. hiç cemre diye üzülmeyin. bu dizide gerçekten suçu işleyen asla hapse girmez. şimdi uzun uzun barış hakmen'i kim vurdu muhabbeti de yapmasınlar. yazımın başında da yazdım cevap simay. hatta ben bunu simay ile barış'ın ilk yattığı bölümle ilgili yazımda da yazmıştım. şimdi olay şöyle vuku buldu: hatırlarsanız simay önce barış'a gelmeyeceğim dedi. sonra işte barış ile cemre telefonda konuştu filan. bu sırada simay sarhoş oldu o batakhanede. sonrasında barış ile bir daha konuştular ve simay köşke gelmeye karar verdi ama bize bunları göstermediler. bizim gördüğümüz sahnelerde simay, barış'ı aradığında barış telefonu açmadı. pencereden bakıp odadan çıktı. onu arka kapıdan almaya gitti çünkü ilk konuştukları gibi. neyse o sırada yine barış bir şeyler dedi simay'a büyük ihtimalle ama bunlar yattılar filan(çünkü barış son sahnede yerde yatarken bornozlaydı). sonra cemre geldi. barış, simay'ı sakladı bir yere. güvenliğin dediği gibi cemre ile barış şiddetli bir kavgaya başladılar. barış sinirle cemreye vurdu(cemreye barış vurdu diyorum çünkü ağzı kanıyordu, simay vurmuş olsaydı arkadan yaralanırdı çünkü simay'ı görmemesi gerek cemrenin) cemre yere düşüp sersemledi, bayıldı filan. sonra simay, barış'a şömine maşasıyla vurdu ve kaçtı. cemre ise uyanınca genel olarak bayılan insanların yaptığı gibi(!) önce eline en yakınındaki şey aldı ve sonra onu kucakladı? ya gerçekten sırf parmak izi olsun diye cemreye onu kucaklattırdınız ya helal olsun. eminim kuzey güney'i izleyen azınlığın çoğunluğu gülmüştür o sahnede. ne yaptın be cemre az biraz geri kafalıydın, senden umudu kesmiştim ama bu kadarını ben bile beklemezdim. simay'ın barış'a bir şey yapıp suçun cemreye kalacağını tahmin etmiştim ama bir umut dizinin eski haline döneceğini düşünüp cemre'nin gerçekten bir suç işlemesini istiyordum gizli gizli.
umarım barış'ın kafasına kim vurduyu ferhat'ı kim vurduya döndürmezler. simay ile güney de bu olayla birleşecek şimdi. işte benim zamanım başlıyor canlarım, zaten ikisininde birbirlerine ihtiyaçları var şuan. son olarak ise barış'ın öldüğünü düşünmüyorum. daha burak çatalcalı'nın arabasını bozması ortaya çıkmadan ölemez barış, onun cezasını çekmesi lazım. ibret hikayelerinde hep böyle olur çünkü. koma filan düşünüyorum bir kaç bölüm. sonra da konuşmaz cemre hapiste kalsın diye herhalde. yani yine başa döndük. suçsuz olduğu halde biri içeride. ne kadar ilginç değil mi?
PS: sami'nin cemre ve kuzey'i desteklemesi saçmalık ötesi..
9 Mart 2013 Cumartesi
beni beni quinn'ini
glee'nin sezon arası bitti ve ben artık başa baş gidiyorum sonunda. ancak burada yazmak için baya geç kaldığım için 4.sezonun ilk yarısının geri kalanını iki yazıda hemencecik anlatacağım. kaldığımız yerden yani 4x8'den başlarsak eğer söz konusu thanksgiving bölümü benim her sahnesini ağlayarak izlediğim bir bölümdü. quinn fabray 4.sezonda ilk kez arz-ı endam sergiledi ve bu yüzden ilk yazım sadece bu bölüm üzerine. bölümün hemen başında duyduğumuz topuklu ayakkabı sesleri, özlediğimiz o seksi sesi ve uzamış saçları ile bir kez daha aşık oldum quinn fabray'e.
quinn fabray'in mckinleydeki macerasına bakarsak eğer gerçekten önemli sahneler olduğunu görürüz. ilk olarak marley ımsığını jake'e karşı koruduğu sahnede puck ile asla bitmeyen hikayelerine güzel göndermeler vardı. puck'ı severim ama bu quinn fabray'in ona fazla olduğu gerçeğini değiştirmiyor. eskiden olsa böyle demezdim. bu karara varmamın sebebi puck'ın 4.sezonda alabildiğine çirkin olması.
giriş sahnesinde mike chang'in sesini ciddi ciddi doya doya duymamızın yanında zaten quinn fabray'in gelmesi ile bir de dizinin ana aşk dörtgeninin bir yarısı ve aynı zamanda ikinci aşk üçgeni olan finn-quinn-puck üçlüsünü yan yana görmek çok güzeldi(ana aşk dörtgenimiz rachel-finn-quinn-puck, birinci aşk üçgeni ise rachel-finn-quinn).
bir başka bir araya gelen üçlü(hatta belki aşk üçgeni bile diyebiliriz artık, ilerleyen bölümleri bekleyin..) ise the unholy trinity idi. quinn-santana-brittany ayrı ayrı da harikalar ama bir arada olmalarını çok özlemişiz. bu arada santana tabii ki de bir fenomen ama üzgünüm quinn'in yanında onu görmüyorum bile. quinn fabray'e karşı öyle hastalıklı, öyle büyük bir bağlılığı ve acizliği var ki. ama bu ona çok yakışıyor. herkese üstünlük sağlayan santana sonuçta hep quinn'e ulaşmaya çalıştı.
daha önce söylemiştim zaten ama bu bölümle resmi olarak kitty wilde benim favori listeme girdi. kendini quinn fabray'e adaması mükemmel. ona o kadar hayran hayran bakıyor ki aşağıdan aşağıdan. yarışmayı ise kitty yüzünden kaybettiler bir bakıma ama büyük suç aptal marley'in. işte böyle süzme saf salak aptallara dayanamıyorum. bana onlar her türlü kötülüğü hak ediyorlarmış gibi geliyor.
en güzel sahne ise kesinlikle quinn ve santana'nın hesaplaşma sahnesiydi. birbirlerine hem düşman hem de dost olan insanları çok severim. enerjisi yüksek ve kendi doğru yanlışları olan insanların ilişkileri böyledir genelde ve bence sürekli iyi ve ya sürekli kötü ilişkilerden daha sağlıklıdır. çünkü birisini asla tamamen sevemezsin. severim diyenler kendilerini ve karşılarındakini kandırırlar. ve tabii ki quinn fabray'in üniversitedeki evli hocasıyla ilişkisi olacaktı. gizli güçlü kadın kulüplerine üye olacaktı.. o kadar quinn fabraylik ki.. gleede bir sürü karakterin çok çabuk değiştiklerini söylüyor insanlar. ama bakarsak ana hatta asla değişmiyorlar. santana hep iğneleyiciydi, lezbiyen olduğunu kendi de kabullendikten sonra daha yumuşak bir karakter oldu ama kara mizah tarzı değişmedi. rachel hep levelı düşük biriydi. şuan seksi giyinerek ve ya saçına ek takarak mükemmel olmadı hala levelı düşük(kızım rachel ikinci sezonda o burnunu yaptıracaktın ben sana dedim). kurt ise hep kusursuzluk üzerine bir karakterdi ama aşağılanıyordu. blaine'in ona olan aşkı ve junior promda kraliçelik tacını korkusuzca takmasıyla karizmasını kazandı. yani yine temsil ettiği kusursuzluğu taşıdı(ama şuan ki giyim tarzını pek beğenmiyorum, eski sevgilisi blaine gibi aşırı burjuvazi giyiniyor çünkü hatta ondan kötü çünkü blaine de kaliteli hipster esintileri de var). quinn fabray ise bir başka kusursuzluk örneği. aynı anda pembe dizilerin bütün esas kızlarına ve bütün kötü kadınlarına başarılı bir gönderme. bu yüzden hem erdemli hem de kötü. bebeğinin finnden olduğunu söylerken de, rachel ve santanaya dünyayı dar ederken de, sam'i aldatırken de, shelby corcorandan bebeğini iftiralarla almaya çalışırken de masumdu. ama glee kulübüne her geri dönüşünde de bir kirli hesabı, mezunuyet kraliçesi olmak için aslında yürüdüğü halde sakat numarası yapmasında da kötülüğü vardı.
gelelim bu bölümün şarkılarına:
quinn fabray, noah puck puckerman, mike chang, santana lopez, mercedes jones ve finn hudson'dan ağlatan
'homeward bound-home'
the unholy trinity yani quinn fabray, santana lopez ve brittany pierce dan 'come see about me'
son olarak ise isabelle wright, kurt hummel, rachel berry, brody weston ve isabelle'nin moda ikonu arkadaşlarından 'let's have a kiki-turkey lurkey time'
7 Mart 2013 Perşembe
life of ebru sinaner
kuzey güney bu hafta oldukça fantastik, hızlı bir bölümle karşımızdaydı. genelde kuzey güney yazılarımda önce mahalledekilerden bahsedip sonra sinanerlere geçerek yaparım. ancak bu hafta önce pırıltılı ve bol entrikalı hayatları ile sinanerlerle başlayacağım.
goodbye my lover, melda yalgın
melda yalgın'ı alt edebilecek tek insan tabii ki de damarlarında kan yerine buz akan diva ebru sinanerdi. melda yalgın bir alev topu gibi güney'in odasına giderken ebru sinanerle karşılaştı. sonrasında ne oldu, neler yaptı da melda yalgın arkasına bakmadan kaçtı. bin beter olarak sürgün edildi ana kraliçe tarafından. resmen melda yalgın pes dedi. ebru sinanerciğimin hayatı ne eğlenceli sürekli entrika. banu ile güney evliliklerine devam ve melda yalgın'ın sahneden çekilmesiyle simay için güney yolu da açıldı. banucuğumun o çocuklardan birini evlat edinmek isteyeceğini söylemiştim size daha önce. sinaner köşkünde ki bu haftanın sırrı barış'ın gizli misafiriydi. mahalledekilerin hayatına arada küçük sahnelerle giren çıkan simaycığım sonunda sinanerler tayfasına katıldığı için çok memnunum. barış, simayla gönül eğlendiriyor, oynuyor ama barış'ın bilmediği bir şey var: simay'ın 'exit' kapısı yoktur. bu zamana kadar yaşadıkları ileride başına geleceklerin yanında hiçbir şey değil. gizli misafirinin simay olduğunu bir tek güney'in görmesi de güney-simay ilişkisine bir cephe daha ekledi. geçen yazımda iptal edildiğini düşünmüştüm. ama şimdi simay'ın uzun intikam listesine barış da eklendiği için daha da geniş çaplı bir birliktelik olacak belli oldu. cemre'nin yüzüğü de yazın yayınlanan fragmanlarda simay'ın parmağındaki yüzük belli oldu. barış'ın ise askerden gelmiş gibi önüne gelen her kadının peşine takılmasına bir anlam veremedim. gerçi can bey'in lise düzeyindeki sevgililer gününe denk gelen, ergen doğum günü partisini düşünürsek eğer yeni yetme gençler gibi davranmasını anlayabiliriz. hele hele zeynep'in 'devvvvaaammmm' diye tekila açlığını vurguladığı anlar... neyse zeynep ile ilgili tek komik konu bu değil. barış ile venüs'ün öpüşmesini çekmeden önce salıncakta sallanması dizinin en fantastik anlarıydı. ama bence zeynep, ex sinaner cemreye kızdığı için o fotoğrafları yine de silmemeliydi. simay olsa ne olur ne olmaz deyip saklardı. ama tabii ki zeynep, ucuz ve aptal kötülerden olduğu için bunu akıl edememiştir. zaten evde sesli sesli planlarını dile getirmeye de başladı. iyice 90'ların dizilerinin kötü kadınlarına döndü. burak çatalcalı desen iyice septik oldu. adam normal hayatını yaşayamıyor kuşkudan şüpheden delirecek.
handan hanımcığım ise bu bölüm göz doldurdu. cemreye olan sevgim azaldıkça handan hanım'ı seviyorum. toplumun boşanan erkeği gördüğü yerle boşanan kadını gördüğü yeri iyi açıkladı. bölümlerdir yapılan sami ikinci kez evlensin propandasına karşı bir bakıma senaristler işin bu tarafından da baktıklarını kanıtlamaya çalışmışlar.
problem üvey çocuk
sıkıcı mahalledekilere gelirsek eğer bir soru ile başlamak istiyorum: aynur hanım'ın besili gıcık oğlunu öldürmek isteyen kaç kişiyiz?
cemre ve zeynep ikilisinin okuma bayramında en güzel şiiri kim okuyacak çekişmesi yapan bebeler tadındaki savaşı artık gına getirdi. tek güzel sahne zeynep'in gülten hanım'ın ayaklarına su dökmesiydi(gülten hanım'ı mahallenin muhtarı seçtim bu arada). bir de itiraf edeyim, ben artık zeynepten o kadar nefret etmiyorum. gerçi yine gereksiz ve saçmalıyor ama. üstelik hem sinanerlerin hem de mahalledekilerin sahnelerinde boy gösterdiği için kendisinin bir duble üyeliği olduğunu sanıyorum ay yapımla. gerçi her iki kesimin sahnelerinde de sadece kuru kalabalık. cemre ve demet'in 'vu huu girls' sahneleri ise oldukça yapay, gerçekçilikten uzaktı. resmen öykü karayel 'ben bu sahnede ne yapıyorum' diye düşünmüş. anladım ben rol yapışından. o muhabbetler asla böyle değil çünkü. kuzey gelince cemre'nin 'dans et benimle' demesi ve cereyan ettiği sahne gleede ki rachel ve finnden çalıntı. ikisinin rachel sarhoşken böyle bir sahnesi vardı. komik olan tek şey ise cemre'nin romantik söz isteği üzerine kuzey'in 'panda' demesiydi. kuzey üzgünüm ama çok galpsın. sami pisliğine gelirsek eğer; bütün beddualarımız tuttu handan hanımcığımla ettiğimiz. halvet gecesi kursağında kaldı mendeburun. aynur hanım da gezip tozup sürteceğim sanıyordu, hasta bakıcısı olacak şimdi. bu arada aynur hanım çok iyi bir profil çiziyor ya korkuyorum altından bir pislik çıkacak diye. kesin bir hesabı olmalı. çünkü kadın gerçek değil gibi duruyor. bir beyaz kadın ticareti eylemleri, uyuşturucu kaçakçılığı durumları olabilir. olursa da pek güzel olur. demet'e de ayrı gıcığım. bir kendini savunamadı kız. kuzey senin neyin ki gerizekalı(cemre gibi söyleyin). saçma saçma işler. iki insan birbirini seviyorsa ezemeyecekleri kimse yoktur. aç koynunu konsun şeref işte..
mahalledekilerin yeni üyesi taksi şoförüne de aşırı gıcığım. her yerden bitiyor dipçik gibi, parazit.
uzun zaman sonra çok eğlendim kuzey güney de. devamı gelir umarım.
1 Mart 2013 Cuma
the talented mr.güney tekinoğlu
kuzey güney de tam bir güney tekinoğlu hortumu ilerliyor artık. kuzey fırtına gibi arsız ve dağınıksa, güney de hortum gibi önüne geleni içine katıyor, dağıtıyor. tabii bu da benim çok hoşuma gidiyor. madem akıllı uslu güney'i kötü yaptınız hakkını verin değil mi ama?
gülten hanım'ın foyasının ortaya çıkmasına çok sevindim. tamamen haklı haksız fark etmeden iyi-kötü diye ayrılan dizinin karakterlerinden sıkılmıştım çünkü. gülten hanım'ı da samiye destek verdiği kınıyorum. bir de nikah şahidi olmuş bak bak bak. handan hanım'ın nikaha gelmesi konusunda kararsızım. büyük ihtimalle ebru hanımdan aldığı gazla 'yıkılmadım ayaktayım' demeye geldi ama bilemedim. çok kaybetmiş bir izlenimde yaratabilir. bu arada aynur hanım'ın oğlu tam anlamıyla gıcık.
barış konusuna dönersek eğer orada da tam emin değilim. eskiden kuzey güney de bir şey olması için sindirmemiz gerekirdi. şimdi ise her şey o kadar çabuk oluyor ki olayın ağırlığını hissedemiyoruz. kuzey ile simay ilk ayrıldığında ben simay'ın barış ile olacağını düşünmüştüm. o zaman olsa bu olay beni mutlu edebilirdi. ancak şuan güney ile olacağı alt yapısı yapılıp barış ile olunca pek hoşuma gitmedi. hele barış'ın zarf olayını da düşünürsek. ne oldu yani güney-simay rafa mı kalktı? iptal mi? madem emin değilsiniz öyle bir fragman yapmayaydınız. simay, zengin ve kötü birinin metresi oldu yine ama güney'in değil barış'ın. iki kardeşin arasındaki tek kız cemre olsun diye mi yapıldı bu şimdi? bilmiyorum. güney-simay efsanevi olabilirdi. yine de belki ileride olur. bu arada ben bir kaç yazı önce simay'ın sinaner köşküne girmenin bir yolunu bulacağını söylemiştim değil mi? kapı aralandı ha ne dersiniz? ve bebeğim simay şantaj konusunda barış'a çektiği nutukla bu konularda ne kadar uzman olduğunu kanıtladı. 'birinin elinde sana karşı bir şey varsa hatıra diye saklamaz, zamanı geldiğinde kesin kullanır' dedi ya orada zevkten öldüm. bebişim benim ya kendi hayat felsefesini söyledi resmen.
melda yalgın-güney meselesine gelirsek eğer; şeytani iş kadınımızın sahalara geri döndüğüne çok sevindim. 'çok büyük bir arazi var, ucuza kapatmamız gerek' işte benim özlediğim melda yalgın. şimdi o çocuk yurdunu da oraya yapmak için kullanacaklar. hatta banu oradan bir kız çocuk bile evlat edinebilir. bu arada melda yalgın'ın gecelikle yatakta güney'i beklemesi çok arabesk üzgünüm. ne demek bu? eş dışarıda metres yatakta?
ve deniz çok karizma. kuzey, deniz'e aşık olsun da cemre kalsın ortada bok gibi. ucuz ucuz deniz'e taktı zaten şimdi de. valla barış çok haklı, cemre çok varoş çok. üstelikte bence artık dizilerde üçüncü kişiler yüzünden ayrılmalar ve herkesin sıra halinde esas kız ve esas oğlana aşık olması çok saçma. biraz başka aşk ilişkileri de görelim artık.
ve son olarak çok çok çok mutlu olmasını istediğim banucuğumun handan hanım'ın saçlarını kırptığı anlardan bahsetmek istiyorum. tek kelime ile muhteşemdi. çok zevk aldım. handan hanım'ın aynanın karşında ağlaması, banu'nun onun saçını zevkle kesmesi ve handan hanım'ın korkudan titremesi bölümün en iyi anlarıydı. bir de güney bir bakayım nasıl olmuş diyor. kesinlikle güney tekinoğlu mükemmel bir karakter oldu. anlamadığım şey ise banuyu handan hanım'ın saç modelini değiştirmesinin hemen ertesi günü nasıl saldılar? başkalarına da gülten hanımlık yapsın diye mi?
ve handan hanım'ın banuyu yıkarken kolunun ıslanması diyorum başka bir şey demiyorum. finito...
21 Şubat 2013 Perşembe
umutsuz kuzey güney kadınları
kuzey güney 22:00'da ki saatine alıştığımız bir bölümle karşımızdaydı bu hafta. kuzey'in kısa hapis macerası, burak çatalcalı'nın bir ölüm tehlikesinden daha kurtuluşu, zeynep-burak çatalcalı ikilisinin yazın yayınlanan fragmanının tamamen bir fiyasko olması(kesinlikle olay böyle değildi. değiştirdiler çünkü neredeyse her bölüm birilerinin üstüne birilerinin suçu kalıyor. cemre'nin hapse girme olayı da zeynep'in işiydi ilk planda ama bok oldu) ve barışcığımın yediği dayakları geçersek eğer bu yazımda sözde erkek dünyasının anlatıldığı kuzey güney'in tek gerçek karakterlerinden kadınlarının acımasızlıkla getirildikleri durumlarından bahsedeceğim.
cemre
tek odağı kuzey olan benim eski aşkım. o kadar kötü durumdaki ona sadece acıyorum. efsane bir karakter olmasına ramak vardı şimdi arada uçurumlar var. hayatta hiç bir gayesi yok. kendi değerini bekaretiyle ölçüyor.
banu
güçlü kadının gücünün söndürülerek pusturulmasını temsil ediyor. çünkü kendi kendine yeten, güzel ve akıllı bir kadındı. aşık olduğu adamı ele geçirdi diye kötü kadın oldu. sonrada aklını aldılar. üstelik banu gibiler ne güney gibilere aşık olurlar ne de kendilerini cemre gibilerle kıyaslarlar.
zeynep
kendisini hiç sevmesem de onun için üzülmeye başladım. artık düşebileceği son noktaya geldiği için ona kin de beslemiyorum. kadının değersizleştirildiği bir dizide aşık bir kadının daha iyi durumda olması beklenilemezdi zaten.
kapak kızı simay
evli olmayan kadınların sadece para karşılığı seks yapabileceği imajı verildi galiba bu bölüm simay üzerinden. hem de barış gibi birisi asla öyle zarflara komidinin üstüne para koyacak biri değilken. simay'ın bedenine oynadığınız yetmedi mi? belki genel kanıyı yansıtmaya çalışıyorlar ama genel kanıyı destekleyenlere zevk veriyorlar simay'ı sürekli küçük düşürerek. böylece tabularda aynı kalıyor. simay da cinsellikten zevk aldığı için ahlaksız oluyor.
melda yalgın
tuttuğunu koparan güçlü bir iş kadınıydı, fazla geldi. şimdi evinde, evli aşığını daha da tahrik etmek için çikolataya batırılmış çilekler hazırlıyor.
demet
önce ali'nin pek de değer vermediği sevgilisi sonra nişanlısı ondan sonrada kuzey'in kardeşi oldu. sonunda hayatına doğru bir erkek girince ise yani öncelikle bir kadın olduğu ortaya çıkınca-kuzey'e göre ali'nin namusu kirletilince- mektupları okunmadan yırtılan biri oldu.
özlediğimiz birisi deniz
güçlü çünkü yanında erkekler var. ferhat'ın oğlu olsa kesinlikle kötü olurdu. kızı var çünkü ezilmeliydi.
venüs
küçük düşmede üstüne yok.
gülten hanım
mantıklı olması para düşkünlüğü anlamına geldi. sadece komedi unsuru olarak daha başarılı oldu bu yüzden.
handan hanım
saygı görmek istemesi ve daha iyi yaşamak istenmesi kınandı. hem de herkesin istediği buyken.
ebru sinaner
çizgisinden en şaşmayan bu kadındı. yeri geldi yaşıyla bile dalga geçildi ama. büyük ihtimalle barış'ın suçunu örtbas etmeye çalışacağı için kınanacak. oysa o bir anne.
aynur hanım
kimse belaya göz göre göre bulaşmaz. aynur hanım-sami ilişkisinin kısa ayrılığını handan hanıma yüklediler. oysa ki gerçekten ilk olarak çocuğunu düşünen hiç bir kadın böyle şeylerin yanına yaklaşmaz. ne olursa olsun.
kuzey güney'in en büyük eksikliği -yani saatinin kısılması, prime time kuşağından çıkması, az reytingi- kendi kadınlarına yaptığı muameledir. rakibi demiyorum çünkü muhteşem yüzyıl, kuzey güney'in ulaşamayacağı bir yerde ama aynı gün olmalarını karşılaştırırsak eğer; hürrem'i insanlar sevmese de güçlü bir kadın olduğu için, erkek egemen osmanlı da söz sahibi olduğu için izliyoruz. kuzey güney'in kadınları gibi umutsuz olmadığı için izliyoruz. çok da zor değildi bunu yapmak. ferhunde, bihter ve firdevs hanımı da bu yüzden seyrediyorduk çünkü.
konulara gelirsek; cemre'nin evlilik tazminatı yeni gündemimiz olacak şimdi. babasından kalan para bir işe yarar mı bilmem ama belki de cemre o parayı ödeyemediği için hapse girecek. bir başka ihtimal de simay'ın kendisine hakaret ettiği için barış'a bir zarar vermesi ve suçun cemreye kalması. hatta güney buna şahit bile olabilir. cemre ile kuzey birlikte olmasın diye sessiz kalabilir. bu sessiz ortaklıkta simay-güney ilişkisini başlatabilir. nasıl olsa bu dizi sezon sonuna kadar gidecek. bir büyülü hikayesi de yok istenildiği kadar şey olabilir. oysa mükemmel bir şey izleyebilirdik. sadece tarzını sevdiğim için izliyorum. yoksa hikaye hiç tatmin edici değil.
14 Şubat 2013 Perşembe
kuzey güney: repeat after me!
kuzey güney geçen hafta olmadığı gibi bu haftada 1.bölümünün konusunu, farklı kurgu ve senaryoyla çekip izletti bizlere. söylemem gerek ki artık kuzey güney'in ana konularının hiçbirisiyle ilgilenmiyorum. yok infazlar yakılmış yok güney'in suçları hep kardeşi kuzey'in üstüne kalmış hiç umurumda değil. gerçi ben artık kuzey ile güney'in kardeş olma muhabbetini senaristlerin unuttuklarını düşünüyorum. zira hiç bir kardeşlik belirtisi yok aralarında. güney inanılmaz bir şekilde çok kötü oldu. ona haksızlık yapıldığını düşünüyorum kuzey'i yükseltmek için. neyse artık dizide odaklandığım konular yan karakterler ve onların durum komedileri. aynur hanımın kuzey küfür ederken ki ifadesi, gülten hanımın 'alışın bu kalp çarpıntılarına' demesi sonra aynur hanımın, handan hanımın favori hareketi olan ellerini göğüs hizasında birleştirmesi, kısacası handanlaşması mükemmeldi. o kadar eğleniyorum ki o küçük ayrıntılarda ana konu ile ilgili gelişmelerin olduğu sahnelerde çok canım sıkılıyor.
kuzeyden nefret etmemiz için bir sürü sebep daha oldu bu bölüm. tam bir baş belası kuzey, çekilmez insan. demet'e de ayrı sinir oldum. kuzey'in karşısında dikilip 'sana ne be' diyemedi. en güzel tepkiyi yine simayım verdi. kuzey'i kovdu şeref'in evinden aşkım. ve buradan anladık ki simay, şeref'in evini de sahiplenmiş. ben demiştim size.
zenginler kulübünden ise bu hafta cemreyi uğurladık. valla işte uslu durmazsan sonun bu olur. otur işte kıçının üstünde rahat mı battı? şimdi o kolye yüzünden barışla aralarında bir husumet geçecek hapislere de düşeceksin. manyağın biri-olmadığı halde-ferhat'ın katili benim dedi ya şimdi kuzey çıkacak sen gireceksin içeri. sırayla kör olup birbirlerini bulamayan mıymıntı aşıklar gibi olacaksınız. güney ile melda yalgın'a bakarsak eğer(melda'nın da soyadını yalgan zannediyordum bu bölüme kadar) birden tepeden inme olan bu ilişki çok garip ancak melda yalgın ile ilgili her şeyi çok seviyorum ve o karakterde bana komik geliyor. şuurunu kaybetmiş hali bile dizideki diğer bütün kadınları donundan çıkaran banucuğum ise bize yine üzdü. o kız mutlu olsun istiyorum sonunda ya valla. zenginlerle ilgili son notum ise: burak çatalcalı ne zaman ölecek ya çok sıkıldım. ondanda venüsten de zeynepten de(zeynep zenginlerden değil haaa). üçü bir gece birlikte yemek yerken zehirlenip ölemezler mi ya?
birinci sezon için hiç olay olmadı demiştim ama bu sezon çok olay oluyor da ne oluyor. hiç hissedemiyoruz o olayların ağırlığını. kuzey-cemre aşkı bile(şimdi de aralarında hiç bir şey yok ama) cemre, kuzey'in peşinde paçavra olmadan önce daha güzeldi. böyle kuzey'in ona ters terse cevap verişleri, cemre'nin yaramaz çocuk muamelesi yapması filan baya iyiydi. şimdi artık elimizdekilere yani yazımın başında bahsettiğim komikliklere bakacağız.
8 Şubat 2013 Cuma
dört yapraklı glee
glee yazılarım bir kaç bölümü içere içere ilerliyor. aslında bölümlük yazmak istiyorum ama normal yayınla birlikte gitmediğim için yapmıyorum. ama merak etmeyin az kaldı. bir kaç bölüm sonra yetişeceğim.
4.04 ayrılıklarla dolu bir bölümündü. resmi olarak tek ayrılmayan çiftimiz emma-will ikilisiydi. zaten onların ayrılıp ayrılmamasının bence pek bir önemi yok. rachel-finn çiftinin ayrılığına gelirsek eğer; rachel'ın finn'i aldattığını düşünmüyorum. çünkü finn, rachel'ı serbest bırakmıştı. ama ben bu ayrılığın galibinin finn olmasını istiyorum. saçını öyle dalgalı yapıp uçlarına sarılar attırarak ve o dar dar elbiseleri giyerek güzel ve seksi olmuyorsun rachel hala bir gargamelsin ve fark ettim ki kendini bir şey sanmaya başlayınca sana iyice gıcık oldum. finn'in saçlarını ise çok beğendim. kurt-blaine aşkının bitmesine sevindim. kurt'ün sırtındaki yüklerden kurtulması gerekiyordu. blaine de beni yanıltmadı ne mal olduğunu ortaya çıkardı pislik. santana-brittany ayrılığı ise en masumu ve en üzücüsüydü.. tabii ki santana, brittany'i incitmemek için ondan ayrılacaktı.
4.05 ise bize yeni finn hudsonımızı kazandırdı. bu çocuğu da sevdim ben. eğlenceli. ama bir konu canımı sıktı. zaten jake, samciğimin rolünden çalıyor birde bu piyasaya çıktı iyice az gözükecek şimdi sarı kanaryam. bu bölümün en hoş anları mercedes ve mike chang'in dönüşüydü kesinlikle. bölüm içerisinde o ses glee yayını da yapıldı fark etmedim değil. finn, artie, mercedes ve mike chang'in jüri halleri çok uygundu. bu arada finn, sueya söylediklerin yüzünden senden nefret ediyorum. glee kulübünün eğitmeni olmanı istemiyorum.
4.06 grease bölümüydü biliyorsunuz. blaine kadar altı kaval üstü şişhane bir insan görmedim. yüzü iyi ama gerisi beş para etmez adamın. sugar mottacığım ise harika. tarif edilemez bir şekilde seviyorum onu. brittany ile ikili ikili görülüyorlar sahnelerde. ikisi iyi arkadaş olsun çok istiyorum. bu bölümle ilgili son söyleyeceğim ise rachel ve kurt'ün o gıcık gıcık, hayatın sillesini yemiş çatısız kadınlar triplerinin çekilmez olduğu.
.jpg)
4.07, 4.sezonun yayınlanan en komik bölümüydü. takımın bir arada olduğu bölümlerde eğlendiğim kadar eğlenmesem de güzeldi. jake-ryder ve marley-kitty düetleri eğlenceliydi. finn de jake-ryder kavgasını ayırarak iyice will'e bağladı. bu arada warblerların yeni lideri hunter clarington'u tuttum. kucağında iran kedisiyle döndüğü sahne, roket takımı göndermesinde son noktaydı. bir de söylemek zorundayım: bir quinn fabray veya bir santana lopez olmasa da galiba kitty wilde'ı bu bölümden itibaren seviyorum. tipine bakamıyorum o ayrı. bu bölümün bonusu ise sevgili sebastian'ı yeniden görmekti.
vee şarkılar...
4.04'ten finn hudson, rachel berry, blaine anderson ve kurt hummel düeti, don't speak
4.05'den finn hudson ve ryder lynn işbirliğiyle juke box hero
4.06 da ise santana lopez, cassandra july ve wade 'unigue' adams triosundan there are worse things i could do
4.07'den ise marley rose ve kitty wilde düetiyle holding out for a hero
sırada thanksgiving bölümü 4.08 var. yabancı dizilerin thanksgiving bölümlerini hep çok sevmişimdir. üstelik bu sefer iki kat mutluyum çünkü 4.08 de quinn fabray var. al kalbim aklımı ki zaten bende değğğil!
4.04 ayrılıklarla dolu bir bölümündü. resmi olarak tek ayrılmayan çiftimiz emma-will ikilisiydi. zaten onların ayrılıp ayrılmamasının bence pek bir önemi yok. rachel-finn çiftinin ayrılığına gelirsek eğer; rachel'ın finn'i aldattığını düşünmüyorum. çünkü finn, rachel'ı serbest bırakmıştı. ama ben bu ayrılığın galibinin finn olmasını istiyorum. saçını öyle dalgalı yapıp uçlarına sarılar attırarak ve o dar dar elbiseleri giyerek güzel ve seksi olmuyorsun rachel hala bir gargamelsin ve fark ettim ki kendini bir şey sanmaya başlayınca sana iyice gıcık oldum. finn'in saçlarını ise çok beğendim. kurt-blaine aşkının bitmesine sevindim. kurt'ün sırtındaki yüklerden kurtulması gerekiyordu. blaine de beni yanıltmadı ne mal olduğunu ortaya çıkardı pislik. santana-brittany ayrılığı ise en masumu ve en üzücüsüydü.. tabii ki santana, brittany'i incitmemek için ondan ayrılacaktı.
4.05 ise bize yeni finn hudsonımızı kazandırdı. bu çocuğu da sevdim ben. eğlenceli. ama bir konu canımı sıktı. zaten jake, samciğimin rolünden çalıyor birde bu piyasaya çıktı iyice az gözükecek şimdi sarı kanaryam. bu bölümün en hoş anları mercedes ve mike chang'in dönüşüydü kesinlikle. bölüm içerisinde o ses glee yayını da yapıldı fark etmedim değil. finn, artie, mercedes ve mike chang'in jüri halleri çok uygundu. bu arada finn, sueya söylediklerin yüzünden senden nefret ediyorum. glee kulübünün eğitmeni olmanı istemiyorum.
4.06 grease bölümüydü biliyorsunuz. blaine kadar altı kaval üstü şişhane bir insan görmedim. yüzü iyi ama gerisi beş para etmez adamın. sugar mottacığım ise harika. tarif edilemez bir şekilde seviyorum onu. brittany ile ikili ikili görülüyorlar sahnelerde. ikisi iyi arkadaş olsun çok istiyorum. bu bölümle ilgili son söyleyeceğim ise rachel ve kurt'ün o gıcık gıcık, hayatın sillesini yemiş çatısız kadınlar triplerinin çekilmez olduğu.
.jpg)
4.07, 4.sezonun yayınlanan en komik bölümüydü. takımın bir arada olduğu bölümlerde eğlendiğim kadar eğlenmesem de güzeldi. jake-ryder ve marley-kitty düetleri eğlenceliydi. finn de jake-ryder kavgasını ayırarak iyice will'e bağladı. bu arada warblerların yeni lideri hunter clarington'u tuttum. kucağında iran kedisiyle döndüğü sahne, roket takımı göndermesinde son noktaydı. bir de söylemek zorundayım: bir quinn fabray veya bir santana lopez olmasa da galiba kitty wilde'ı bu bölümden itibaren seviyorum. tipine bakamıyorum o ayrı. bu bölümün bonusu ise sevgili sebastian'ı yeniden görmekti.vee şarkılar...
4.04'ten finn hudson, rachel berry, blaine anderson ve kurt hummel düeti, don't speak
4.05'den finn hudson ve ryder lynn işbirliğiyle juke box hero
4.06 da ise santana lopez, cassandra july ve wade 'unigue' adams triosundan there are worse things i could do
4.07'den ise marley rose ve kitty wilde düetiyle holding out for a hero
sırada thanksgiving bölümü 4.08 var. yabancı dizilerin thanksgiving bölümlerini hep çok sevmişimdir. üstelik bu sefer iki kat mutluyum çünkü 4.08 de quinn fabray var. al kalbim aklımı ki zaten bende değğğil!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















.jpg)
.jpg)


.jpg)

