19 Ocak 2013 Cumartesi

kuzey güney: arzu'nun yolu



bölümler sonra benim bir iki sahne dışında gözlerimi devirerek izlemediğim bir kuzey güney vardı bu hafta. öncelikle itiraf etmeliyim bende muhteşem yüzyıl: pargalı suikasti/winter is coming'i izledim. ancak tabii ki sonra kuzey güney'i de izledim.
başlığımızdan da anlayacağınız üzere bu yazının ateşlenme konusu simay yani arzu. kıyamam ben sana aşkım ya nasıl da paralar biriktiriyor, hesaplar açıyor hem de ay yapımın tüm dizilerindeki karakterlerin hepsinin müşterisi olduğu tarabankta. ya ne olurdu firdevs hanım ile ferhunde karşılaşsaydı şu tarabank şubelerinin birinde ha? valla bu konuda çok kırgınımi çok gönül koyuyorum ay yapım'a.
neyse simayıma gelirsek efendim; bu kızcağızımız gayet normal bir şekilde bir gece çıkmasında eğlenirken kuzey ile tanışmıştır. kuzey ilk adımda o gece kulübüne kızları ayartmak için tekneyle gelmiş, teknesi var izlenimi yaratmıştır. e şimdi simay da seviyor böyle şeyleri çocuğunda tipi baya düzgün, dedi ben bunu kafalarım. e tabi sonra eve giderken kuzey'in teknesi meknesi olmadığı ortaya çıktı. ama simaycığım yine de kuzeyi eve götürdü bir güzel yattılar kalktılar filan. işte daha o an kuzey'in teknesi olmadığı ortaya çıktığında kuzey şimdi eve götürmekten vazgeçtin mi gibilerinden bir şey söyleyince simay 'hadi yürü' gibi bir şey demişti. ben orada dedim buz kızdan olacak. sonra gel zaman git zaman kuzey 'o kaddar da dikkat ettik yauu' demesine rağmen simay hamile kalınca evlenmek zorunda kaldılar.ama kuzey, hamile olduğunu öğrendikten sonra iki gün sırra kadem basınca(tamam kör dövüş filan yapıyordun da kuzey benim bildiğim kadarıyla kör olmak bir telefon açıp konuşamayacağın anlamına gelmiyor) kızcağız aldırdı çocuğu. kuzeyde ortaya çıkıp 'evlenecez' dediğinde simayım memlekete geri dönmemek için söylemedi olanı biteni. daha sonrası daha fena: babası silahla vurdu önce sonra tekinoğullarına yerleşince evde handan cadalozunun türlü türlü eziyetleri, kuzey'in hırtlıkları ve histerik aşıkları(cemre ve zeynep)... neyse sonra sümer olayı oldu. bak orada da büyük haksızlık oldu kıza. kızcağız sümer ile bir kere bile öpüşmemişken kuzey, zeynep ile buldukları her yerde french french takılıyorlardı. sonra sümer yüzünden kapı dışarı ve takkadanak ferhat'ın kollarına. bu arada bir de handan hanım babasını öldürdü. ondan sonrada dövülüp çöplere mi atılmadı, helikopterlerle mi kaçırılmadı, silahlı saldırılara mı uğramadı, ferhat annesini öldürdü sonra zeynep iftiralar atti da işte arzu oldu. buraya kadar böyle ama bundan sonra ne olacağı belli. kutusundan çıkardığı elinde güney'in kol düğmesiyle aynaya bakarken anladım ki artık her şey güzel olacak.




ben güney'in tamamen katı olduğunu düşünmüyorum olanlar konusunda. banudan özür dilerken ve tekinoğlu evinde odasında ağlarken samimiydi bence. ama banu'nun şirketteki imza haklarını alırken de samimiydi. güney tek yönlü bir insan değil. aynı anda sevgi ve nefreti iç içe hissedebilecek bir insan. bu arada benim anlamadığım kuzey neden güney'in özgürlüğü için bir engel olsun? hem kuzey ve cemreyi kurtarmış hem de kuzey'in baş düşmanını öldürmüş olduğu için mi? bence kuzey, güney'e duacı olsun. neyse kuzey'in üstüne fazla gitmeyeceğim bu sefer. nedenini en son söyleyeceğim.




ya barış hakmen senin için insanlar neden sokaklarda eylem yapmıyorlar ben anlamıyorum. temizlik takıntısı, böyle cemre ile ilişkisinin 'birbirimizden tiksiniyoruz ama her gün konuşmadan da edemiyoruz' havası yani çok iyi, çok. ama itiraf etmeliyim ki bu kadar barış hakmen taraftarı bir insan olsam da melda yalgan'ı klas hareketi için tebrik ediyorum. ondan beklediğim de buydu. işte güney bölümünde sevgi ve nefretin aynı anda olmasından bahsettim ya aynı onun gibi herkesi de hep destekleyemeyiz. lafı şuraya getirmeye çalışıyorum: yeni saç rengini desteklemiyoruz melda yalgan! yalnız barış ağladı ya orada içimden bir şeyler koptu.  bu kısımda venüsten de bahsetmek istiyorum. barış buna tekmeyi vurduktan sonra hayır etmedi. önce burak çatalcalıdan nemalanmaya çalıştı şimdi de kuzey ve sami'nin ikamet ettiği tekinoğlu evine kapağı atmaya çalışıyor. handanların, güneylerin, simayların kurtulmak için bir yerleri yırttığı yere koskoca venüs tezerel sığıntı oldu bak bak.



işte gözlerimi devirdiğim sahneler bunlardı canlarım. cemre ve demet'in konuşması o kadar samimiyetsiz o kadar klişelerle doluydu ki. dizilerde/filmlerde bu sevdiği ölen ve başka birisine hisleri olan karaktere hep mi aynı sözler söylenir? bir de karşılıklı oturmuşlar cemre'nin boynunda kuzey'in hediye ettiği pusula, demet'in boynunda ali'nin nişan yüzüğü. içlerime fenalıklar geldi böyle boyunlarından söküp alasım geldi. valla iki serseri kızların hayatlarının içine ettiler. neyse ki demet-şeref ilişkisi böyle bitmeyecek onu biliyorum ya yeter bana. ha bir de ebru sinaner'e helal olsun. kadın herkesi yolladı köşkten. önce handan hanım gitti sonra cemre mahallesine döndü. en sonda kızını da tımarhaneye yolladı kadın. biz handan mı önce gidecek cemre mi diye düşünürken kadın bütün belaları aynı anda savdı başından. ama uzun sürmez haftaya handan hanım ile cemre dayanırlar köşkün kapısına yakında da banu geri döner. bu arada galiba ikinci beşir vakasıyla karşı karşıyayız. cemre de aşkından verem olup ölmek üzere.
bu kısımda bir de yine bir 'ben haklı çıktım' bildirimi yapmak istiyorum. ben size cemre, banu'dan daha deli demiştim. kuzey ile skypedan konuşurken kendini kapatıp kuzey'i öptü ya orada yuh dedim YUH!
PS: açıkçası ben kuzey'in teknoloji ile arasının bu kadar iyi olmasına şaşırdım ha...


aferim zeynep aferim çamurunu bulaştırmadığın bir can bey kalmıştı onunda başını yedin aferim. ne diye götürdün adamı oralara? hani yani oradaki abazalar bir boşluk bulsa can beyciğimi götürecekler. ayrıca hiç yalnız gidemem diye korkmana gerek yoktu sana kimse dokunmaz kızım, kimse beğenmez seni. bir de bu cart sarı kazakla kurumsal bir şirkete işe mi gidilir ya sen ne yapıyorsun kızım ya? haa bir de hadi simay'a kimse inanmaz ama kuzey ve cemre, gazete olayının arkasında zeynep'in olduğunu birilerine söylemeyi düşünmüyorlar mı?




işte bu bölüm kuzey'e kızamamamın sebebi: çiko. kuzey adeta bir çiko oldu son sahnede. şimdi ertesi güne geçtik kuzeyden haber alamadık filan ya kesin bir yerlerde ağlıyor çiko. önce bir simay'a salyaları aka aka bakan ayıları bir güzel telef ederde sonra ya gözaltında ya da köprü altında ağlar. yalnız haberiniz olsun önümüzdeki bölüm yine yeni yeniden sağlam bir kuzey-simay hesaplaşması geliyor sıkı durun.

valla bana en kanlısından bir hafta saray entrikası yetti. kuzey-cemre-güney üçlüsü gibi bende mahalleme döndüm!

14 Ocak 2013 Pazartesi

güney tekinoğlu nasıl Darth Vader oldu?






kısa bir aradan sonra kuzey güney yazısı ile karşınızdayım. bu ara '...... ayrıntıda gizlidir' ve '...... nasıl ......oldu?' gibi konsept yazıları ile devam ediyorum sayfama. ve evet sonunda mutluyum. güney'in tamamen dark sidea geçmiş olmasına bozulacağımı düşündünüz belki. çünkü uzun zamandır onun aslında black sheep olmadığını, üzerine gidildiğini söylüyordum. ancak benim derdim güney'in kötü olması değil haksızlığa uğramasıydı. şimdi gerçekten kötü sıfatını hak etti güney. ve açıkçası artık kuzeyin saldırılarına karşı eli bağlı oturmadığı için memnunum. güney, kendini ve canım sinanerleri kurtardı. bunun için o kadar mutluyum ki. ama yine de kuzeyin basın toplantısı yalanları ile güneye oyun yapınca sempatik, güney böyle oyunlar çevirince tırnaksız olunca sinirleniyorum. bir de burak çatalcalının vekaletini almış gelmiş salak, güneye hava atıyor(burak çatalcalıya buradan başından büyük işlere bulaşma diyorum bak böyle her şey senin üstüne kalır geri zekalı) . ahh kuzey ahh bu kadar zenginlerden nefret ettiğini bilmiyordum. bunu yazanda sen misin yoksa?


resmen bunu yazarken gözümün önündesin kuzey tekinoğlu.....
kuzeyden konu açılmışken arada unutup sonra hatırladıkları ali mevzusu yüzünden demet ile çok gereksiz sahneleri vardı. bir de sanki ali'nin acısı bir tek demet ve kuzey'i yakmış gibi ali'nin abisi ve yengesini bize kötü ve dedikoducu gösterdiler ya. bütün bunların dışında demet'in de kısmeti açıldı ha. gerçi şeref'in aşk ilanı o kadar basitti ki. sanki pepee izledik kalp çarpıntısı haa evet . çişimizde tuvalete şerefçiğim





bu bölüm banunun deliliği nüksetti biliyorsunuz. çok üzülüyorum banu için. ancak karakteri adına dolu bir bölümdü. cemre ile de diyalogları tuttu bence iyi anlaşabilirler. gülten hanımın banu'nun cemreyi kaçırması ve cemre'nin iyi kız miyi kız demelerine stockholm sendromundan bahsetmesi ama adını hatırlayamaması iyiydi. neyse biliyorsunuz banu, bölümün sonunda güney'in ferhat'ı öldürdüğünü anladığı için güney'in barış ve ebru hanıma destek vermesi üzerine tımarhaneye doğru yol almaya başladı. güney bu sahnelerde kanımızı dondurmuş olabilir. banuya yaptıkları için üzüldüm ama çok kızamadım. şimdi banu bölüm sonunda kuzey'i arayıp katilin güney olduğunu söyledi ya, bu böyle gitmez arkadaşlar. kötü adamın karısı diye adlandırabileceğimiz literatürdeki bu karakter kötü adamla birlikte kötülük yaparak başlar sonra aralarda kendi canı yandığı için sevdiği adama öfkeli olduğu için iyi tarafa geçer gibi olur ancak sona doğru ya elindekileri kötü adama karşı kullanır ya da onun hep destekçisi olur. banu da büyük ihtimalle kuzey kendisini arayıp sorduğu zamanlarda akıl hastanesinde olacak. bir süre akli dengesi yerinde olmadığı için sözüne itibar edilmeyecek sonra da tekrar güney'in safına geçecek. ancak sona doğru ne olur bilemem. lakin güneye ihanet etmesi veya etmemesi pek bir sürpriz olmaz. bu arada banu'nun deliliğini geçtim dizinin en manyağı cemre ha. kuzeyi gördüğü her yerde ağzı sulana sulana 'birlikte olacağız da olacağız' kuzey de buna 'benimlen ilgili umudlarını kes' diyor kız hala bibikte bibik. hayır zaten doğru düzgün bir şey yaşamadan bu kadar aşık olmanda çok aptalca cemre. yanlış anlamayın burada cemre'nin vajinismus olmasından bahsetmiyorum. ya daha bunlar bırak sinemaya gitmeyi el ele bile tutuşmadılar. sevgili olmayı bırak çıkmadılar bile. ilk kavgalarını yapıp barışmadılar bile. bak söylüyorum birleşirse bu iki salak kesin ayrılırlar. cemre, barış diye diye kafasını handan hanım ve simay artığı tekinoğlu evinin duvarlarına vuracak sonra. bak ne güzel barışla oturuyorsunuz kalkıyorsunuz. yemekler, şaraplar, şoförler... barış kanepede uyuyor filan sen televizyon seyrediyorsun.. ne güzel hayat hem bak sekste yok tam senlik cemre.



ya aşkım sen nasıl bir karakter oldun ya? gün geçtikçe daha da karizma daha da harika oluyorsun. canım simayım benim. zaten mahkemede avukatının kuzey'e ilettiği sözlerin ile kuzey'e gerçek bir insanlık dersi verdin. şimdide dizinin hafta boyunca en çok konuşulan sahnesinde sen vardın. ve ilan ediyorum: simay canaş officially tanrısal karakter oldu. kim tutar seni simayım, hedef: sinanerlerin kasası. tatlışımın suçsuz, suçlunun zeynep üç tutam saç olduğunun anlaşılmasına sevindim ama tam olarak tatmin olmadım. yalnız zeynep'in tüm bölüm boyunca sadece simaydan özür dilemek için etraflarda dolanması güzeldi, biraz zevklendim.




biliyorsunuz geçen bölüm handan hanım, sinaner köşkündeki ikinci raundunu da kaybetti. banu'nun suratına sıçması ile ne olduğunu bilemeyerek köşkten dımdızlak gitmiş ve simay'ın evine yerleşmişti. şimdi orayı da terk etti. ama terk etmeden önce o pislik eski kocasının kısmetine engel oldu. samişin manitası aynur hanım( ki oynayan neslihan yelden benim çok beğendiğim bir oyuncudur), handan hanımın samişin nasıl bir hayvan olduğunu anlatması ile samişi terk etti(ay handan hanımın apartmana girerken kapıcıya 'ona iğne yapacağım' demesi ece yörenç-melek gençoğlu ikilisinin yıllar önce senaryo ekibinde bulundukları mahallenin muhtarlarındaki iğneci handana güzel bir göndermeydi). buraya kadar her şey tamam ancak sonrasında gerçekleşen olaylar biraz canımı sıktı. samişin aynur hanımla kızımlı-yavrumlu-güzelimli konuşması ise zaten midemi bulandırdı. şimdi buradan anlamamız gereken handan hanımın yıllarca samişin kötü muamelesini hak etmiş olduğu mu? dayağı, hizmetçi gibi kullanılmayı hak mı etti bu kadın sırf daha fazlasını istediği için. ayrıca neden bunca yıl eziyet çekmiş handan hanım sosyeteden şöyle emekli naif bir adamla tanışmadı da samiş hayvanının hayatına biri girdi? umarım aynur, samişe dönmezde yaptıklarının bedelini biraz da samiş dayakçısı da öder. geçmişte kuzey yüzünden güneyin yaptığı kaza(bakın KUZEY YÜZÜNDEN güneyin yaptığı kaza dedim) ile ilgili samişin vicdan azabı ise beni sadece güldürdü. kazanın meydana gelme evresinde handan hanımın hiç bir suçu yok samiş! bir de kavga ederlerken handan hanım, samişe 'burada da belli etme kendini' dedi ancak onun doğrusu 'ne mal olduğunu burada da gösterme' dir.

daha önceki bölümlerde set işçisinin arkadan gözükmesi ve aynı sahnedeki ışıkların birbirini tutmaması problemleri kuzey güney'in büyük potları biliyorsunuz. bu bölümde ise-yanılıyor olabilirim-handan hanımın aynur ile konuştuğu sahnelerin bir kısmı sesli bir kısmı ise dublaj yapılarak çekilmiş. bir de şu flashback olayını abarttılar. sırf heyecan olsun diye bazı sahneleri flashback yapıyorlar karakterlerde bunları saçma yerlerde hatırlıyor. aynı ferhat'ın vurulma olayında önce öldüren güney gibi gösterip sonra dolandırıp dolandırıp çok saçma bir sahnede güney olduğunu kesinleştirmeleri ya da aynısını burak çatalcalı'nın arabasını barışın bozmasında yaptıkları gibi. 20 dakika ile ilgili yazımda karakter doğallaştırması konusunda ece yörenç-melek gençoğlu ikilisinin iyi olduğunu söylemiştim burada da şüphe ve ters köşe konusunda kerem deren'in iyi olduğunu söylemek zorundayım.

kuzey güney uzun zamandır olmadığı kadar eğlenceliydi bu bölüm. kadrosuna şah sultan rolü ile deniz çakır'ı dahil etmiş ve bu hafta pargalının ipini çekecek olan muhteşem yüzyıl karşısında güney-banu-kuzey gerilimi işe yaramayacak biliyorum. ama sanki olaylar toparlanmaya başladı yakında kuzey güneyin eski tadını alacağız gibi.

















13 Ocak 2013 Pazar

intikam ayrıntıda gizlidir






2013'ün en iddialı yapımı intikam ikinci bölümü ile karşımızdaydı. artık uyarlandığı revenge ile onu karşılaştırmayacağım. zaten uyarlamaları da böyle ele almak gerektiğini düşünüyorum. ancak öncelikle yerli dizilerimiz ile yabancı dizilerimiz arasında olan bir farktan bahsedeceğim, genel olarak.
biliyorsunuz yabancı dizilerde recurring cast olayı baya önemli. dizinin sürekli oyuncularından çok daha büyük starlar konuk oyuncu olarak geliyorlar ve bu yapım adına da gelen oyuncu adına da çok yararlı bir süreç oluyor. yerli dizilerimizde bu konu oldukça sıkıntılı. bizde recurring cast olayı olmadığı için, daha doğrusu yapımcılar bunun nasıl yapılacağını bilmediği için oyuncularda bu duruma sıcak bakmıyor ve izleyici için bu durum 'geçici, önemsiz' olarak algılanıyor. intikamda da ikinci bölümde babasına ihanet ettiği için yağmur'un batırdığı adamla ilgili sahneler ve oyuncu seçimi biraz geçiştirici olmuş. adamın batması ve ya hapse girmesi önemsiz bir konu gibi verilmiş. oysa ki bölümün aksiyonu bu olaydı. ana konudan uzaklaşmadan bölüm öyküsü yazmak sektörde oturmadığı için-özellikle dramalarda-bu sıkıntıyı yaşadık.




biliyorsunuz modada göstere göstere şıklık çok gerilerde kaldı. bunu kötü anlamda söylemiyorum bu modanın, trendlerin doğal bir evresi. şatafatlı ve gözümüze soka soka trend yapmak pek tutmuyor artık. intikam kıyafetleri ile aşk-ı memnu'nun etkisini yaratmaya çalışıyor ya da bizim görmek istediğimiz bu etki bilmiyorum. ama unutulmaması gereken şey aşk-ı memnu da bihter'in giydiği her şey patlıyordu, yani bihter zaten patlamış şeyleri giymiyordu. geçtiğimiz bölümde ise bu kışın yıldızı boğazlı kazak her çeşidi ile neredeyse tüm karakterlerde kullanılmıştı. tamam evet bu boğazlı kazağa geri dönüşü bende çok sevdim ancak trend olan bir şeyi kullanmak ve bir şeyi trend etmek arasındaki farkı düşününce biraz hazıra konmak gibi durmuş. ikinci sıkıntı noktası ise belirttiğim herkesin giymesi olayı. yani farklı tarzı olan insanlar yok mu bu dizide? herkesi aynı kişinin giydirdiği o kadar belli ki. üstelik belirli bir parçayı öncelikle sadece bir karakterde kullanmanın daha olgun bir davranış olduğunu düşünüyorum.

en başta da dediğim gibi gayet başarılı buluyorum intikamı ancak şu recurring cast olayı ve kıyafetlerde sıkıntı var. mesela tyler barrol'u kim oynayacak merak konusu. gerçi ben onu intikam'a dahil edeceklerini bile sanmıyorum ama. neyse madem recurring cast olayını yapamıyoruz, uyarlama dizilere benim tavsiyem yabancı dizilerde sürekli oyuncuların sayısı az olduğu için uyarladığınız yabancı dizilerdeki sezon içerisinde gelip giden bazı karakterleri-hikayenin gidişatına uygun olarak-en baştan diziye monte edebilirler. hem bu uyarlama dizininde yerelleşmesini sağlar. bu arada nejat işler daha gerçekçi oynayabilir mi lütfen? ha bir de arsoyların yalısı sanki orada değilmiş gibi. photoshop kullanarak yalı ile bulunduğu arazi birleştirilmiş gibi.
ayrıntılar önemlidir.

9 Ocak 2013 Çarşamba

20 bıçak darbesi




welcome back tuba büyüküstün!
sevgili tuba büyüküstün'ü bu sefer klişe bir esas kız rolünde görmediğimiz için çok mutluyum. dizi başlamadan önce rol için ilker aksumdan emin olmadığımı söylemiştim. izleyince de bir şey değişmedi. ilker aksum'u çok severim, gerçekten harika bir oyuncu. ancak ben ilker aksumun karakter rollerinde ilerlemesi gerektiğini düşünüyorum. güz sancısı filminde ve muhteşem yüzyıl'in pilotunda mükemmel derecede kötü karakterlere hayat vermişti. kendisini artık hafızalardan silinmeyecek bir kötü karakter rolünde görmek istiyoruz. üstelik ali karakteri kerem deren ve pınar bulut'un kaleminin karakterlerinin teknik olmasını çok yansıtıyor. teknik derken yani biraz duygu eksikliği demeye çalışıyorum. mesela ezel, kerpeten ali, cengiz, eyşan hepsi biraz teknikti, hepsi bir sonraki duygusunu bile bile oynuyordu. geçişler sertti. pınar bulut'un suskunlarında da ecevit, sarı hepsi robot gibiydi, kurulmuşladı. suskunlarda bir tek berk hakman yani gurur bunu hissettirmiyordu. kerem deren'in sadece uçurum'un da böyle problemler yoktu. oradaki herkes gayet doğaldı. karakterin teknikliğini minimuma indirme konusunda konusunda ece yörenç ve melek gençoğlu gayet başarılı mesela. senaryoya yazdıkları ayrıntılarla her karakter bakışı ile el hareketi ile ne düşündüğünü doğal bir şekilde belli ediyor. 20 dakikada ise ilker aksum'un rolü için senaryo yazılırken fazla uğraşıldığı karakterin teknikliğinden belli oluyor(çünkü senaryo yazım formatları ece-melek gibi değil, üstüne düşünülen karakter gelişinden dolayı teknik oluyor). ancak çoğunluk izleyici beğenmemiş olsa da ben tuba büyüküstüne rolü çok yakıştırdım ve gayet başarılı buldum. kendini tekrar etmemiş ama genel tuba büyüküstün tarzını hissettiriyor rolünde. mesela kendisine özellik olarak verilen şeyler oldukça klişe: bilinci gidiyor, sinir krizi geçiriyor, kocasından daha baskın ancak tuba büyüküstün, melekte bunu oldukça doğal yansıtıyor. fırat çelik ise 20 dakika da melek'e aşık olacak komiser ozan'ı canlandırıyor. fatmagülün suçu ne'nin erkek oyuncularının kaderi hayatlarına polis rolü ile devam etmek galiba. engin akyürekte rıza babanın yokluğunda arka sokaklara katılsın bari. oradaki yeni baş komiseri tolga 1kenden beri sevmem. neyse ben ozan'ı sevdim, yakışmış polislik. öğretmen kemal ise kedi rolünde. o adamı da severim ancak kesinlikle rollerine en iyi oturanlar metin çekmez ve ipek bilgin.herhalde ustalıktan şu teknik durum onlarda yok. duru adındaki ali ile melek'in kızlarını da sevdim, o kızdan baya malzeme çıkacak.
şimdi olaylara gelirsek. yok başka filmden çalıntı olan filmden çalıntı dizi filan demeyeceğim. olabilir gayet doğal. bütün sanat camiası zaten esinlenme ile dönüyor, diziler neden yapmasın. ben ilk bölümü izlerken suçlunun açık ve net melek olduğunu düşünmüştüm. ancak ikinci bölümü izlerken melek'in suçlu olduğuna dair verilen aşırı ipuçları yüzünden biraz şüpheye düştüm. kerem deren bu ters köşe olayını iyi yapıyor. ama 20 dakikadan ziyade bence önemli olan 20 bıçak darbesi ve bıçaklanan söz konusu adamın karısının ozan'a 'kadınlar' demesi. bence karşımızda yeni bir orient ekspresi cinayeti vakası var.
yeni yıldan sonra sezon başına göre daha iyi yapımlar olacak demiştim. yeni yıla kalmaz dediğim bütün dizilerde bitti. 20 dakika ise bu sezonu bitirir ancak bütün senaristlerimizin düştüğü ikinci sezon çorbalama evresine girerse bizim izleyicimiz zaten karışık olan bir diziyi bir de çorbalarken kaldıramaz. bu yüzden ali'nin karısını başarılı bir şekilde hapisten kaçırması sezon finaline denk geleceği için(bakın BAŞARILI diyorum, yani sezon finalinden önce bir girişim daha olabilir) ikinci sezon için iyi bir ana öykü bulmaları gerek. uçurum ve suskunlara olduğu gibi olmasın, ikinci sezonunun başında bitmesin 20 dakika. bitmesin istiyorum çünkü hem diziyi sevdim hem de böyle diziler gelecek yapımlar için altyapı.
hadi bakalım yolun açık olsun!



ACI KAYBIMIZ


ALEV ALEV,

DOKSANLI YILLARDAKİ TELEVİZYON FİLMLERİNDE KULLANILAN KAMERA TEKNİKLERİ VE ÇOK ADİ KOSTÜMLERİ YÜZÜNDEN YAYINDAN KALDIRILDI
BİR İKİ HAFTAYA EKRANLARA VEDA EDİYOR



6 Ocak 2013 Pazar

factory'nin seçtiği en iyi 15 glee performansı


2013'ün ilk yazısında size ayrıntılı olarak glee başlangıç yazısı yazmıştım. komedi-müzikal, drama türünde bir dizi olduğu için glee'nin performansları ile ilgili bir bölümde ayırdım sayfamda. diziye başladığımdan beri kafamda karakterler için kendim şarkılar seçip kareografiler tasarlıyorum. hatta yerli şarkılardan bile bir şeyler seçtim. bazı duygusal sebeplerden ötürü glee'nin dördüncü sezonuna daha başlamadım(ama başlayacağım). bu yüzden size ilk üç sezonun şarkıları içerisinde benim en iyi 15'i mi sunacağım. müzikaliteden anlarım ancak nota bilmem; öğrenim hayatım boyunca değil fülüt çalmak solfej bile yapamazdım. kulağım iyidir, bir şarkıyı bir daha unutmam ve ritme göre hareket edebilirim. ayrıca size sunacağım bu en iyi 15'im benim etkilendiğim anları da kapsıyor. ancak spoiler olmasın diye dizi içindeki görüntüleri vermeyeceğim. zaten glee ile ilgili ilk yazımda yeterince spoiler verdim.

#15
mercedes jonestan 'bust your windows' : bu kıza agresif şarkılar yakışıyor





#14
blaine anderson ve cooper andersondan 'somebody that i used to know' : ben orijinalini ilk çıktığında seviyordum ama sonra her yerde görünce bıkmıştım ancak bu şarkıyı iki aşık arasında değil de iki kardeş arasında yaptıkları için beğendim

      




#13
mercedes jones, sam evans ve new directionstan 'summer nights' : glee'nin en iyi kızlar-erkekler karşılıklı düetiydi(kurt tabii ki kızların tarafında)





#12
wade adams ve vocal adrenalineden 'starships' : unigue çok yetenekli





#11
new directionstan 'i love new york' : çok eğlendiğim bir toplu performans





#10
holly holiday, will schuester ve new directionstan 'singin'in the rain-umbrella' karışımı : holly holiday olduğu bölümlerde ortalığı salladı valla




#9
rachel  berry ve kurt hummeldan 'don't cry for me argentina' : aslında kurt'un duygusal şarkılardaki performanslarını sevmiyorum ancak bu şarkıyı ezelden severim ve rachel ile kurt'e yakıştığını düşünüyorum




#8

quinn fabray ve rachel berryden 'i feel pretty/unpretty' : bu düette quinn'in her şeyiyle olduğu gibi sesiyle de racheldan daha güzel olduğunu anlıyoruz.





#7
santana lopez ve mercedes jonestan 'dancing queen' : tabii ki şarkının da etkisi var ama söyleyenler mercedes ve kalbimin sahibi santana olunca bir de kurt'e ithaf edilince direkt benim için en iyilerden oldu





#6
santana lopez ve noah puck puckermandan 'america' : söz konusu santana ve puck ise beğenmemem imkansız




#5

sue sylvesterdan 'vogue' : sue bence daha çok şarkı söylemeli



#4
jesse st. james ve vocal adrenalineden 'bohemian rhapsody' : jesse st. james gerçekten bir superstar



veeee ilk üç:


GÜNCELLEME: dün gece çok kötü bir kabus gördüm. santana ve sebastian kafamda çello kırıyorlardı. sonra uyanınca ipuçlarını birleştirdim. ilk dinlediğimde taptığım ve defalarca dinlediğim bir glee coverını unutmuştum(bütün bunları yazarken kendimi sue sylvester tarzı günlük tutuyor gibi hissettim).
ve üçüncü sırayı hak eden diğer glee performansını da ekliyorum.

#3.2
santana lopez ve sebastian smytheden 'smooth criminal' : devlerin aşkı gibi kötülerin düeti de büyük olur



#3.1
rachel berry ve jesse st. jamesten 'rolling in the deep' : ya adele'in söylediğinden daha çok beğendim desem?




#2
quinn fabray ve santana lopezden 'take my breath away' : muhteşem bir şarkıyı aşık olduğum iki insan söyleyince baya zevke geldim hatta quinn beni ağlattı bile bu sahnelerde



zirvede ise....

#1
santana lopez ve mercedes jones ve troubletonestan 'rumor has it/someone like you' karışımı : santanam sana geliyorum





üşenmeyin dinleyin. glee takipçisiyseniz izlediğiniz performanslarla duygulanır daha görmedikleriniz için meraklanırsınız ama eğer izlemiyorsanız gleeye başladığınızda sıraladıklarımın yeri gelince 'aaa eveeet' yaparsınız.
dördünce sezon yazılarımla yakında karşınızda olacağım.




5 Ocak 2013 Cumartesi

intikam soğuk yenmeyen bir yemek midir?




nefesimizi tutmuş intikam'ı bekliyorduk. sıkı bir kayıp şehir fanı olmama rağmen perşembe günü intikam'ı heyecanla bekledim. randevular ertelendi, yemek aceleye getirildi ve sonuç:


kesinlikle revengete ki esas kızdan çok daha iyi bir starringimiz var. televizyonumuzun reytingi garanti ve tek baş rolünden bahsediyorum, beren saat. şimdi tuba büyüküstüncüler fırlamasın hemen lütfen 'tuba da tuuuuba' diye çünkü beren saat televizyonumuzun kadın erkek tek baş rolü; tuba büyüküstün ise en başarılı esas kızıdır(bu arada bir 20 dakika yazısı ile yakında burada olacağım). emily/amanda bizim yağmur/derin imizin yanında sönük kalır ancak intikam da bir sıkıntı var. sıkıntı, birebir haklarını alırken uyarlama olayını senaryo ve reji ekibinin yanlış anlamış olması. intikam'ın pilotu revenge'in pilotu ile birebir aynıydı. sahnelerin çekim açılarından diyaloglara kadar. sanki divxplanetten alt yazıları indirip olup olmadığını emin olmadığım bir programla kağıda basılı halini alıp oyuncuların eline senaryo diye tutuşturmuşlar gibiydi. bir de diğer önemli sıkıntı kıyafetler. üzgünüm ama çok berbattı. yağmur, gerçek anlamda ayağa düşmüş ve en pahalısından en ucuzuna her markanın ürettiği benim 'modern çarık' adını verdiğim ayakkabılardan giyiyordu ya orada dedim bu dizinin stylingi kötü. neyse allahtan çarıkları zımbalı değildi. bu iki kötü durum dışında intikam orijinalinden çok daha iyi olur. hem beren saat hem de revengetekilerden daha iyi oyuncuları barındırdığı için. dediğim gibi biraz özgünlük katmaları gerek böyle sıcak sıcak revenge tadında çıkmasın karşımıza. 




gelelim şahikaya... ilk olarak arzu gamze kılınç'ın oynayacağını duyunca umutsuzluğa kapılmıştım. sonra fragmanlar dönmeye başlayınca dedim bu kadın olmuş. ilk bölüm resmen şahika kendini gösterdi. hatta ben revenge'in pilotunu izlerken victoriaya alışamamıştım, aynı karakter ise yerlisinde ilk alıştığım karakter oldu. bu arada vikinin tarzındaki saçlarından kurtulursa daha iyi olabilir. gerçi yüzüne gitmiş saçları. şahika'nın kıyafetleri tabii ki de viki'nin kiler kadar ses getirmeyecek ancak en azından elbisenin içinden jüponu gözükmesin yeter. beyaz elbiseli sahnelerinin birinde gözüküyor da.



nejat işler acaba ne zaman diziden ayrılacak? bence birinci sezonun sonuna kadar kalır sonra gider. genel olarak revengete de karakteri gereksizdi burada da gereksiz. bir de nejat işler karakteri için pek çaba sarf etmiyor, öyle takılıyor yani. bu arada adı rüzgar denizci mi gerçekten? dizilerimizin şu karizmatik isim bulma hobisi ne zaman bitecek? hakan'a bakarsak eğer engin hepileri'nin o her şeyin farkındayım ve sizi rahatsız etmeye geldim hallerini beğenmedim. bir an önce bu huylarını bıraksın. nolan çok karizmaydı bu tavırlarda ama engin hepileri de ucuz durmuş. zaten ben onun bu yarım teatral oyunculuğunu hiç sevmem. üstelik nolan gibi modanın öncüsü olacak bir insan değil. önce o armalı(fail 1: arma zevksizlerin tekelinde artık, kimse kullanmadan önce cooldu ama artık değil. ha okul üniforması armasının yeri ayrı, onları seviyoruz), kadife(fail 2: kadifeyi artık sadece skinny pantolonlarda kullanmanız gerek) ve kapşonlu(fail 3: klasik tarz bir cekete kapşon dikemezsin o 2000li yılların başında modaydı.) ceketten kurtulsun. kıyafetler gerçekten çok özenti.



mert fıratçığım ise tam bir görev adamı. kesinlikle her rolün üstesinden gelebilecek bir adam. daniel'ı izlemedim kesinlikle emre arsoy'u izledim. en alıştığım üçüncü karakter oydu. ve galiba onun tarzını sevdim. ama daniel çakması gömleği düdüğüne kadar iliklemeleri bırakmalı. zaten ona da yakışmıyordu.
aslı denen kızdan ise tiksindim. ashley'in bir karizması seksapeli vardı bu kız ise komşunun iyi kızını geçemeyecek derecede var gibi dizide. aslı'nın kıyafetlerini de hiç beğenmedim. fazla 'farklı olmak için giyiniyorum' olmuş. üstelik kızın saçları kısa ve kıvırcık?



bunlarda ekranların yeni cemre-barış ikilisi. kuzey güney de böyle bir karı koca varken burada da böyle bir çift olması dikkatsizlik mi yoksa önemsememek mi bilmiyorum. neyse cemreyi oynayan şu ezgi eyüboğlu baya dizide oynadı, baş rollere filan geldi neden hala yeni şöhret olmuş kızlar gibi böyle yan rollerde? üstelik artık evin küçük şımarık kızı rolü için de fazla kart. can sipahi ise resmen connor paolo'nun canlandırdığı declan rolünün yerli uyarlamasındaki muadili barış için connordan sonra ilaç gibi gelmiştir. hem oyunculuk hemde tip olarak. ayrıca partneri cemre ondan bir beş yaş büyük.

çoğu yerli diziden çok daha iyiydi kesinlikle. hatta orijinali revengeten bile daha iyiydi. ben sıkı bir revenge hayranı değilim. birinci sezonu haftada bir iki bölüm izleye izleye bitirdim, ikinci sezona ise daha başlamadım ama intikam'ı izlerim, lakin kıyafetlerini düzeltip şu revenge havasını dağıtmazsa baya kızarım. butik dizi tadından da çıkması lazım. tek baş rolümüzün ana dizilerde olmasına alıştık biz. üstelik bu sezon ana dizide yok sayılır. söyleyeceğim son söz ise:
seni özlemişiz beren saat!

2 Ocak 2013 Çarşamba

factory okuyucularına 2013 tavsiyesi: glee



bu yazıyı yazmak için uzun zamandır bekliyordum ve en doğru zamanın 2013 olduğuna karar vermiştim. biliyorum hepimiz 2013ten çok şey bekliyoruz ve bunların belki hiçbiri olmayacak, belki de hepsi olacak. depresif bir adres değilim ve bende factory'nin tarzına uygun şekilde size bir 2013 tavsiyesi vereceğim: glee!


will schuester


ilk olarak glee kulübünün sorumlusu, mckinley lisesinin ispanyolca bilmeyen ispanyolca öğretmeni, sıkı ölü ozanlar derneği çakmacısı willden bahsetmek istiyorum. genel olarak bu adamı seviyorum. ancak belalı karısı terriden ayrıldığından beri biraz sıkıcı öyküleri var bu adamın. yine de will'in çocuklara zorluklarla baş etmeyi öğretirken kendi zorlukları karşısında biraz basiretsiz kalmasını izlemek zevkli oluyor. bu arada milyonlar bu adamın şarkı söylemesi ve dans etmesine bayılıyor ama bana oldukça itici geliyor ve modası geçmiş boy bandleri hatırlatıyor.


sue sylvester



glee kulübünün en büyük düşmanı, mckinley lisesi amigo kızların koçu ve aynı zamanda dizinin en mükemmel karakterlerinden sue. tabii ki klasik amerikan senaryosu formatı yüzünden sue'nun da zayıf yönlerini ve iyi yönlerini zamanla göreceksiniz. ama bu insansı taraflarını görmeden de sueyu çok seveceksiniz. sue ve ablası jean'ın ilişkisi içinizi ısıtacak, becky jackson ile harika bir ikili olduklarını kendinize söyleyip duracaksınız. müdür figgins'e yaptığı şantajlar ilham vericidir.


emma pillsbury


mckinley lisesinin rehber öğretmeni, will'e deli gibi aşık ve OKB hastası. ben emmayı bir çizgi film karakterine benzetiyorum ama daha kime benzettiğimi çıkaramadım. tatlı bir karakter, genelde gülümsetir. futbol takımı koçu ken'i duygusal bunalıma sokmuştur ama iyi ki sokmuştur ki koç beiste ile tanışmışızdır.


glee kulübü

rachel berry


glee kulübünün baş solisti, hırs küpü ve tam anlamıyla bastırılmış bir blair waldorf. giyim tarzı blair'in soft hali üstelik aynı blair gibi iki gay babaya sahip. okulun golden boyu finn'e deli gibi aşık ve onu elde etmek için bir sürü şey yapıyor. rachel kişilik olarak oldukça sevdiğim bir yapıya sahip. finn'in fabulous kız arkadaşı quinn, rachel için tam bir kaos. rachel ezeli düşmanı quinn'in yakın arkadaşı olmasını istiyor çünkü. hep quinn başa bela gibi gözükse de rachel üçüncü sezonun ikinci yarısı metin mesajları ile bile quinn'in hayatını alt üst ediyor(ne kötü günler olduğunu izleyince anlayacaksınız önce kabadayı karofsky sonra quinn ve en son da sue. çok bahtsızlardı çok). ne yarışmalar ne de finn, rachel'ın bence bu hayattaki en büyük başarısı jesse st. james gibi alev alev birini kendinden hoşlandırmasıdır. okulun muhabiri, bloggerı jacob ben israel de ölümüne rachel'a aşıktır.


finn hudson


eblek golden boyumuz. anlamadığım bir şekilde herkes buna aşık. salak halleri eğlenceli, karakter olarak iyi bir evrim geçirdi sayılır. ilk sezondaki salaklığı sonraki sezonlarda ortadan kalktı birden dünyalar zekisi oldu. giyim tarzı ise tam amerikan kasabası lisesi popüler çocuğu tarzı. glee kulübünün erkek lideri olduğu için aşırı sorumlulukları var. kurt'ün kelimenin tam anlamıyla abisi olduktan sonra daha çok sevdim onu.


kurt hummel


ve porselenimiz kurt. rachel ve finn ile birlikte glee kulübü üyelerinin arasındaki baş rollerden biri. kurt çok zorluk çeken karakterlerden biri. zorluklarının sebebi eşcinsel olduğunu açıklaması ancak kurt harika baba burt hummel'a sahip olduğu için ve aşırı zeki bir insan olduğu için kolaylıkla üstesinden geliyor bütün zorlukların. rachel ile inişli çıkışlı arkadaşlıkları ve finn takıntısı şuan için bilmeniz gereken şeyler dahası fazlası spoiler olur. kurt ile ilgili bahsetmemiz gereken bir diğer konu da tarzı. sokak modası dediğimiz şeyleri gerçek moda(gerçek moda sadece defilelerde giyebileceğiniz şeylerdir) ile birleştirdiği için oldukça başarılı bir portre çiziyor giyim-kuşam konusunda. gerçi kurt her konuda başarılı baş solistlik onun hakkı.


quinn fabray


işte benim gleede ki birinci aşkım. tam anlamıyla aşık olanacak insan. amigo kızların kaptanı, finn'in kız arkadaşı ve mckinley'in golden girlü, rachel'ın en büyük düşmanı. glee kulübüne ilk başta kulübü, sue'nun emri ile yok etmek için katılmış olsa da bir süre sonra çok iyi dostluklar kurdu kulüp içerisinde. puck ile bitmek bilmeyen olayları, istediklerini elde etmek için türlü türlü hainlikler planlaması tadından yenmez özellikleri. tek sıkıntım giyim tarzı. ancak kasaba liselisi popüler kızlar böyle country tarzı takılıyor. saçlarını kestirdiğinde fön çekmeyip dağınık bırakınca daha seksi oluyor ve bilmeniz gereken en önemli şey quinn fabray'in aklında her zaman bir şey vardır. her hareketi aşk doludur benim derdi başından aşkın aşkımın. onu her gördüğümde ağladığım bölümler olmadı değil. özellikle hamileyken glee provalarında bebeğini düşüreceğini sanarak korkuyla izliyordum aşkımı. ve evet mckinley lisesinde hamilelik dedim ve bu sadece başlangıç. quinn fabray sansasyoneldir.


noah 'puck' puckerman


glee'nin en sevdiğim karakterlerinden puck. mckinley'in kötü çocuğu, varoş serserimiz. unuttuğum ve büyüdükten sonra hiç beğenmediğim mohawk tarzını bana hatırlatmış ve sevdirmiştir. finn'e herkesin aşık olma durumunu anlamamamın sebeplerinden birisi de puck'ın etrafta dolaşıyor olması. neyse ki puck'ın kıymetini bilenlerde var dizide. glee kulübünde elinden bir tek tina geçmedi. ama lauren zizes bir hataydı.



blaine anderson


blaine ikinci sezonda diziye kurt'un dalton akademisine ziyareti bölümünde çıkıyor ve bir süre sonra kurt ile aralarında bir şeyler oluyor. ancak ben blaine ve dalton akademisinin glee kulübü warblers'a acayip gıcıktım ki blaine, mckinley'e geçiş yapana kadar. yalnız mckinley'e geçiş yaptığı için blaine'e sempati beslemeye başladığım düşünülmesin. ben warblersın başına ultra kötü sebastian geçtiği için warblersa sempati beslemeye başladım itici boy band havalarında takılmalarının sebebi blainemiş.


artie abrams


artie fazla 'tip' olan bir glee kulübü  üyesi olarak başladı ancak sonradan açıldı. ben artieyi severdim ta ki brittany'e aptal diyene kadar. ama yine de itici rory flanagan'a fabulous sugar mottayı kaybetmesine üzülmüştüm neyse artie ile ilgili söylemem gereken iki şeyden biri güzel şarkı söylemesi ve diğeri de gözlüksüz berbat gözükmesi.


santana lopez & brittany pierce



benim favori ikilim kesinlikle bunlar. quinn fabrayden sonra aşık olduğum ikinci karakter kesinlikle santana. tam bir esmer güzeli, taşlığın ve kötülüğün kitabını yazmış insan. brittany ise dünyanın en tatlı insanı olabilir. brittany'i her gördüğümde ülkeme erasmusa gelmiş kızları hatırlarım. diziye quinn'in yancıları olarak başlasalar da bir süre sonra santana-brittany aşkı dizinin en önemli konularından biri oldu.


mercedes jones & sam evans


ahh mercedes ahh üç yıldır ben divayım diye dolaşıyorsun ama bir halt olduğun yok. tama güzel şarkı söylüyorsun ama ben seni karakter olarak yetersiz buluyorum. sam ise ikinci sezon mckinley lisesine geliyor ve glee kulübüne giriyor. ancak sam esas üçüncü sezon saçlarını kestirince tam olarak gözüme giriyor. bu ikisini bir arada vermemin sebebi ise sam'in quinn ve santanadan sonra tanrı biliyor neden mercedes'e aşık olması. üstelik mercedes, sam gibi bir çocuğu peşinden koşturdu, istemiyorum triplerine girdi. o bölümler var ya tatlım mercedes, sana ne küfürler ettim bilemezsin.


mike chang & tina cohen-chang



burada da bir ziyan söz konusu. adam kıza fazla durumu var bunlarda da. bunlar bir çıkmaya başladılar ki sormayın senelerce. ha yanlış anlaşılma olmasın aralarında akrabalık yok ikisininde asyalı olması ve aynı soyadı paylaşmaları tesadüf. tina gerçekten çok boş bir karakter eksikliği hiç hissedilmez. mike ise şirinliği sayesinde regular oldu. resmen sevdirdi kendini çocuk. üstelik adam dansın kralı arkadaşlar.

ve evet size 2013 tavsiyem glee. şu aralar bütün yakın çevreme gleeyi öneriyorum bilin yani benim için ne kadar önemli olduğunuzu anlayın. sezonları bitirmek için sabahlamaya, kahkahalarla gülmeye ve hüngür hüngür ağlamaya hazır olun.