15 Ekim 2012 Pazartesi

sende benim gibi formundan düşmüşsün gossip girl



ya ben nasıl unuttum bunu yazmayı? http://www.bikotbitisort.com/ da ki bölüm kıyafetleri yazısından bahsedince bir arkadaşım aklıma geldi. bende aynı gossipçiğim gibi formumdan düşmüşüm. zira ben istediğim tadı alamadım, uzun süreden sonra upper east side'lı tanıdıkları görmek dışında.

dizinin en eğlenceli karesini kapağımız yaparak ilerlersek eğer açıkçası bu sezon prömiyerinde blair ve georgina'nın replikleri dışında eğlenceli bir şey yoktu. gossip girl ile ilgili daha önceki yazımda hiç bir şeyin göründüğü gibi olmadığını söylemiştim. serena ve düğün hikayesi ile chuck-blair ilişkisi de gösterildiği gibi olmayarak beni şaşırtmadı. serena'nın yeni avında iş yok söyleyeyim. böyle bad boy havalarında biri lazım serenaya, rocker-fucker cinsinden. blair-chuck tamam bir efsane ve beraber mutlu olurlarsa efsane bitecek. o yüzden tez zamanda saçmalıklarını bıraksınlar kendilerine izin versinler ve ilişkilerine olan hayranlığım bitmesin. kaç kere denediniz mutlu olamıyorsunuz işte. bırakın böyle kalsın. ilişkiniz şöhretinin zirvesinde intihar eden genç ünlüler gibi olsun. son verin, sizi hep güzel hatırlayalım.



nate yine aynı sıkıcı nate. yeni kız hakkında nötrüm. onu sevmemem için bizimkilerle uğraşması gerek. sevmem ise söz konusu değil. outsiders olayına benimde bakış açım blairciğim gibi çünkü. chuck'ın ise iş olayları, babasını alt etmeye çalışması filan hiç umurumda değil. dan desen galiba büyük finalde bir tane siyah kemik gözlük takmaya başlayarak hipster olacak gibi. ebeveynler ise çok sıkıcıydı. lily-bart ilişkisi beni mutlu etse de zevkli değil. ivy ise bence gerçekten rufus'a aşık olacak. lola iticisi ise elitistlikten vazgeçip sonunda düzene teslim olmuş, dizilerde oynamaya başlamış. lola'nın aktivist yönünü düşünürsek kesin işler güçler de filan oynuyordur.  blair ve chuck'ın yeni partnerlerine gelirsek eğer: jean-pierre, chuck'ı anımsattı birde sevdim ben bu çocuğu. amira için ise kararsızım. onda sanki juliet sharp gibi çok önemliymiş gibi lanse edilen ama aslında hiç önemli olmayacak bir hava var.



işte blair ve serena'nın bu sahnesi beklediğim bir sahneydi. dizimizin gerçek olayının chuck-blair-dan olmadığını, esas konunun her zaman serena-blair olduğunu hatırlattı bize. üstelik narrator'un bu sahnenin akabininde söyledikleri de çok doğruydu. blair'in en büyük aşkı ne chuck ne dan. onun en hastalıklı ilişkisi serena.

çok orta karar bir prömiyerden sonra ikinci sezonun ve üçüncü sezonun ikinci yarıları gibi hareketli bölümlerin olduğu bir final sezonu bekliyorum söyleyeyim. beklentilerimi boşa çıkarma eski dostum. atasözündeki gibi asla düşman olamayız ancak yeniden tutkulu aşıklar olmamamız içinde bir sebep göremiyorum. butik dizi havalarını bırakıp eski tempona dön artık.
BB

11 Ekim 2012 Perşembe

kuzeyin altın yumruğu



kuzey güney saatin bilmemkaçıkırkbeşgeçmesi gibi önemli, gelişen olaylar için durak noktası bir 45. bölüm ile karşımızdaydı. resmen altın bir bölümdü. gelecekle ilgili önemli şeyler oldu.

kuzey-cemre-güney üçgeni ve dışarıdaki faktörler(banu,barış,zeynep) tamamen yerine oturmuş durumda. ilk kez kuzey ve güneyin çekişmesi ile ilgili doyurucu bir sahne oldu. ancak ben kuzey ve güney arasında kopmaz kardeş bağları ile ilgili şeylerde görüp duymak istiyorum. senaristlerimiz bunu leyla ve necla da çok güzel yapmışlardı.

gülten hanım forever:



gülten hanımın kuzey ile sahnesi harikaydı. kadının o bir yükselen bir düşen kararlı hali rolünün ağırlığını gösterdi. ancak ben korumaya çalışırken kendi kızının başını yakacağını düşünüyorum. galiba bu yol ayrımı cemrenin hapse girmesine sebep olacak. firdevs hanımda kızını korumaya çalışırken onun ölümüne sebep olmamış mıydı?

apaçi ayşegül pardon zeynep:



ya bu kız niye böyle? eski kuru zeynep mimikleri gitti yerine ayşegül mimikleri geldi. küçük sırlar için başarılı olan 'ben kötülük yapıyorum bakışları', kuzey güney için çok abes kalıyor. ayrıca zeynep, oluşum olarak gıcık olsa da tavır olarak gıcık değildi. bu yapmacık tavırlar nereden çıktı? üstelik artık ayağa düşen fosforlu furyasını da kullanarak kayıp şehirdeki apaçi grubundan daha apaçi olduğunu kanıtladı. onlardan tek eksiği dövmesi. ayrıca kuzey için simaydan bile değersizsin zeynepçim bunu bil öyle yaşa!

rise of cemre:



şimdi sinaner holdingten kovulacak öbür bölüm. ancak sonra cemre hakmen olarak geri dönecek sahalara. ben cemrenin sümsük hallerinden bıkmıştım doğrusu çok iyi oldu. sonu, monopoly deki 'doğru kodese git, başlangıç noktasından geçme-20TL alma' olsa da en azından milyonerde ki gibi 'zenginle evlenip etap atlama' yı yapmış olacak. zeynep ve burak çatalcalı ikilisinin bir tuzak kuracağı, burak ile barışın kavgasından belli oldu gibi ancak hiç böyle bir şey olsun istemiyorum. zira zeynep dizimizin baş kötüsü değil yanın yanı karakteridir.

ve new girl:



valla ferhat ile ilgili tek sevdiğim şey kızı oldu. sempatik, biraz karanlık, biraz salaş ve seksi. gerçekten iyi bir karakter olmuş. üstelik tam da annesinin kızı kuzeye yeşil ışık yaktı daha ilk günden. rahmetli şermin koflu da böyleydi. neyse ölünün arkasından konuşulmaz. ancak kuzeye yardım eden bekirin adamları neden kuzeyi başlarına istediler onu anlamadım. her hangi bir mafyada başa geçmeyi bekleyen binlerce kişi olmaz mı? bir de kuzey, komiser şeref ile işbirliği yapınca ne oldu o adamlara? komiser şeref ile kuzey, bilmem farkında mısınız ama kuzey-ali ikilisinden daha iyi bir ikili oluşturuyorlar. kuzey ile otel sahibi emekli polisin küçük mizanseni ise mükemmeldi. en az geçen bölümlerdeki komiser şerefin çarptığı arabadaki kadının 'e polissen tut hemen zaptı' lafı ve handan hanımın evden kaçarken belirli bir yere kadar pazar arabası ile gidip belirli bir yerde onu bırakıp taksiye binmesi kadar iyiydi. bu arada tatlım simayda koca bölüm yoktu. bir ara çıktı pir çıktı yani. yine oradan oraya laf taşıdı. üstelik bütün diyeceklerini dedikten sonra 'işte öyle şeyler' demesi mükemmeldi. sanki çoluk çocuktan bahsetti. babanda silah var, ferhatı öldürecek dedi ahah.

kuzey güney altın bir bölümle karşımızdaydı. temposunu kaybetmemesini istiyoruz. bu arada yeni teknik ekibe alıştım ben ya. renk ayarlarını eskiye döndürünce bir de hilal saralın hemen hikayenin içine sokan açıları devreye girince gayet güzel oldu. ama yine de bir güney-banu röportaj sahnesi ve simay vesikalık sahnesinin heyecanı yok. kuzey güney, gümüşlere bronzlara düşmemen dileği ile.

6 Ekim 2012 Cumartesi

fatmagülün suçu ve alt metinleri



finalinin üzerinden aylar geçmesine rağmen bu yazıyı uzun zamandır yazmak istiyordum. perşembenin akıbeti de belli olduğunu göre fatmagülü hatırlamamızda bir sakınca olmadığını düşünüyorum.

fatmagülün suçu ne aslında çok belirli alt metinler içeriyor. biraz kafa yorduğunuzda bunu anlıyorsunuz. şimdi dizimizin tabiatından kaynaklanan cinsiyet üzerindeki alt metinlerden bahsedeceğim.

ladies first:

fatmagül: kadın olarak dizide başına gelebilecek en kötü şey gelmiştir. ancak bu vahşeti yaşadıktan sonra cinselliği uzun bir süre yok olmuştur. aslında fatmagülü kadın olarak ayrı bir birey olarak görmüyoruz hiç. önce mustafa sahipleniyor fatmagülü sonra kerim. zaten burada fatmagülün obje olarak görülmesi oradan oraya tek başına yapamayacak oluşu erdoğan-selim-vural üçlüsünün onu bir mal gibi görmesi ile paralel. yani aslında fatmagüle dizideki hiç bir erkek farklı gözle bakmıyor. hep elinden ayağından bir yerlere çekilmek isteniyor. ve fatmagül ile kerimin mutlu oluşu gerçek bir fiyasko üzgünüm ama evet bu böyle. fatmagülün tek suçu kerime aşık olmaktı. ya da mecbur olduğunu hissetmesi.

ebe nine: tezatlar içeren bu karakterimiz aslında kadınlığın yüz karası. ilk bir kaç bölüm kerime tecavüz olayı yüzünden attığı tripleri unutup hemen ardından onları bir araya getirmek için türlü türlü dolaplar çeviren bir kadın. üstelik ilaç yapıp insanı büyülüyor. kırk yıllık bakire olması başka bir kara delik zaten. ebe nine çizgisinden çıkmış, feminist manifestosuna ihanet etmiş, dizilerimizin her karakteri baş-göz etme hobisi yüzünden evlenmiştir.

mukaddes: dizinin başından sonuna kadar kötü karakter olarak yaftalanan canımın içi benim. bir kere onu kötü yapan da yine düzendir canlarım. yıllar önce hamile kaldığında rahmi ile evlenmezse adının kötüye çıkacağını biliyordu. ayrıca fatmagülün de başına gelen felaketten sonra kerim ile evlenmezse adının kötüye çıkacağını biliyordu. bu yüzden aslında mukaddes bildiği tek şeyi yaptı. illegal yöntemlerle herkes için en iyisini. fatmagül gibi o kadar çaba sarf edip sonunda nefret ettiği düzene teslim olmadı. o kadınları sürükleyen bu düzeni kendi istediği rotada sürdürmeyi bildi. gerçekten de yaşaran erkeklerinin dizi boyunca titredikleri tek kadın mukaddestir.

meltem: kötülerin safında bir kadın olarak fatmagüllerin tarafına geçerek tecavüzü savunanların sadece erkek olması savından çıkılmamıştır meltemin hareketleri ile-sadece fatmagülün suçu ne için diyorum, gerçek hayatta kadınlarda işin içinde olabiliyor-. üstelik meltem kadınlığını selimden intikam almak için kullanmış, cinselliği ile ondan intikam almıştır. bu önemliydi. meltem alagözü sever sayarız.

hacer ovacık: aslında bu karakter mustafa ve ailesine bir etme-bulma dünyası anlayışı ile gönderildi ilk olarak. ancak sonradan o kadar olayların ortasına yerleşti ki hiç bir düğüm onsuz çözülemez oldu. hacer ovacık, fatmagülü reddeden nalçalı ailesinin başına gelebilecek en kötü şey değildir en iyi şeydir. bunu belirtmek istedim.

yaşaran kadınları, perihan-hilmiye-leman namlı üçlüsü kadın olmak dışında başka bir vasıf yüzünden tecavüze hayır-asla yalnız yürümeyeceksin tayfasında yer almamışlardır. bu vasıf anneliktir. ancak bir ayrıntı önemli. annelik vasfı yanında kadınlık vasfı da olan leman(münir ile kocasını aldatması), bu yüzden evlat acısı ve delirmek ile cezalandırılmıştır. bak baK bAK BAK...

boys don't cry:

kerim-mustafa: jön statüsündeki bu iki gencimizin benim için bir farkı yoktur. ikisi de toplumun yüklediği erkeklik rollerini yanlış değerlendirmiş hatta abartmışlardır.

erdoğan-selim-vural: bunlar ise sonuncusu vural dışında gayet eğlenceli tiplerdir. doğal davranırlar. zaten hayvani içgüdülerini pek saklayabildiklerini söyleyemeyiz. kerim ve mustafa kültürü temsil ederken bu üçlü ilkelliği temsil eder bir yerde.

reşat-münir: erkek olmanın doğasının toplum tarafından nasıl egemen kılındığının en büyük örnekleridir. aslında onlara biçilen rolden fazlasını yapmamışlardır.

fahrettin ılgaz-avukat kadir: baba figürü, kutsal güç, kontrolsüz güç bence bu kadar açıklama yeter...

fatmagülün suçu ne seni bunları yazınca yine yeniden özledim. en sonunda kerim ile mutlu olman dışında seni sevmiştim ben. selamlar..

29 Eylül 2012 Cumartesi

perşembenin suçu ne?



geçtiğimiz perşembe iki yeni dizi aramıza katıldı. perşembe gününün eski sahibi fatmagülün suçu ne nin tahtına konmak isteyen bu iki diziyi de aynı pilot bölüm ilk yayınlanışından sonra bir daha yayınlandığı için izleyebildim.
öncelikle veda nın kötü olmadığını söylemeliyim. romanı okumadım ancak dizinin ortamı güzel. ev içinde dönen küçük entrikaları özlemişim açık söyleyeyim. saraylı hanım çok çok iyi hatta dizinin en iyisi. mehmet aslantuğ tabii ki iyi oyuncu ama hanımın çiftliğinde oyunculuk olarak hiç bir getirisi olmayan rolünden sonra burada da pek farklı bir şekilde çıkmadı karşımıza. yeğeni kemal rolündeki çocuğu sevdim. iyi oturmuş, güzelde yapıyor. mehmet aslantuğun karısı çok eksintili. galiba romanda da böyleymiş. pek fazla yıldızlarımın barışmadığı fahriye evcen ise role oturmuş gibi gözüküyor. burnu büyük ve dayanılmaz gıcıklığa sahip necla gibi değil ancak bazı tavırları çok mık mık pek ağlak. pilot gayet başarılıydı. bu evde gizli gizli başkalarının yaşaması olayını bölüm sonunda bitirdiklerine sevindim. yani absürt bir komedi tadında devam ederdi yoksa.





işte bu dizi hiç olmamış. ağır roman yeni dünya artık tat vermeyen temalar içeriyor. yok mahalleyi el birliği ile kurtarma filan, herkes nevi şahsına münhasır olma havalarında falan. ayrıca o baş role oturttuğunuz çocuk hiç olmamış. tutuk tutuk.. nesrin cavadzade tabii ki de ikinci kadın rolü ile şaşırtmadı. begüm birgören, esas kızlık için uygun ancak kariyer çizgisi özge özberk kadar sıradan. daha önceki dizilerinde esas kız olan özge özpirinççi ise neden burada ikinci plandaki ilişkiye düşmüş anlamadım, sanki yaşı geçti. onur saylak desen aynı okan yalabık gibi kariyerini yardımcı erkek oyunculuk pozisyonunda çizmeye karar vermiş gibi gözüküyor. perşembenin tanıdık yüzleri de yok değil ama. sumru yavrucuk iyi oyuncu olduğunu daha kaç kez kanıtlayacak merak ediyorum. o üstün körü ebe nine karakterini bile iyi oynuyordu, şimdi ayrıntıları fazla olan bir karakteri de başarmış. murat daltaban bu sefer iyilik sınırları içerisinde karşımıza çıkıyor. perşembeye ihanet etmeyen bu iki oyuncuyu da severim ben. ama sırf ağır roman adı yüzünden tutulacağı sanılması çok kötü.




suskunlar biraz temposu düşse de buna rağmen perşembenin en iyisi gibi gözüküyor şuan. yalnız o sonradan gelen kadın karakter nisana pek gerek yoktu. yine aynı senaryo oyunları işleniyor üstelik.



salı ve pazartesinden sonra perşembede akşamları iki dizi yayınlama safhasına geçti. ancak doksanlarda ki gibi günde iki dizi falan izleyeceğimiz yok. bu sadece gidecek dizilerin son çırpınışları, kanalların göz boyaması. yine tek akşam-tek dizi olayına döneceğiz bir kaç haftaya. bu diziler kapsamına girenlerden biri de  kötü yol. ayrıca tek çizgide ilerleyen senaryosu ve durağanlığı ile beni hayal kırıklığına uğratmış ve kendisini toparlamazsa öbür tarafı boylayacağının belirtilerini vermiştir.

fatmagülün suçu nem seni özlüyorum biliyor musun? boşluğun dolmadı çünkü. ya da ben zamanında sana kızdığım konuların bedelini ödüyorum. bu arada sosyolojik bir fatmagül yazısı yakında gelecek bekleyin..

23 Eylül 2012 Pazar

gossip girl final sezonu hakkında bir takım gossipler



biliyorsunuz ki gossip girl mini bir final sezonu ile 8 ekimde başlayacak. final sezonunun 10 bölüm olmasının en büyük sebebi artık oyuncuların dizinin bitmesini istemesi ancak kanalın ve yapım şirketinin dizinin oluşturduğu kitle bakımından sürdürme taraftarı olması ile bir ara yol bulması denilebilir. oluşturulan kitle derken reytinglerden bahsetmiyorum. dizinin izlenme oranları çok düşük ancak karakterleri ve onlara hayat veren oyuncuları ayrı ayrı fenomen oldukları için ve en önemli temsil ettiği alan olan moda dizinin yakasını bırakmadığı için oluşan kitleden bahsediyorum. gerçi gossip girl ilk başladığında karakterlerin tarzları ile modaya yön veriyordu ancak şimdi modanın belirlediği şeyleri giydiriyorlar karakterlere.

yukarıdaki fotoğrafta blair, georgina, chuck, nate ve dan'i birlikte görüyoruz. final sezonunun en büyük değişimlerinden birisi georgina sparks'ın artık regular olması. en son bıraktığımızda blair-chuck ikilisi tekrar bir araya gelmişti. ancak ben kendi kanaatim olarak bunun fazla süreceğini sanmıyorum. blair ve chuck büyük finalden önce birleştirildi yani finalde beraber olmayacaklar.


kayan yıldızımıza bakarsak eğer: serena, final sezon prömiyerinde, spoiler ve promolara göre birisiyle evleniyor. ancak gossip girlde hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını bildiğimiz için ben bunu pek olası görmedim. ama yanındaki adam gerçekten serena'nın sevgilisi. hatta serena'nın son düşmanı bu yeni avının kız kardeşi olacakmış. ve yine yine her yıl olduğu gibi bu sezonda blake lively'nin yine gossip girlden ayrılacağı dedikoduları dolaşıyor ortalıkta. bence sadece 10 bölüm sürecek final sezonundan ayrılmaz. ama belli mi olur evlendi filan gerçek hayatta bilinmez. serena'nın diziden ayrılacağı dedikodularını kafamda biraz gerçek kılan bazı açıklamaları var gerçi yapımcıların. bu son 10 bölüm içerisinde bir ana karakterin öleceğini açıkladılar ve dolaşan bir başka dedikodu da serena'nın dan den hamile olduğu konusunda. doğururken ölüp bebeğini blair ve dan'e bırakbilir mi acaba diyorum?
serena'nın gelinliğine bakarsak eğer çok beğendiğimi söyleyebilirim. eteğindeki renk geçişleri çok başarılı, üst kısmı da baya asil bir tarz olmuş.





final sezonunun en çetrefilli işi en sevdiğimiz sahtekar ivy dickens-tam bir dolandırıcı ismi- ile rufus'ın ilişkisi. ve biz daha bu ilişkiyi yeni sindirmişken ivy-william ilişkisinin kareleri ortaya çıktı. olması gereken bir şeydi bu kuşaklar arası crosslar. gossip girl gibi pembe dizi referanslı bir yapımda çoktan olmalıydı bence bu. ama tek isteğim ivy'i tamamen kötü bir karaktere döndürmesinler. ivy her zaman van der woodsenleri ailesi gibi seviyordu çünkü.




final sezonunda yine upper east side rutini olan çarpık ilişkilerinden birinin filizlendiğine ilişkin bir dedikodu var. dizinin en melek insanı ile en şeytan insanı bir arada. nate ve georgina 'nın beraber olduğuna dair dedikodular var. lola ya ne oldu çok merak ediyorum. belkide nate onun hamster ağzından bıkmıştır. aslında nate-georgina şaşılacak bir şey değil. kitap serisinde georgina, nate sayesinde tekrar geri dönüyordu.


gossip girl, aslında çok olay varmış gibi gözüken ancak bizi pekte şaşırtmayan bir 5.sezon yaptı. final sezonunun hem trajik hem de peri masalı tadında olacağı kulislerde konuşuluyor. bu 10 bölümcük sezonda bart bass ve jack bass yine olacak. bunun dışında poppy lifton ve nelly yuki geri dönüyorlarmış. nelly komedi ögesi olarak gelecek bu belli. ama poppy'i en son gördüğümüzde georgina peşine düşmüştü ve ondan aldığımız en son haber georgina'nın onu sınır dışı ettirdiğiydi. yani anladık ki poppy, georgina dan intikam almaya geliyor. başka bir dedikodu ise final sezonunun son 3 bölümünde vanessa abrams'ın tekrar regular olarak dahil olacağı hakkında. jenny humphrey'in de geri döneceğine ilişkin dedikodular var ancak jenny'i canlandıran taylor momsen oyunculuğu tamamen bıraktığı için bu nasıl olacak bilmiyorum. geleceklerine ilişkin bir söylenti yok ama ben şahsen sevdiğimiz karakterlerden olan carter baizen ve eric van der woodsen'i de final sezonunda görmek isterim.
diana payne biliyorsunuz nate'e gossip girl ile ilgili bir video yolladı. bu videoda gossip girl, erkek olarak görünüyordu. ancak yine gossip girl'ün hiçbir şey göründüğü gibi değildir politikası yüzünden bence erkek değil. ve ben gossip girl'ün ortaya çıkacağını pek düşünmüyorum. çıkmasın yani böyle daha iyi.
bakalım final sezonunda neler olacak 5 yıl izledik ilk 3 sezondan sonra çok durgunlaştı hele 4.sezon rezaletti, 5 te biraz toparladı ama 6 yı iyi hazırlamış olmalarını umut ediyorum.

20 Eylül 2012 Perşembe

tekinoğulları bir arada-the bitch is back



kuzey güney'in 42.bölümünü mutluluk çığlıkları ile bitirmeme sebep olanların tuttuğu altın olsun arkadaşlar. biliyorum kuzey, simayı konuşturmak için falan filan eve getirdi ama sonuçta aylar sonra simay o eve geri döndü mü döndü konu bitmiştir. böylece tüm aile bir araya geldi. simayın, tekinoğullarının evindeki maceraları part 2 çok eğlenceli olacak eminim.



bu arada belirtmem gerek ki ben cemre-kuzey ilişkisi arasındaki gelişmelere tam giremedim. beni etkilemiyorlar. galiba tek etkilendiğim cemre'nin asla vazgeçmemesi. böyle bık bık istersen hiç görmem filan dedi gerçi.. aman bilemedim ben ve istediğim tadı alamadım. güzel olan başka bir konuda tabii ki yine cemre ile ilgili. cemre telefonda kuzey için ağlarken barış ile güneyin onun için dövüşmesi eğlenceliydi. haa barış demişken barışın bu uzak adam tavırları nedir? valla gidici olduğuna daha çok inanmaya başladım. yüzüne bir nur filan inmiş. galiba sermaye arttırımında barış, burağa destek çıkacak. her annenin kızına koca olarak istediği iş adamlarından bahsediyoruz madem uzun zamandır değinmediğim candan da bahsedelim. canın fonksiyonu ona buna trip atmak galiba. sümer ise bütün gereksizliğinin yanında bence yaşadıkları yüzünden tercih değiştirmiş. bir kadın havalarında mimikleri, hareketleri filan.



zeynep paçozuna ne oluyor ne ya? kendi kendine bir bilenmeler, sinaner holdinge iş başvuruları yapmalar.. sen kimsin ki-cemrenin o özel vurgusu ile söylediğini düşünün-GERİ ZEKALI! ya olay hiç bir zaman sen değildin ki zaten. cemre ve kuzeyin birlikte olmamasının sebebi güneydi hep. yok birde sordum onlara filan diyor. ayrıca tek derdinin kuzeyin onu arada yoklaması olduğunu da ama cemreyi asla affetmeyeceğim dediğinden anladık yani. hiç şimdi gururlu kız ayaklarına girme paçavra seni. burak çatalcalı ile nasıl halvet olacağı da belli oldu. ama bu kızın kıyafetleri değişmiş. eskiden gerçek anlamda çok kötü giyiniyordu. şimdi ise toparlamış. saçını da venüs topuzu yapmış fena olmamış. demet desen sanki zeynep kendi başına konuşmasın diye var gibi. yakında cemre ve zeynep arasında lafta taşır o.



kuzeyin sahnelerinin önemli bir kısmını kaplayan alinin, ölümünden sonra zaten jenerikte de alinin yerini alan şeref komiser bu boşluğu da başarı ile dolduruyor. kuzey ile sahnelerinde ben çok eğleniyorum. tam oturmuş adam rolüne. kesin bu simayın tekinoğullarında kalma fikride onun. haa ben birde demete kısmet buldum. şeref komiser-demet ilişkisi yakındır ben söyleyeyim. dizide ayakta kalmaları için birileri ile yatmaları gerek sonuçta ve bence ikisi birbiri için çok uygun. bu arada kuzeyin yeni tarzı hakkında ne düşünüyorsunuz? geçen sezon üstünden çıkarmadığı deri ceketleri de iyiydi bence ama bu blazer havaları da yakışmış. suskunlardaki ecevitin tarzına ulaşamadı ama blazer konusunda.

teknik sıkıntılara gelirsek: bu bölüm pek rahatsız olmadım ben. galiba gözümüz alıştı. ee insan olarak her şeye alışır duruma geldik. ancak dizinin eski renkleri geri gelmiş. karakterleri tanımakta zorluk çekmiyorum artık.
kuzey güney iyi bir bölümle karşımızdaydı. simayın handan hanımı itekleyip kaçtıktan 17 bölüm sonra eve geri dönüşü beni dünyanın en mutlu insanı yaptı. simayın geri dönmesi sanki eski evlilik yarışmalarındaki elenen gelin adaylarının oylama ile geri dönmesi gibiydi. zaten bu olaya da 'geri dönmeler' denirdi. ferhat ile ilgili o japon geyşa bile beni güldürmedi artık fişinin çekilmesi gerektiğini düşünüyorum. güney ile banu yine sıkıcıydı. cemre için eh işte bir bölümdü. kuzey ve şeref komiser ise çok iyiydi.
sönük geçen sezon prömiyerinin ardından ben kıvama gelindiğini düşünüyorum. önümüzdeki bölümler güzel olacak eminim.

15 Eylül 2012 Cumartesi

bu şehirde bütün kayıplar birbirini bulmuş



2000li yıllarla bir kaosa dönen dizi sektörümüz önce ay yapımın getirdiği senaryo şablonu anlayışı ile biraz toparlanmış şimdi de yavaş yavaş alternatif senaryoları televizyona getirmeye başlamıştır. geçen sezon suskunlar ve uçurum ile başlayan bu akım bu sezonda kayıp şehir, şubat ve krem (bu dizinin adını duyunca arkanıza bakmadan kaçın, çok bet) gibi yapımlarla karşımıza çıkıyor.

bu postta kayıp şehir'i pilot bölümü ile inceleyeceğiz. 2012-2013 sezonu ile ilgili genel yazımda bu dizinin iyi olacağını söylemiştim. gerçekten iyi olmuş. klişeleşmemiş karakterleri ile aynı şeyleri izlediği hissi uyandırmıyor insanda.

gökçe bahadırın antitezi bir karakteri yok ve bu bir eksiklik demiştim dizi başlamadan. ancak izleyince insan görüyor ki zaten öyle bir duruma gerekte yok. gökçe bahadır, aysel rolü ile doldurmuş zaten ortamı. lokomotif karakter rollerinden sonra tanrısal bir karakteri canlandırıyor. tavrı, küfrü, saçı ne kadar yakışmış anlatamam.
göçmen aileye gelirsek: bazı klişeler dışında-bilezik sahnesi, çalıştığı yerden yemek çalma- bütün fertler gayet ısınılan tipler. anne çok başarılı, dedeyi daha anlamadım ama umarım geri kafalı biri değildir. dedenin aysel ile iyi anlaşması daha iyi olur. büyük abi fena değil daha anlamadık onu. futbolcu çocuk efsanevi, baya tutacak o belli. şu kuru temizlemecide çalışan dublajlı eleman daha hikayeye giremedi, onunla ilgili pek bir şey belirmedi kafamda. en küçük tatlı, onun bir büyük boyu kesin apaçi olacak- ya bayıldım mahallede apaçilerin olmasına, çok iyi gözlem-, kız ise artık alıştığımız fakir ailelerin zengin olma heveslisi kızlarının etkisinden kurtulmuş bir karakter.
uğur polat zaten böyle yarı popülist yarı elitist dizilerin kadrolu elemanı. o hep vardır böyle dizilerde.
kuru temizlemecide ise çok çingen çamur bir kız ile safoş bir kız var. birde vamp bir patron? kızları anladım da o kadın neden vamp anlamadım.
senaryo tıkanıklığına gidebilecek noktalar var ancak ben böyle bir şey yaşanacağını sanmıyorum. klasik çizgide gidecek bir dizi değil bu. bölüm öyküleri elbet hazırdır.

cuma günü benim oyum kayıp şehirden yana. dila hanım kahvaltıda portakal suyu için ağaları ile aşırı yapay, şubat biraz garip sanırım son gibi etkiler bırakacak, adını feriha koydum-emirin yolu ise gider iyi bir öykü çizmişler ama kayıp şehir cumanın favorisi.
kayıp şehir iyi başladı. umarım dahada iyi olur.