21 Şubat 2013 Perşembe
umutsuz kuzey güney kadınları
kuzey güney 22:00'da ki saatine alıştığımız bir bölümle karşımızdaydı bu hafta. kuzey'in kısa hapis macerası, burak çatalcalı'nın bir ölüm tehlikesinden daha kurtuluşu, zeynep-burak çatalcalı ikilisinin yazın yayınlanan fragmanının tamamen bir fiyasko olması(kesinlikle olay böyle değildi. değiştirdiler çünkü neredeyse her bölüm birilerinin üstüne birilerinin suçu kalıyor. cemre'nin hapse girme olayı da zeynep'in işiydi ilk planda ama bok oldu) ve barışcığımın yediği dayakları geçersek eğer bu yazımda sözde erkek dünyasının anlatıldığı kuzey güney'in tek gerçek karakterlerinden kadınlarının acımasızlıkla getirildikleri durumlarından bahsedeceğim.
cemre
tek odağı kuzey olan benim eski aşkım. o kadar kötü durumdaki ona sadece acıyorum. efsane bir karakter olmasına ramak vardı şimdi arada uçurumlar var. hayatta hiç bir gayesi yok. kendi değerini bekaretiyle ölçüyor.
banu
güçlü kadının gücünün söndürülerek pusturulmasını temsil ediyor. çünkü kendi kendine yeten, güzel ve akıllı bir kadındı. aşık olduğu adamı ele geçirdi diye kötü kadın oldu. sonrada aklını aldılar. üstelik banu gibiler ne güney gibilere aşık olurlar ne de kendilerini cemre gibilerle kıyaslarlar.
zeynep
kendisini hiç sevmesem de onun için üzülmeye başladım. artık düşebileceği son noktaya geldiği için ona kin de beslemiyorum. kadının değersizleştirildiği bir dizide aşık bir kadının daha iyi durumda olması beklenilemezdi zaten.
kapak kızı simay
evli olmayan kadınların sadece para karşılığı seks yapabileceği imajı verildi galiba bu bölüm simay üzerinden. hem de barış gibi birisi asla öyle zarflara komidinin üstüne para koyacak biri değilken. simay'ın bedenine oynadığınız yetmedi mi? belki genel kanıyı yansıtmaya çalışıyorlar ama genel kanıyı destekleyenlere zevk veriyorlar simay'ı sürekli küçük düşürerek. böylece tabularda aynı kalıyor. simay da cinsellikten zevk aldığı için ahlaksız oluyor.
melda yalgın
tuttuğunu koparan güçlü bir iş kadınıydı, fazla geldi. şimdi evinde, evli aşığını daha da tahrik etmek için çikolataya batırılmış çilekler hazırlıyor.
demet
önce ali'nin pek de değer vermediği sevgilisi sonra nişanlısı ondan sonrada kuzey'in kardeşi oldu. sonunda hayatına doğru bir erkek girince ise yani öncelikle bir kadın olduğu ortaya çıkınca-kuzey'e göre ali'nin namusu kirletilince- mektupları okunmadan yırtılan biri oldu.
özlediğimiz birisi deniz
güçlü çünkü yanında erkekler var. ferhat'ın oğlu olsa kesinlikle kötü olurdu. kızı var çünkü ezilmeliydi.
venüs
küçük düşmede üstüne yok.
gülten hanım
mantıklı olması para düşkünlüğü anlamına geldi. sadece komedi unsuru olarak daha başarılı oldu bu yüzden.
handan hanım
saygı görmek istemesi ve daha iyi yaşamak istenmesi kınandı. hem de herkesin istediği buyken.
ebru sinaner
çizgisinden en şaşmayan bu kadındı. yeri geldi yaşıyla bile dalga geçildi ama. büyük ihtimalle barış'ın suçunu örtbas etmeye çalışacağı için kınanacak. oysa o bir anne.
aynur hanım
kimse belaya göz göre göre bulaşmaz. aynur hanım-sami ilişkisinin kısa ayrılığını handan hanıma yüklediler. oysa ki gerçekten ilk olarak çocuğunu düşünen hiç bir kadın böyle şeylerin yanına yaklaşmaz. ne olursa olsun.
kuzey güney'in en büyük eksikliği -yani saatinin kısılması, prime time kuşağından çıkması, az reytingi- kendi kadınlarına yaptığı muameledir. rakibi demiyorum çünkü muhteşem yüzyıl, kuzey güney'in ulaşamayacağı bir yerde ama aynı gün olmalarını karşılaştırırsak eğer; hürrem'i insanlar sevmese de güçlü bir kadın olduğu için, erkek egemen osmanlı da söz sahibi olduğu için izliyoruz. kuzey güney'in kadınları gibi umutsuz olmadığı için izliyoruz. çok da zor değildi bunu yapmak. ferhunde, bihter ve firdevs hanımı da bu yüzden seyrediyorduk çünkü.
konulara gelirsek; cemre'nin evlilik tazminatı yeni gündemimiz olacak şimdi. babasından kalan para bir işe yarar mı bilmem ama belki de cemre o parayı ödeyemediği için hapse girecek. bir başka ihtimal de simay'ın kendisine hakaret ettiği için barış'a bir zarar vermesi ve suçun cemreye kalması. hatta güney buna şahit bile olabilir. cemre ile kuzey birlikte olmasın diye sessiz kalabilir. bu sessiz ortaklıkta simay-güney ilişkisini başlatabilir. nasıl olsa bu dizi sezon sonuna kadar gidecek. bir büyülü hikayesi de yok istenildiği kadar şey olabilir. oysa mükemmel bir şey izleyebilirdik. sadece tarzını sevdiğim için izliyorum. yoksa hikaye hiç tatmin edici değil.
14 Şubat 2013 Perşembe
kuzey güney: repeat after me!
kuzey güney geçen hafta olmadığı gibi bu haftada 1.bölümünün konusunu, farklı kurgu ve senaryoyla çekip izletti bizlere. söylemem gerek ki artık kuzey güney'in ana konularının hiçbirisiyle ilgilenmiyorum. yok infazlar yakılmış yok güney'in suçları hep kardeşi kuzey'in üstüne kalmış hiç umurumda değil. gerçi ben artık kuzey ile güney'in kardeş olma muhabbetini senaristlerin unuttuklarını düşünüyorum. zira hiç bir kardeşlik belirtisi yok aralarında. güney inanılmaz bir şekilde çok kötü oldu. ona haksızlık yapıldığını düşünüyorum kuzey'i yükseltmek için. neyse artık dizide odaklandığım konular yan karakterler ve onların durum komedileri. aynur hanımın kuzey küfür ederken ki ifadesi, gülten hanımın 'alışın bu kalp çarpıntılarına' demesi sonra aynur hanımın, handan hanımın favori hareketi olan ellerini göğüs hizasında birleştirmesi, kısacası handanlaşması mükemmeldi. o kadar eğleniyorum ki o küçük ayrıntılarda ana konu ile ilgili gelişmelerin olduğu sahnelerde çok canım sıkılıyor.
kuzeyden nefret etmemiz için bir sürü sebep daha oldu bu bölüm. tam bir baş belası kuzey, çekilmez insan. demet'e de ayrı sinir oldum. kuzey'in karşısında dikilip 'sana ne be' diyemedi. en güzel tepkiyi yine simayım verdi. kuzey'i kovdu şeref'in evinden aşkım. ve buradan anladık ki simay, şeref'in evini de sahiplenmiş. ben demiştim size.
zenginler kulübünden ise bu hafta cemreyi uğurladık. valla işte uslu durmazsan sonun bu olur. otur işte kıçının üstünde rahat mı battı? şimdi o kolye yüzünden barışla aralarında bir husumet geçecek hapislere de düşeceksin. manyağın biri-olmadığı halde-ferhat'ın katili benim dedi ya şimdi kuzey çıkacak sen gireceksin içeri. sırayla kör olup birbirlerini bulamayan mıymıntı aşıklar gibi olacaksınız. güney ile melda yalgın'a bakarsak eğer(melda'nın da soyadını yalgan zannediyordum bu bölüme kadar) birden tepeden inme olan bu ilişki çok garip ancak melda yalgın ile ilgili her şeyi çok seviyorum ve o karakterde bana komik geliyor. şuurunu kaybetmiş hali bile dizideki diğer bütün kadınları donundan çıkaran banucuğum ise bize yine üzdü. o kız mutlu olsun istiyorum sonunda ya valla. zenginlerle ilgili son notum ise: burak çatalcalı ne zaman ölecek ya çok sıkıldım. ondanda venüsten de zeynepten de(zeynep zenginlerden değil haaa). üçü bir gece birlikte yemek yerken zehirlenip ölemezler mi ya?
birinci sezon için hiç olay olmadı demiştim ama bu sezon çok olay oluyor da ne oluyor. hiç hissedemiyoruz o olayların ağırlığını. kuzey-cemre aşkı bile(şimdi de aralarında hiç bir şey yok ama) cemre, kuzey'in peşinde paçavra olmadan önce daha güzeldi. böyle kuzey'in ona ters terse cevap verişleri, cemre'nin yaramaz çocuk muamelesi yapması filan baya iyiydi. şimdi artık elimizdekilere yani yazımın başında bahsettiğim komikliklere bakacağız.
8 Şubat 2013 Cuma
dört yapraklı glee
glee yazılarım bir kaç bölümü içere içere ilerliyor. aslında bölümlük yazmak istiyorum ama normal yayınla birlikte gitmediğim için yapmıyorum. ama merak etmeyin az kaldı. bir kaç bölüm sonra yetişeceğim.
4.04 ayrılıklarla dolu bir bölümündü. resmi olarak tek ayrılmayan çiftimiz emma-will ikilisiydi. zaten onların ayrılıp ayrılmamasının bence pek bir önemi yok. rachel-finn çiftinin ayrılığına gelirsek eğer; rachel'ın finn'i aldattığını düşünmüyorum. çünkü finn, rachel'ı serbest bırakmıştı. ama ben bu ayrılığın galibinin finn olmasını istiyorum. saçını öyle dalgalı yapıp uçlarına sarılar attırarak ve o dar dar elbiseleri giyerek güzel ve seksi olmuyorsun rachel hala bir gargamelsin ve fark ettim ki kendini bir şey sanmaya başlayınca sana iyice gıcık oldum. finn'in saçlarını ise çok beğendim. kurt-blaine aşkının bitmesine sevindim. kurt'ün sırtındaki yüklerden kurtulması gerekiyordu. blaine de beni yanıltmadı ne mal olduğunu ortaya çıkardı pislik. santana-brittany ayrılığı ise en masumu ve en üzücüsüydü.. tabii ki santana, brittany'i incitmemek için ondan ayrılacaktı.
4.05 ise bize yeni finn hudsonımızı kazandırdı. bu çocuğu da sevdim ben. eğlenceli. ama bir konu canımı sıktı. zaten jake, samciğimin rolünden çalıyor birde bu piyasaya çıktı iyice az gözükecek şimdi sarı kanaryam. bu bölümün en hoş anları mercedes ve mike chang'in dönüşüydü kesinlikle. bölüm içerisinde o ses glee yayını da yapıldı fark etmedim değil. finn, artie, mercedes ve mike chang'in jüri halleri çok uygundu. bu arada finn, sueya söylediklerin yüzünden senden nefret ediyorum. glee kulübünün eğitmeni olmanı istemiyorum.
4.06 grease bölümüydü biliyorsunuz. blaine kadar altı kaval üstü şişhane bir insan görmedim. yüzü iyi ama gerisi beş para etmez adamın. sugar mottacığım ise harika. tarif edilemez bir şekilde seviyorum onu. brittany ile ikili ikili görülüyorlar sahnelerde. ikisi iyi arkadaş olsun çok istiyorum. bu bölümle ilgili son söyleyeceğim ise rachel ve kurt'ün o gıcık gıcık, hayatın sillesini yemiş çatısız kadınlar triplerinin çekilmez olduğu.
.jpg)
4.07, 4.sezonun yayınlanan en komik bölümüydü. takımın bir arada olduğu bölümlerde eğlendiğim kadar eğlenmesem de güzeldi. jake-ryder ve marley-kitty düetleri eğlenceliydi. finn de jake-ryder kavgasını ayırarak iyice will'e bağladı. bu arada warblerların yeni lideri hunter clarington'u tuttum. kucağında iran kedisiyle döndüğü sahne, roket takımı göndermesinde son noktaydı. bir de söylemek zorundayım: bir quinn fabray veya bir santana lopez olmasa da galiba kitty wilde'ı bu bölümden itibaren seviyorum. tipine bakamıyorum o ayrı. bu bölümün bonusu ise sevgili sebastian'ı yeniden görmekti.
vee şarkılar...
4.04'ten finn hudson, rachel berry, blaine anderson ve kurt hummel düeti, don't speak
4.05'den finn hudson ve ryder lynn işbirliğiyle juke box hero
4.06 da ise santana lopez, cassandra july ve wade 'unigue' adams triosundan there are worse things i could do
4.07'den ise marley rose ve kitty wilde düetiyle holding out for a hero
sırada thanksgiving bölümü 4.08 var. yabancı dizilerin thanksgiving bölümlerini hep çok sevmişimdir. üstelik bu sefer iki kat mutluyum çünkü 4.08 de quinn fabray var. al kalbim aklımı ki zaten bende değğğil!
4.04 ayrılıklarla dolu bir bölümündü. resmi olarak tek ayrılmayan çiftimiz emma-will ikilisiydi. zaten onların ayrılıp ayrılmamasının bence pek bir önemi yok. rachel-finn çiftinin ayrılığına gelirsek eğer; rachel'ın finn'i aldattığını düşünmüyorum. çünkü finn, rachel'ı serbest bırakmıştı. ama ben bu ayrılığın galibinin finn olmasını istiyorum. saçını öyle dalgalı yapıp uçlarına sarılar attırarak ve o dar dar elbiseleri giyerek güzel ve seksi olmuyorsun rachel hala bir gargamelsin ve fark ettim ki kendini bir şey sanmaya başlayınca sana iyice gıcık oldum. finn'in saçlarını ise çok beğendim. kurt-blaine aşkının bitmesine sevindim. kurt'ün sırtındaki yüklerden kurtulması gerekiyordu. blaine de beni yanıltmadı ne mal olduğunu ortaya çıkardı pislik. santana-brittany ayrılığı ise en masumu ve en üzücüsüydü.. tabii ki santana, brittany'i incitmemek için ondan ayrılacaktı.
4.05 ise bize yeni finn hudsonımızı kazandırdı. bu çocuğu da sevdim ben. eğlenceli. ama bir konu canımı sıktı. zaten jake, samciğimin rolünden çalıyor birde bu piyasaya çıktı iyice az gözükecek şimdi sarı kanaryam. bu bölümün en hoş anları mercedes ve mike chang'in dönüşüydü kesinlikle. bölüm içerisinde o ses glee yayını da yapıldı fark etmedim değil. finn, artie, mercedes ve mike chang'in jüri halleri çok uygundu. bu arada finn, sueya söylediklerin yüzünden senden nefret ediyorum. glee kulübünün eğitmeni olmanı istemiyorum.
4.06 grease bölümüydü biliyorsunuz. blaine kadar altı kaval üstü şişhane bir insan görmedim. yüzü iyi ama gerisi beş para etmez adamın. sugar mottacığım ise harika. tarif edilemez bir şekilde seviyorum onu. brittany ile ikili ikili görülüyorlar sahnelerde. ikisi iyi arkadaş olsun çok istiyorum. bu bölümle ilgili son söyleyeceğim ise rachel ve kurt'ün o gıcık gıcık, hayatın sillesini yemiş çatısız kadınlar triplerinin çekilmez olduğu.
.jpg)
4.07, 4.sezonun yayınlanan en komik bölümüydü. takımın bir arada olduğu bölümlerde eğlendiğim kadar eğlenmesem de güzeldi. jake-ryder ve marley-kitty düetleri eğlenceliydi. finn de jake-ryder kavgasını ayırarak iyice will'e bağladı. bu arada warblerların yeni lideri hunter clarington'u tuttum. kucağında iran kedisiyle döndüğü sahne, roket takımı göndermesinde son noktaydı. bir de söylemek zorundayım: bir quinn fabray veya bir santana lopez olmasa da galiba kitty wilde'ı bu bölümden itibaren seviyorum. tipine bakamıyorum o ayrı. bu bölümün bonusu ise sevgili sebastian'ı yeniden görmekti.vee şarkılar...
4.04'ten finn hudson, rachel berry, blaine anderson ve kurt hummel düeti, don't speak
4.05'den finn hudson ve ryder lynn işbirliğiyle juke box hero
4.06 da ise santana lopez, cassandra july ve wade 'unigue' adams triosundan there are worse things i could do
4.07'den ise marley rose ve kitty wilde düetiyle holding out for a hero
sırada thanksgiving bölümü 4.08 var. yabancı dizilerin thanksgiving bölümlerini hep çok sevmişimdir. üstelik bu sefer iki kat mutluyum çünkü 4.08 de quinn fabray var. al kalbim aklımı ki zaten bende değğğil!
1 Şubat 2013 Cuma
3-2-1, glee 4.sezon
vee evet bütün buhranlarımı atlatıp glee 4.sezona başladım. sandığım kadar kötü olmadı. yine bir burukluk oldu tabii. glee'nin her birinin kendi bölüm hikayeleri ile atmosferi yoğunlaştıran ana karakterlerinin çok gözükmediği, yavaş yavaş çıktıkları bir ilk üç bölümdü. bu yüzden yeterli tatmini vermedi. o eski herkesin bir arada olduğu zamanlardaki kargaşayı sevdiğim için dizi bana biraz ağırlaşmış gibi geldi.
4.sezonun ilk 3 bölümü hakkındaki yazıma başlarken o en çok korktuğum şeyin olmadığını söylemeliyim. açıkçası glee'nin çoğu yıldız karakteri mckinleyden gidince okul sahnelerinin gereksiz olacağını düşünmüştüm. ancak dediğim gibi korktuğum şey başıma gelmedi. tabii ki okuldaki eksikler, eski takımın üyelerinin olmaması iyi değil ancak hepsinin kendi yoluna gitmesi gerekiyordu. ve mckinley'de hayatın devam ettiğini bilmek güzel. unigue, vocal adrenalineden ayrılıp new directionsa katıldığı için çok memnunum. tabii doğal olarak okulunu da değiştirip mckinley'e geldi. zaten herhalde mckinley'in bir tek trans öğrencisi olmamıştı. joe ile en çok özlediğim insanlardan olan sugar motto da glee kulübüne devam. becky zaten baş tacı. dördüncü tabaka üyelerden sonra artie ve tinaya bakarsak; artie tampon görevindeki karakterini değiştirmemiş, tina'nın çömezlerden bir asistanı olsa da bence hala gereksiz. sam ve brittany ise sugar motta ile birlikte benim okulda kalan gözdelerimden. bence sam-brittany güzel olmuş, tuttum bu ilişkiyi. lannister ve targaryen sarılarından sonra yeni bir sarı türü literatüre girebilir. ve sam'i buradan tebrik ediyorum. sam, brittany ile olası ilişkisinin flörtlerini yaparak the unholy trinity'i(quinn fabray-santana lopez-brittany pierce) tamamlamış oluyorsun. en sona da hala hoşlanmadığım blaine'i bıraktım. üzgünüm her bölüm milyonlarca şarkı söylemesine ve sürekli ön plana çıkarılmasına rağmen onu sevemiyorum. bana itici geliyor.
mercedes neler yapıyor bilinmez, aşkım santanayı sadece skypeta gördük. ortalarda dansı ile büyülemeyen biri olmadığına göre mike chang de yok. puck ile finn'i de bir sahnede gördük sadece. rachel ve kurt glee'nin vazgeçilmezleri olarak tabii ki varlardı.
ve şimdi yenilere bakalım;
new rachel: marley rose
racheldan daha iticisi olabilir mi diye düşünüyordum ve düşünmez olaydım, varmış. üstelik rachel'ın geçen üç sezondaki tek eğlenceli yönü olan kötü karakterine de sahip değil. aşırı iyi filan. hiç çekilesi değil hiç. beni irrite etmesine rağmen içimde en azından rachel'a karşı sevgi vardı. marley'i sevemedim gitti. üstelik glee de bütün lise klişelerini farklı biçimlerde kullanan senaristler marley içinde en arabeskini kullanmışlar, yemekhanede yemek veren kadını bunun annesi yapmışlar ve kız utanmasın diye kimse bilmemiş. ama dediğim gibi klişeleri farklı kullandıkları için hemencecik ortaya çıktı bu olayda.
new puck: jake puckerman
bak bu fena değildi. puck'ın yarım kardeşi olmasından dolayı ona çabuk ısındım diyebiliriz. kan çekmesi gibi bir şey yani. puck ile ilk buluşmalarında ise titreyerek ağladım. kayıp akraba buluşmaları beni derinden etkiler. müge anlı rocks!
new quinn fabray: kitty wilde
işte bu kötünün en kötüsü. belki o iyilik kisvesi altında sinsilikten kıvranan marley bile new rachel olabilir ama bu kız kesinlikle new quinn fabray olamaz. bir kere kısa ve çirkin. üstelik takoz gibi bacakları var. ama var ya bu kız bu çirkinlikle iyi olsa hiç çekilmezdi.
new finn hudson ise biraz sam evans serpiştirilmiş olarak yakında gelecek(zaten finn ve sam özlerinde literatürdeki golden boy karakterinin farklı formları).
veee bonuslar;
brody weston
rachel'ın galiba jesse st. jamesten sonraki ikinci başarısı olacak. gerçi ben neden rachel'ın peşinden koştuğunu anlamadım. belki eşcinseldir ve bunu açıklamak için rachel ile olan ilişkisini kullanmak istiyordur. sonuçta rachel kadınlardan soğumak için iyi bir sebep. finn de eşcinsel olmadı ama kadınlardan en uzak yere kaçtı. racheldan kurtulmak için orduya katılmıştı hatırlarsınız. neyse finn'in tam işin ortasında dönüşü diyorum başkada bir şey demiyorum. bu arada brody şunu bilsen iyi olur buralarda yuva yıkanın yuvası olmaz.
cassandra july/kate hudson
ilk görüşte aşka yeniden inandım. yeniden diyorum çünkü ben genel olarak ilk görüşte aşık olurum. cassandra ise tam anlamıyla bütün mükemmel özelliklere sahip. alkolik, seksi, takıntılı, sönmüş bir yıldız, acımasız, bad cop... ve cassandrayla birlikte rachel'ın hayatı da renklendi. cassandra ve rachel'ın tatlı-sert çekişmesi klasik ama etkili. hırsla yükselmeye çalışan insanları severim. ama tabii rachel'ın hikayelerinin eğlenceli gelmesinin bir başka sebebi daha var, bunu son kısma bırakıyorum. gizli ilişkiler konusunda iyi koku alma yeteneğim sayesinde cassandra'nın brody'e, rachel ile brody'nin dans eşi olmaları üzerine verdiği tepkilerden bir ilişki varlığı sezdim.
isabelle wright(sarah jessica parker)
ilk görüşte aşka tekrar inandığım dakikalardan biri de, vogue.com da kurt'ün isabelle ile tanıştığı sahnelerdi. kurt'ün yükselişinin daha çok zevk vermesi için biraz daha engebeli olmasını isterdim. ancak yeni bir bad copımız varken isabelle good cop olmalı kesinlikle. üstelik gerçi kurt her zaman rachel'a göre daha şanslıydı. kurt sırtındaki blaine yükünden kurtulunca daha da yükselecek eminim. her şeyin en iyisini hak ediyor zaten. neyse rachel ve kurt için yeni hayatları işte şimdi tam olarak sex and the city.
aslında bu yazıda hüngür hüngür kalbimin sahibi quinn fabrayden bahsetmem gerekiyordu. fark ettiyseniz gerekli durumlar dışında ondan bahsetmedim. finali onunla yapmak istedim. quinn fabray çok özleniyorsun. senin büyüleyici tavırların ve seksi-utangaç sesin olmadan ne yapacağız bilmiyorum. senin dışında ilk üç bölümde gözükmeyen herkes geri gelecek ama sen glee'nin bu sezon regular castında yer almıyorsun. şuan için sadece bir bölüm geleceksin gibi gözüküyor. ama şu da bir gerçek en mükemmel olan yuvadan en erken uçandır.
rachel'ın öykülerini daha çok sevmemin sebebi de quinn fabray'in gölgesinde olmaması artık. yapımcılar da dianna agron da gleeden istediklerini aldılar. yapımcılar quinn fabray'in önü açık öyküsünden sonuna kadar yararlandılar, dianna agron ise glee sayesinde protagonist oldu. rachel yani lea michele ise hep karakter oyuncusu olarak kalacak. bu gerçeklerin yanında quinn fabray, sensiz ben nefes alamam!
rachel'ın öykülerini daha çok sevmemin sebebi de quinn fabray'in gölgesinde olmaması artık. yapımcılar da dianna agron da gleeden istediklerini aldılar. yapımcılar quinn fabray'in önü açık öyküsünden sonuna kadar yararlandılar, dianna agron ise glee sayesinde protagonist oldu. rachel yani lea michele ise hep karakter oyuncusu olarak kalacak. bu gerçeklerin yanında quinn fabray, sensiz ben nefes alamam!
glee yazıları için yeni bir köşemiz var. bundan sonra her bir bölümün en iyi coverını seçip sizinle paylaşacağım. bu yazım sezonun ilk üç bölümüyle ilgili olduğun için birden fazla şarkı paylaşacağım.
1.bölümün en iyisi: cassandra july ve NYADA öğrecilerinden, americano/dance again karışımı.
2.bölümün en iyisi: brittany ve cheeriolardan geliyor: hold it against me
3. bölümün hitleri iki tane:
ilki isabelle wright, kurt hummel ve rachel berryden the way you look tonight/you're never fully dressed without a smile karışımı
ikincisi brittany pierce ve sam evanstan celebrity skin
31 Ocak 2013 Perşembe
son namus bükücü kuzey tekinoğlu
kuzey güney ile ilgili keyfim çok yerinde bu bölüm sormayın. aman nazarlar değmesin zevk içinde izledim.
ilk başta kuzey'in demet'in yapayalnız ölmesi konusundaki özenli çabasından bahsetmek istiyorum. yok kontroller yok sevgilisi diye abartmalar. sen kimsin ya? kızın babası değilsin anası değilsin ne bu pozlar. gerçi herhalde demet'in anası babası yok. olsaydı ali ile nişanlanmasına izin vermezlerdi. kuzey onları öpüşürken görmeyi hak etti. ece-melek, gizli aşkların arabalarda ortaya çıkmasını seviyor zaten. şeref'e de ayrı bozuldum. simay evinde kalıyor diye demet'e 'ben otelde kalıyorum zaten' dedi ya, hayır bir kadınla bir erkek aynı evde kalınca illa yatmak zorunda mı? neyse simay konusuna gelirsek; cancağızımın adamı bıçakladım demesine rağmen hiç bir polisin soruşturma esnasında adamın yara yerine bakmayı akıl etmemesi saçmalıktı. sonradan dosya kapanınca şeref'in aklına geldi. benim daha önce dikkat çekmeye çalıştığım kuzey-şeref ilişkisinin sevgili formatında ilerlemesine simaycığım da vurgu yaptı 'siz günde kaç kere telefonda konuşuyorsunuz?' diyerek. bir de ben simay'ın bavulunda ne olduğunu çok merak ediyorum. o kadar ağır ki ikeanın vidalı sehpasını kırdı. ha şeref sakın evime döneceğim diye umutlanma. simay kedi gibidir. girdiği evin sahibi olur.
her bölüm zeynep daha da dibe düşüyor ya sevinçten çıldırıyorum. nimeti de mundar etti rezil. bir de hala 'beni harcadınız, ben çok büyük bedel ödedim' diyor. herhalde evde eğitim sistemiyle yetişti zeynep. çünkü hadi ortaokulda bu olay başına gelmedi, lise ve üniversitede kesin çıktığı çocuklardan biri, arkadaşına aşık olmuştur yani.
game of sinaners


cemre-barış olaylarına gelirsek; bu bölüm barış rockstar olma yolunda bir adım daha attı. cemreyi öpecek gibi yapıp kapıyı açması çok çok iyiydi. ne olur barış, cemreye saldırmasında cemre bu yüzden hapse girmesin. bir sürü karakter deforme oldu idolüm barış olmasın. neyse sonra barış çiçekle geldi filan cemre'nin odasına kapıyı çalacaktı ama romantiklik olsun diye altından atacaktı ki cemre ve kuzey'in webcam görüşmesini duydu. orada var ya neredeyse ağlayacaktım. bu arada cemre'nin de vajinismus değil sanalcı olduğu da ortaya çıktı bu sahnelerde. görüntülü konuşma diye çıldırdı resmen. ve itiraf etmeliyim ki handan hanımın köşke geri döndüğü, köşk bahçesindeki sahnede cemre ve handan hanım tam olarak ne mal olduklarını gösterdiler.
taht mücadelesinde ise güney, barış ve burak çatalcalı sürekli birbirlerinin kuyusunu kazarak melda yalgan'ı pes ettirmişlerdir. sevgili melda yalgan ise dünyanın sadece şirketleri ucuza kapatmaktan ibaret olmadığını öğrenmiştir. o gömlek meselesinde ise ya güney bir şey çevirdi(çünkü evden çıkarken ceketinin yakasına baktı) ya can bey(cemre ile güney'i mutfakta gömlek hakkında konuşurken duyduğu için şüphelendim. çünkü daha önce barış'a ihanet etmişti. e bir kere ihanet eden hep ihanet eder) ya da burak çatalcalı ile venüs, barış'ın gömleklerinden yaptırdılar. bu arada venüs sonunda kendine doğru düzgün bir uğraş buldu, burak çatalcalı'nın odalığı oldu. son olarak banu'nun eve gelişi ve hiç bir şeyi unutmaması güzeldi. banuyu çok seviyorum artık ve eminim banu'nun iyileşmesine cemre'nin çok yardımı olacak. iyi bir ikili geliyor.
iki bölümdür kuzey güney çok iyi gidiyor. bir buçuk saatin nasıl geçtiğini anlamıyorum valla. bu arada galiba güney-simay ilişkisi iptal ya da en son bölümde olacak, bunlarda böyle mutlu oldu denilecek herhalde. neyse hep güzel şeyler yazdım bir şey demeyeyim de ağzımızın tadı bozulmasın.
29 Ocak 2013 Salı
stil yargılaması: serena van der woodsen vs. blair waldorf
stil yargılaması serimize, aylar önce gossip girl'ün payitahtı chuck bass konuk olmuştu. onun karanlıklar prensinden smokinli şövalyeye dönüşünü izlerken, benetton kataloğu gibi giyim tarzından madmen tarzına erişmesini size anlatmıştım. şimdi ise serena&blair tarzları ve karakter analizleri yazısıyla karşınızdayım. hem de serena ve blair'in en sevdiği biçimde, rekabet teması eşliğinde.
constance tarzı,
serena: gossip girl ilk başladığında serena'nın blair'e göre daha normal bir tarzı vardı. dizinin başladığı 2007'nin moda anlayışını düşünürsek bu normal dediğim tarzı deminde belirttiğim gibi blair'e göre 'normal' olarak nitelendirmeniz lazım çünkü 2007 de bizde deri ceket hortlamamışken, serena deri ceketsiz tuvalete bile gitmezdi. okul üniformasını elinden geldiğince en seksi hale getirmeyi başaran serena, burada da constance'ın ekoseli model eteğini, XXXXXS olanından alıp üstüne daha o zamanlar patlamayan parlak, simli bol hırkalardan geçirmiş ve kravatını olmayan gömlek yakasına rağmen boyuna takıp yine seksapelini ortaya çıkartarak biraz fetiş davranmış. alt kısım ise harika. dizüstü çorap hiç bu kadar güzel sunulmadı hem de gelecek sezonların yıldızı kahverengi-siyah uyumunun habercisi süet ayakkabıları ile. ancak ben ayakkabının tamamen siyah olmasını tercih ederdim. böyle parçalı ayakkabıları sevmiyorum.
blair: gossip girl'ün başlarında blair genellikle giyilemeyecek şeyleri giyerdi. bunu kötü anlamda söylemedim. gerçek moda uçlardaki parçalardır ve blair de böyle giyiniyordu. constance üniformasını anneanne tarzı ve aristokrasi ile birleştiren blair, yukarıdaki lookta, okul üniforması ile kombinlemeyi çok sevdiği çizgili blazerlarından birini kullanmış. kravatını biraz serbest bağlamış, normalde cücüğüne kadar boynunu kapatır. beline saten kurdelesini takmış, altına da constance'ın düz eteğinden esinlendiği şortu ile o zamanlar daha underground barlarda bir biraya sarhoş olan rockçı kızların giymeye başlanmadığı renkli çoraplardan geçirmiş. ipek saç bandı nerede dediğinizi duyar gibi oluyorum. dikkatli bakarsanız çantasına bağladığını görürsünüz. babetlerini beğenmedim yani genel olarak babet sevmiyorum. zaten blair de yedek topuklularını eline almış.
yine constance yıllarında serena salaş ama ikon tarzını yansıtırken; blair, anneanneliği abartıp dantelli pelerini ve boyun gülü ile göz dolduruyor. ayakkabılarda ise: serena özgür kişiliği yansıtan burnu açık kısa topukluları ile okula gelirken; resmi yerlerde burnu açık ayakkabı giyilmeyeceğini bilen blair, okula bilekten bağlı ayakkabıları ile gelmiş.
blair'in kraliçeliğinin nişanesi saç bandı ikisinde de görülüyor.
kısa süren üniversite yılları,
sadece bir kaç bölüm üniversiteye giden serena, columbiada bu mini mini şortlarla dolaşırken hocasını ayartmıştı biliyorsunuz. yukarıda serena'nın oxfordları dışında konuşulacak pek bir şey yok. oxfordlarının burnunun kalkık olması ve hafifi topuklu olması onları klasik bir yapıya kavuşturmuş ancak lookun genel sportifliğini bozmayan oxfordun rengi ile de bir bütünlük sağlanıyor.
nyuda ki utanç yılından sonra columbiada tekrar ayrıcalıklı bir hayata kavuşan blair ise üniversitede boş zamanlarında kurumsal firmalara danışmanlık yapan akademisyenler edasında takıldı. tomurcuk etekli elbisesinin desenleri ve üzerine turuncu boya atmışlar gibi gözükmesi beni kusturdu ne yazık ki. nyu'da yitirdiği gücünü columbia sayesinde kazanmaya pek odaklandığı için giyinirken biraz bocalamış olmalı.
serena'nın yukarıda giydiği gibi şeyleri hiç sevmem. onları sadece plajda, beach clubta giyersen mantıklı olabilir bence. koluna taktığı krokodil çanta ise şekil olarak yanlış. krokodil deseni/yapısı sadece sert kalıpları olan klasik çantalarda kullanılmalı. delikli ve fermuarlı ayakkabılarını beğendim. artık liseye gitmedikleri için üniversitede burnu açık ayakkabılara tolerans gösterilebilir.
blair leopar giyerse tabii ki böyle klasik bir elbisede kullanır. baştan aşağıya leopar olduğu için elbise, üç tonda da verilmesi iyi bir şey. leopar küçük bir kısımda olmadığı için sadece koyu ve ya sadece açık tonu kullanılsaydı bayardı. bu da blair'e uymazdı. çantası ise perfecto. ne boyna takılacak kadar uzun ne de kola takılacak kadar kısa askılı olmayan çantası dillere destan.
yaz aşkları,
hamptons günlerinde serena, özel dokuma kumaştan efil efil elbiseleri tercih ediyor. beline sert altın bir kemer taksa cece'nin akşamüstü çayına gitmemesi için hiçbir sebep kalmayacak. ikinci sezona ait bu karede, moda konusunda bizden ne kadar ileri olduklarını görebilirsiniz. bizde iki sezondur parlayan taşlı sandaletler o zamanlar serena'nın ayağında. çantasını ise zincirine çantanın derisi dolandırıldığı için yaza uygun buldum. sadece zincir olsaydı mevsime pek gitmezdi.
hamptons günlerinde blair, kışın takındığı sert çizgiden ayrılmamış klasik yakalı elbisesiyle. bu havasını yaza uydurmak içinse elbisesini büyük pileli ve çiçek desenli seçmiş. blair'e bu elbisenin desenlerindeki gibi pastel tonlar yakışıyor. belindeki gibi böyle tokalı, geniş kemerleri sevmem, chuck'ın onu hava alanında dımdızlak bırakmasına veriyorum bu zevksizliği. kolundaki aşırı jetset şekildeki çantasının hasır yapıda olması yaz için biçilmiş kaftan.
paris günlerinde serena materyalist kimliğini; elbisesinin içindeki hareketliliği, kalın şeritlerle hapsederek gösteriyor. ancak bu hareketliliğin yarıda kesilmesi serena'nın manhattan'da her şeyi yarım bırakıp paris'e kaçmasıyla güzel uyuşmuş. en başta sadece elbisenin içteki kısmı olsa bu kadar güzel durmazdı. bazen aşırı ön plana çıkan parçaları fazla göstermemeniz gerekir. asıl parça içeriden taşmalı. serena da bu yüzden uzun blazerını giymiş. kafasındaki geniş fötr şapka ise ceketin işlevini arttırmış.
paris günlerinde blair ise içindeki entelektüelliği, chuck'ın kendisini jenny ile aldatmasının hezimetiyle bulmuş ve kafasındaki ressam beresi ile belli etmiş. doğa nesnelerini kullanmasını seven blair bu elbisesinde vişne deseni ile karşımızda. balon etekli elbisesi karışık gözüküyor ama oldukça başarılı.
not: ikisininde tatilde zincirli çantalar takmaları, sayfiyede değil aşk şehrinde olmaları dolayısıyla kabul edilebilir.
günlük hayat,
serena bir ara, hayvani ama seksi hatlarını göstermek için bu dar dar kısa kısa elbiselere takmıştı. hatırlarsınız ki bunları giydiği zamanlar hiç sürekli ilişkisi yoktu, aranıyordu.
blair ise kıyafetinin alt tarafındaki hareketi, üst kısmının ağır osmanlı işlemeleriyle bastırıyor. aynı bu zamanlarda dan'e olan hislerini bastırdığı gibi.
uzun bir tatilden sonra upper east side sokaklarında dolaşan serena, babasını yine bulamamışken karşımıza siyah deri sandaletleri ve uçuş uçuş elbisesiyle çıkıyor. elbisenin siyah yerleri parçayı şıklaştırmış.
uzun tatilini chuck ile ilişkisini renklendirmeye çalışarak geçiren blair gördüğümüz kadarıyla bu arada koltuk kumaşlarından elbiseler diktirmiş. yanlış anlamayın ben seviyorum bu kumaşları. ne yazık ki bizde raflara yeni yeni girmeye başladı. lookta kötü olanlar: çantasının renkleri ve ayakkabıları.
her zaman iyi giyinecekler diye bir şey yok. ama serena'nın tek omzu açık kazağı ve blair'in yanlış renk seçimleri bu karede affedilemez.
her bölüm bir davet,
lily'nin kim bilir kaçıncı düğününde(sadece rufus ile olan olduğunu biliyorum) serena, annesinin bu azgınlığına tepki olarak kendini siyahlara bürümüş. tabii hot blonde chick tarzıyla.
lily'nin kim bilir kaçıncı düğününde, blair'in damadın annesi olmasına bir ceket kalmış. elbisesinin etek kısmının renginde, elbiseyle aynı kumaştan bir ceketi olsa kaynana olarak düğünde georgina'nın çıkarttığı rezaletleri engelleyebilirdi.
serena günlük hayattaki dar ve mini elbiselerinin sim işlenmişlerini akşamları davetlerde giyiyordu.
aslında serenalıkmış gibi gözüken blair'in üstündeki püsküllü-simli elbise ise blair'in çok sevdiği diz hizası boyuyla blairlik hale gelmiş.
aslında serena pek bu diz hizası elbiseleri giymez. ancak kıyafetin transparan detayları onda giyme arzusu uyandırmıştır eminim. teşhircilik fırsatını kaçırdığını hiç görmedim. eline taktığı takı, topuğu ince ve ayakkabıdan farklı yapıdan ayakkabılar ise tam serenalık.
blair ise alışkın olduğumuz tarzının dışında. ağır ağır takılmamış. elbisesi çok güzel. kolyesi biraz blair'e göre frapan. ayakkabısının ise kalın topuklu ve platform olmasını ona yakıştırmadım. saç bandı constance günlerini hatırlatır nitelikte.
serena'nın belki en kötü kıyafetiydi bu. pileli kısa etekler nasıl güzel duruyorsa, pileli uzun etekler evde kalmış kütüphaneciler gibi yapmış kızı. gerçi bu elbiseyi giydiği sıralar tam bir evde kalmıştı. neyse ki elbisesi desenli ve inci kolyesi güzel.
hamile kadınların güzel olduğu söylenir ama blair hamileyken hiç güzel değildi. bir de bu turuncu elbiseyle iki kat bet olmuştu.
her gün bir başka davete gittikleri için hepsini yazamayacağım doğrusu...
gelinim olur musun?
blair'in prens ile evlenirken giydiği gelinliği, royal wedding olayının şatafatını azaltmak için sade seçilmiş. gelinliğin kırık beyaz olanı makbuldür kanımca. blair'in ilk evliliği kötü bitse de bir hata değildi. sonuçta hayatının bir kısmında monaco prensesiydi. ancak gelinliğin altına giydiği burnu açık platformları bir hata. resmen uğursuzluk getirdi düğüne.
blair'in ikinci gelinliği ise daha önce söylediğim gibi tam dul kadın gelinliği. köprü altı evliliğinde bile şıklığından vazgeçmeyen blair'i renk seçimiyle kutluyorum. ayrıca gelinliğin transparan havası oldukça başarılı. sadece ellerin, boynun ve birazda yakanın gözükmesinin boğuculuğu önlenmiş bu şekilde. blair tabii ki böyle bir şey giyecekti en mutlu gününde.
bence serena'nın tek gelinliği, blair'in iki gelinliğini de tokatlar. parlak beyaz tülleri ve dore büstü ile etekteki dore kısımlar çok çok iyi. serena tabii ki böyle bir şey giyecekti en mutlu gününde.
gossip girl, ilk ve ikinci sezonunda modaya öncülük ederken üçüncü sezonda bir geçiş yaşamış, kıyafetler siyahlaşmıştı. dördüncü ve beşinci sezon ise karakterlerin moda sektörünün popüler parçalarını giymesiyle geçti. final sezonu ise geçmiş sezonları hatırlatan looklarla doluydu.
serena van der woodsen vs. blair waldorf tarz çekişmesi ise dizinin 've herkes mutlu oldu' sonuna uygun bir biçimde berabere bitti.
28 Ocak 2013 Pazartesi
pasion prohibida, ama ne!
olanlar oldu aşk-ı memnu latin versiyonu pasion prohibida başladı. ya bu uyarlama işini biz gerçekten yapamıyoruz intikamda birebir her şeyi kopyalayıp biseksüel karakterleri kadın ve erkek cinsiyetinde uyarladık ama çocukluğumun vazgeçilmezi latin amerika dizileri bizim aşk-ı memnuyu çok güzel kendi formatlarında uyarlamışlar: tam anlamıyla PAÇOZ olmuş.
hepimiz hatırlarız esmeraldayı, maria mercedesi, maria la del barrioyu, rosalindayı, abrazame muy fuerteyi(sarıl bana), la usurpadorayı(sahte dünyalar), la intrusayı(güzel virginia), por un besoyu(bir öpücük için), las vias del amoru(aşkın yolları), por tu amoru(aşkın için), cuando seas miayı(ayrılan kalpler) ve daha niceleri...
ama görünen o ki şu yukarıda saydıklarımın sadece bir kaçından daha iyi bir dizi olmuş pasion prohibida. bana güvenin tam bir pembe dizi uzmanıyla karşı karşıyasınız. gossip girl, glee gibi bizde çakması yayınlanan amerikanın kült dizileri bize haklarını bile vermemişken(tabii ki dizilerini bok edeceğimizi biliyorlardı) biz zamanında öğleden sonra ve akşam üstü kuşaklarında her gün izlediğimiz latin amerika dizilerinden biri olsun diye en iyi dizilerimizden birinin haklarını verdik(ki tabii ki bok ettiler). ayrıca adnandan kısa behlül istemiyoruz.
bihter iyi ki bu günleri görmedi
bu iri kızımız bihter yani bianca. aslında güzel kız yani severim ben böyle yapılı kadınları ancak benim sıkıntım saçları. bu arkaları kısa önü uzun modeli sadece dalgalı saçlı isen kullanabilirsin. biancaya fön çekmeyi bırakmalılar bu yüzden. en temelde ise sorun beren'in yanında bu kızcağızın biraz basit kalması. çünkü oynayan kadın, latinlerin evin azgın oğluyla yatan dedikoducu hizmetçilerine benziyor(pembe dizi kuralları #23: dedikoducu hizmetçi bir süre sonra şantaja başlar ve kime şantaj yapıyorsa o kişi dedikoducu hizmetçiyi öldürür). ama saçları uzun ve dalgalı olsa işportacı, zengin yaşlı adamın evine getirdiği ve oğullarının ikisininde aşık olduğu saf esas kız olabilir(pembe dizi kuralları #1: sosyo-ekonomik sistemin en alt tabakasından gelen esas kızlar en sonunda hep çok mutlu olurlar).
kara yağız behlül'e say hi!
burada fazla yapacak bir şeyleri yok. latinlerin en sarışını bile buğday. yani bizim sarı behlül olmazdı zaten. tam bir latin erkeği bulmuşlar behlül yani bruno için. yakışıklı çocukta tek sıkıntısı boyu. adnandan kısa ya olur mu böyle bir şey? neyse fazla bok atmayayım bence en başarılı cast bu olmuş. sonuçta behlül iyi bir esas oğlan değildi bu çocuğun tipi de latin amerika dizilerinde para için kötü kadınlarla yatan serserilere benziyor(pembe dizi kuralları #14: para için kötü kadınlarla yatan bu serseri tipin akıbeti iki türlüdür. ya kötü kadını öldürüp esas oğlan ve esas kıza bela olmaya devam eder ya da kötü kadın bunu öldürüp karnında bu serseriden taşıdığı bebeği esas oğlana senden diye yutturur).
bıyıksız adnan
şimdi ben bu adamı biliyorum. dizinin birinde yine masum zengin kızın babasıydı ama adnan olacak kadar önemli bir oyuncu değildi en son bıraktığımda. adı da ariel. disney'in küçük deniz kızının adı da arieldi, o aklıma geliyor, adnan kafamda uyuşmuyor isimle. (pembe dizi kuralları #4: zengin esas kızın babası genellikle kız kimi babası biliyorsa odur ve bu adamlar ya miras avcısı genç eşleri ya da kötü erkek kardeşleri tarafından öldürülür).
firdevs la del barrio
işte benim en büyük hayal kırıklığım bu canlarım. sen git moda ikonu, entrikalar kraliçesi firdevs hanımı kenar mahalleli gibi görünen ve oldukça basit giyinen flavia yap. aşk-ı memnu ile ilgili hiçbir şey bilmesem flaviayı zengin kötü kadının hizmetçi olan büyücü gerçek annesi sanacaktım(pembe dizi kuralları #19: bu karakter çok önemlidir ve kötü kadın olan kızı, hizmetçi olduğu için annesinden utanmaktadır ve kendi kızı tarafından öldürülür).
turuncu saçlı nihal
ben bizim katamaran nihal'i öpüp başıma koyuyorum arkadaş. aynı karakter yapmacık ve turuncu saçlı olunca hiç çekilmiyormuş. adı da nina. tipini de latinlerin esas kıza yol gösteren efendim dadı olsun, komşu olsun orta yaşlı kadının yükselme heveslisi kızına benzettim(pembe dizi kuralları #7: bu zenginlik meraklısı kızlarımız yaşlı, kötü ve zengin adamla evlenirlerse asla iyi olmazlar ancak bu tiple evlenmezlerse en sonunda analarının evine dımdızlak ama erdemli bir şekilde dönerler).
isim aynı ama tadın farklı matmazel
bizim madama deniz'in adını değiştirmemişler ancak hangi millete mensup anlamadım ya da unutmaya yüz tutmuş ispanyolcam el vermedi. ancak oynayan kişi de sanki latinlerin orta yas kuşağındaki ikinci aşk üçgenindeki esas kadın yada ilk orta yaş kuşağındaki hiç şansı olmayan gıcık üçüncü kadın(bakın ikinci bile değil) tadında(pembe dizi kuralları #20: bu gereksiz üçüncü kadınlar kısa bir süre esas adamı ellerinde tutarlar ancak kötü kadının hışmına uğrayıp geri püskürtülürler).
pıtırcıkların daha kötüsü varmış
peyker ve nihat kuru aşıklarından daha kötüsü pasion prohibidanın penelope ve nicolas'ı olmuş. peyker'i oynayan kız fakir esas kızın mahallede yaşayan ve yükselmek isteyen kız kardeşi gibi(pembe dizi kuralları #26: bu kardeşler dizinin sonunda hep iyi olur). nihat'ı oyanayan çocuk ise latin pembe dizilerine sonradan giren ve büyük ihtimalle ya ölümcül ya da psikolojik rahatsızlığı olan ikinci kötü adam tadında(pembe dizi kuralları #17: bu sonradan giren kötü adam eğer psikolojik rahatsızlığı varsa esas kızı döver).
keçi sakallı hilmi önal
bu adamı da biliyorum ben. latin pembe dizilerinde sonradan esas kızın babası çıkan ya da zaten esas oğlanın babası olan kötü mafya babası rolündeki kişinin sağ kolu rolündeki adam bu, bu haliyle. ancak sakalsız düşündüğümüzde fakir esas kızın mahallesinde yaşayan ve mutlu anlarda ortaya çıkan çalgı çengi grubunun en çok repliği olan üyesi oluyor. büyük ihtimalle bu ezik çalgıcı rolüyle esas kızın annesine platonik aşık ama tabii ki esas kızın babası ortaya çıkana kadar(pembe dizi kuralları #6: fakir esas kızın babası dizinin başında ya ortalıkta yoktur ya da zengin adam fakir esas kızın, kızı olduğunu bilmiyordur).
beşir'e torpil geçmişler matmazel
bizim gözlerinin altı mor mor olan sümsük beşir, pasion prohibida da düzgün bir tipe kavuşmuş adı da yair olmuş. beşir şimdi mezarında bayrak bayrak olmuştur. bu çocukta bana belki de pembe dizilerin en ezik karakterleri olan iyi ikinci adamları hatırlattı ki biraz öyle sayılır(pembe dizi kuralları #11: iyi ikinci adamlar asla esas kızla birlikte olamazlar çünkü diğer taraflar ne kadar iyi olursa olsun esas kız-esas oğlan aşkı asla bitmez).
bu yazı bana biraz mazi oldu sizinle pembe dizi kurallarının bir kısmını paylaştım. aşk-ı memnu, latin amerikanın pembe dizi anlayışına göre biraz daha gelişmiş bir hikaye. benim verdiğim kurallar ise düz mantık pembe dizilerin kuralları. ben dalga geceyim diye internete yüklendikçe izleyeceğim pasion prohibidayı ama biliyorum ki fazla vakit geçmeden kanal d'de de yayınlanır diyorum.
sende bana katılıyorsun biliyorum bihter.
pasion prohibidayi izlerken bihter :
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

.jpg)
.jpg)


.jpg)











.jpg)
.jpg)
.jpg)




























