1 Şubat 2013 Cuma

3-2-1, glee 4.sezon



vee evet bütün buhranlarımı atlatıp glee 4.sezona başladım. sandığım kadar kötü olmadı. yine bir burukluk oldu tabii. glee'nin her birinin kendi bölüm hikayeleri ile atmosferi yoğunlaştıran ana karakterlerinin çok gözükmediği, yavaş yavaş çıktıkları bir ilk üç bölümdü. bu yüzden yeterli tatmini vermedi. o eski herkesin bir arada olduğu zamanlardaki kargaşayı sevdiğim için dizi bana biraz ağırlaşmış gibi geldi.
4.sezonun ilk 3 bölümü hakkındaki yazıma başlarken o en çok korktuğum şeyin olmadığını söylemeliyim. açıkçası glee'nin çoğu yıldız karakteri mckinleyden gidince okul sahnelerinin gereksiz olacağını düşünmüştüm. ancak dediğim gibi korktuğum şey başıma gelmedi. tabii ki okuldaki eksikler, eski takımın üyelerinin olmaması iyi değil ancak hepsinin kendi yoluna gitmesi gerekiyordu. ve mckinley'de hayatın devam ettiğini bilmek güzel. unigue, vocal adrenalineden ayrılıp new directionsa katıldığı için çok memnunum. tabii doğal olarak okulunu da değiştirip mckinley'e geldi. zaten herhalde mckinley'in bir tek trans öğrencisi olmamıştı. joe ile en çok özlediğim insanlardan olan sugar motto da glee kulübüne devam. becky zaten baş tacı. dördüncü tabaka üyelerden sonra artie ve tinaya bakarsak; artie tampon görevindeki karakterini değiştirmemiş, tina'nın çömezlerden bir asistanı olsa da bence hala gereksiz. sam ve brittany ise sugar motta ile birlikte benim okulda kalan gözdelerimden. bence sam-brittany güzel olmuş, tuttum bu ilişkiyi. lannister ve targaryen sarılarından sonra yeni bir sarı türü literatüre girebilir. ve sam'i buradan tebrik ediyorum. sam, brittany ile olası ilişkisinin flörtlerini yaparak the unholy trinity'i(quinn fabray-santana lopez-brittany pierce) tamamlamış oluyorsun. en sona da hala hoşlanmadığım blaine'i bıraktım. üzgünüm her bölüm milyonlarca şarkı söylemesine ve sürekli ön plana çıkarılmasına rağmen onu sevemiyorum. bana itici geliyor.
mercedes neler yapıyor bilinmez, aşkım santanayı sadece skypeta gördük. ortalarda dansı ile büyülemeyen biri olmadığına göre mike chang de yok. puck ile finn'i de bir sahnede gördük sadece. rachel ve kurt glee'nin vazgeçilmezleri olarak tabii ki varlardı.

ve şimdi yenilere bakalım;

new rachel: marley rose



racheldan daha iticisi olabilir mi diye düşünüyordum ve düşünmez olaydım, varmış. üstelik rachel'ın geçen üç sezondaki tek eğlenceli yönü olan kötü karakterine de sahip değil. aşırı iyi filan. hiç çekilesi değil hiç. beni irrite etmesine rağmen içimde en azından rachel'a karşı sevgi vardı. marley'i sevemedim gitti. üstelik glee de bütün lise klişelerini farklı biçimlerde kullanan senaristler marley içinde en arabeskini kullanmışlar, yemekhanede yemek veren kadını bunun annesi yapmışlar ve kız utanmasın diye kimse bilmemiş. ama dediğim gibi klişeleri farklı kullandıkları için hemencecik ortaya çıktı bu olayda.

new puck: jake puckerman

  

bak bu fena değildi. puck'ın yarım kardeşi olmasından dolayı ona çabuk ısındım diyebiliriz. kan çekmesi gibi bir şey yani. puck ile ilk buluşmalarında ise titreyerek ağladım. kayıp akraba buluşmaları beni derinden etkiler. müge anlı rocks!

new quinn fabray: kitty wilde


işte bu kötünün en kötüsü. belki o iyilik kisvesi altında sinsilikten kıvranan marley bile new rachel olabilir ama bu kız kesinlikle new quinn fabray olamaz. bir kere kısa ve çirkin. üstelik takoz gibi bacakları var. ama var ya bu kız bu çirkinlikle iyi olsa hiç çekilmezdi.

new finn hudson ise biraz sam evans serpiştirilmiş olarak yakında gelecek(zaten finn ve sam özlerinde literatürdeki golden boy karakterinin farklı formları).

veee bonuslar;

brody weston


rachel'ın galiba jesse st. jamesten sonraki ikinci başarısı olacak. gerçi ben neden rachel'ın peşinden koştuğunu anlamadım. belki eşcinseldir ve bunu açıklamak için rachel ile olan ilişkisini kullanmak istiyordur. sonuçta rachel kadınlardan soğumak için iyi bir sebep. finn de eşcinsel olmadı ama kadınlardan en uzak yere kaçtı. racheldan kurtulmak için orduya katılmıştı hatırlarsınız. neyse finn'in tam işin ortasında dönüşü diyorum başkada bir şey demiyorum. bu arada brody şunu bilsen iyi olur buralarda yuva yıkanın yuvası olmaz.


cassandra july/kate hudson


ilk görüşte aşka yeniden inandım. yeniden diyorum çünkü ben genel olarak ilk görüşte aşık olurum. cassandra ise tam anlamıyla bütün mükemmel özelliklere sahip. alkolik, seksi, takıntılı, sönmüş bir yıldız, acımasız, bad cop... ve cassandrayla birlikte rachel'ın hayatı da renklendi. cassandra ve rachel'ın tatlı-sert çekişmesi klasik ama etkili. hırsla yükselmeye çalışan insanları severim. ama tabii rachel'ın hikayelerinin eğlenceli gelmesinin bir başka sebebi daha var, bunu son kısma bırakıyorum. gizli ilişkiler konusunda iyi koku alma yeteneğim sayesinde cassandra'nın brody'e, rachel ile brody'nin dans eşi olmaları üzerine verdiği tepkilerden bir ilişki varlığı sezdim. 

isabelle wright(sarah jessica parker)


ilk görüşte aşka tekrar inandığım dakikalardan biri de, vogue.com da kurt'ün isabelle ile tanıştığı sahnelerdi. kurt'ün yükselişinin daha çok zevk vermesi için biraz daha engebeli olmasını isterdim. ancak yeni bir bad copımız varken isabelle good cop olmalı kesinlikle. üstelik gerçi kurt her zaman rachel'a göre daha şanslıydı. kurt sırtındaki blaine yükünden kurtulunca daha da yükselecek eminim. her şeyin en iyisini hak ediyor zaten. neyse rachel ve kurt için yeni hayatları işte şimdi tam olarak sex and the city.



aslında bu yazıda hüngür hüngür kalbimin sahibi quinn fabrayden bahsetmem gerekiyordu. fark ettiyseniz gerekli durumlar dışında ondan bahsetmedim. finali onunla yapmak istedim. quinn fabray çok özleniyorsun. senin büyüleyici tavırların ve seksi-utangaç sesin olmadan ne yapacağız bilmiyorum. senin dışında ilk üç bölümde gözükmeyen herkes geri gelecek ama sen glee'nin bu sezon regular castında yer almıyorsun. şuan için sadece bir bölüm geleceksin gibi gözüküyor. ama şu da bir gerçek en mükemmel olan yuvadan en erken uçandır.
rachel'ın öykülerini daha çok sevmemin sebebi de quinn fabray'in gölgesinde olmaması artık. yapımcılar da dianna agron da gleeden istediklerini aldılar. yapımcılar quinn fabray'in önü açık öyküsünden sonuna kadar yararlandılar, dianna agron ise glee sayesinde protagonist oldu. rachel yani lea michele ise hep karakter oyuncusu olarak kalacak. bu gerçeklerin yanında quinn fabray, sensiz ben nefes alamam!

glee yazıları için yeni bir köşemiz var. bundan sonra her bir bölümün en iyi coverını seçip sizinle paylaşacağım.  bu yazım sezonun ilk üç bölümüyle ilgili olduğun için birden fazla şarkı paylaşacağım.

1.bölümün en iyisi: cassandra july ve NYADA öğrecilerinden, americano/dance again karışımı.




2.bölümün en iyisi: brittany ve cheeriolardan geliyor: hold it against me



3. bölümün hitleri iki tane:
ilki isabelle wright, kurt hummel ve rachel berryden the way you look tonight/you're never fully dressed without a smile karışımı



ikincisi brittany pierce ve sam evanstan celebrity skin






31 Ocak 2013 Perşembe

son namus bükücü kuzey tekinoğlu




kuzey güney ile ilgili keyfim çok yerinde bu bölüm sormayın. aman nazarlar değmesin zevk içinde izledim.
ilk başta kuzey'in demet'in yapayalnız ölmesi konusundaki özenli çabasından bahsetmek istiyorum. yok kontroller yok sevgilisi diye abartmalar. sen kimsin ya? kızın babası değilsin anası değilsin ne bu pozlar. gerçi herhalde demet'in anası babası yok. olsaydı ali ile nişanlanmasına izin vermezlerdi. kuzey onları öpüşürken görmeyi hak etti. ece-melek, gizli aşkların arabalarda ortaya çıkmasını seviyor zaten. şeref'e de ayrı bozuldum. simay evinde kalıyor diye demet'e 'ben otelde kalıyorum zaten' dedi ya, hayır bir kadınla bir erkek aynı evde kalınca illa yatmak zorunda mı? neyse simay konusuna gelirsek; cancağızımın adamı bıçakladım demesine rağmen hiç bir polisin soruşturma esnasında adamın yara yerine bakmayı akıl etmemesi saçmalıktı. sonradan dosya kapanınca şeref'in aklına geldi. benim daha önce dikkat çekmeye çalıştığım kuzey-şeref ilişkisinin sevgili formatında ilerlemesine simaycığım da vurgu yaptı 'siz günde kaç kere telefonda konuşuyorsunuz?' diyerek. bir de ben simay'ın bavulunda ne olduğunu çok merak ediyorum. o kadar ağır ki ikeanın vidalı sehpasını kırdı. ha şeref sakın evime döneceğim diye umutlanma. simay kedi gibidir. girdiği evin sahibi olur.


sadece şeref ve demet'e değil, babasının su gibi tarzı ikinci baharına da karıştı kuzey. memnuniyetsizliğini belli etti. handan hanım evlenmeye kalksaydı vuracaktı herhalde. aynur hanımın tekinoğlu evindeki sahneleri çok çok iyiydi. sami tam bir pislik olduğunu gösterdi yine. handan'a ve oğullarına bir gün güler yüz göstermeyen adam, aynur'a terlikler mi giydirmedi, o şişko patates çuvalı ilkokuldayım diyen ama kesin ortaokulda okuyan aynur'un gıcık mı gıcık oğlunu mu kucaklamadı. kuzey'e demet ve şeref'e yaptıkları için bu bölüm negatiftim ama babasının veleti kucakladığı sahnede ve terlik sahnesinde bakışı çok acıklıydı, yine çiko oldu o sahnelerde.
 her bölüm zeynep daha da dibe düşüyor ya sevinçten çıldırıyorum. nimeti de mundar etti rezil. bir de hala 'beni harcadınız, ben çok büyük bedel ödedim' diyor. herhalde evde eğitim sistemiyle yetişti zeynep. çünkü hadi ortaokulda bu olay başına gelmedi, lise ve üniversitede kesin çıktığı çocuklardan biri, arkadaşına aşık olmuştur yani.

game of sinaners


zenginlere bakarsak eğer; yine dalavere dolu yine her köşede yasak bir aşk dolu butik bir hakmen daveti izledik. bildiğimiz en iyi zengin dizilerinden biri olan gossip girl de her bölüm başka başka mekanlarda partilere katılıyorlardı biliyorsunuz. herhalde kuzey güney'in böyle bir bütçesi yok ki bunlar hep evlerde toplanıyorlar. bir kaç kez dışarıda davet verdiler ama onları da gördük bile diyemeyiz. hep mekana girerlerken ve çıkarlarken gördük. bir ilk bölümde banu'nun doğum gününde bir de banu'nun düğününde bir yerlere gittiler. neyse evdeki daveti incelersek zengin hayatına ilişkin önemli ayrıntılar elde ederiz. bir kere kesinlikle birbirine gıcık en az bir çift kadın olacak ve bir çift erkek olacak: cemre-zeynep ve güney-barış, elde bir. sonra ortamda tercihen sadece bir tane(birden fazlası kafa karıştırabilir) eski sevgili, eski nişanlı gibi bir şey olacak: güney-cemre, elde iki. üç numara olarak yasak aşk htimali olan insan popülasyonunu seçtim: barış-melda yalgan, elde üç. dördüncü olarak yıllar önce bize sema çelebi'nin öğrettiği bir zengin nesnesi olarak, buz kabı: alkolizme adım adım yaklaşan cemre, buz kabıyla yeni oyuncak alınmış çocuklar gibi oyalandı. ee ne demişti sema çelebi, yemekteyizdeki evinde buz kabı olmayan yarışmacı için 'evinde sürekli içkili davet veren insanların evinde buz kabı olur'. cemre de yeni tanıştı buz kabıyla sonuçta. bu da tamam elde var dört. son özellik ise; zenginlerin ev davetlerinde herkes salonda otururken kadınlardan biri koltuğun kolunda oturmalıdır(genellikle ev sahibesi ya da evin kızı). bu da tamam: cemre, melda yalgan'ın koltuğunun kolunda oturdu bütün gece. kadına rahat vermedi. bak cemre zenginlik ne güzel otur işte oturduğun yerde. ve buradan dizinin stylinginin ne kadar iyi olduğunun kanıtı bir ayrıntı sunacağım, melda yalgan butik hakmen davetinde tabii ki tulum giyecekti!



cemre-barış olaylarına gelirsek; bu bölüm barış rockstar olma yolunda bir adım daha attı. cemreyi öpecek gibi yapıp kapıyı açması çok çok iyiydi. ne olur barış, cemreye saldırmasında cemre bu yüzden hapse girmesin. bir sürü karakter deforme oldu idolüm barış olmasın. neyse sonra barış çiçekle geldi filan cemre'nin odasına kapıyı çalacaktı ama romantiklik olsun diye altından atacaktı ki cemre ve kuzey'in webcam görüşmesini duydu. orada var ya neredeyse ağlayacaktım. bu arada cemre'nin de vajinismus değil sanalcı olduğu da ortaya çıktı bu sahnelerde. görüntülü konuşma diye çıldırdı resmen. ve itiraf etmeliyim ki handan hanımın köşke geri döndüğü, köşk bahçesindeki sahnede cemre ve handan hanım tam olarak ne mal olduklarını gösterdiler.


taht mücadelesinde ise güney, barış ve burak çatalcalı sürekli birbirlerinin kuyusunu kazarak melda yalgan'ı pes ettirmişlerdir. sevgili melda yalgan ise dünyanın sadece şirketleri ucuza kapatmaktan ibaret olmadığını öğrenmiştir. o gömlek meselesinde ise ya güney bir şey çevirdi(çünkü evden çıkarken ceketinin yakasına baktı) ya can bey(cemre ile güney'i mutfakta gömlek hakkında konuşurken duyduğu için şüphelendim. çünkü daha önce barış'a ihanet etmişti. e bir kere ihanet eden hep ihanet eder) ya da burak çatalcalı ile venüs, barış'ın gömleklerinden yaptırdılar. bu arada venüs sonunda kendine doğru düzgün bir uğraş buldu, burak çatalcalı'nın odalığı oldu. son olarak banu'nun eve gelişi ve hiç bir şeyi unutmaması güzeldi. banuyu çok seviyorum artık ve eminim banu'nun iyileşmesine cemre'nin çok yardımı olacak. iyi bir ikili geliyor.



iki bölümdür kuzey güney çok iyi gidiyor. bir buçuk saatin nasıl geçtiğini anlamıyorum valla. bu arada galiba güney-simay ilişkisi iptal ya da en son bölümde olacak, bunlarda böyle mutlu oldu denilecek herhalde. neyse hep güzel şeyler yazdım bir şey demeyeyim de ağzımızın tadı bozulmasın.

29 Ocak 2013 Salı

stil yargılaması: serena van der woodsen vs. blair waldorf




stil yargılaması serimize, aylar önce gossip girl'ün payitahtı chuck bass konuk olmuştu. onun karanlıklar prensinden smokinli şövalyeye dönüşünü izlerken, benetton kataloğu gibi giyim tarzından madmen tarzına erişmesini size anlatmıştım. şimdi ise serena&blair tarzları ve karakter analizleri yazısıyla karşınızdayım. hem de serena ve blair'in en sevdiği biçimde, rekabet teması eşliğinde.

constance tarzı,


serena: gossip girl ilk başladığında serena'nın blair'e göre daha normal bir tarzı vardı. dizinin başladığı 2007'nin moda anlayışını düşünürsek bu normal dediğim tarzı deminde belirttiğim gibi blair'e göre 'normal' olarak nitelendirmeniz lazım çünkü 2007 de bizde deri ceket hortlamamışken, serena deri ceketsiz tuvalete bile gitmezdi. okul üniformasını elinden geldiğince en seksi hale getirmeyi başaran serena, burada da constance'ın ekoseli model eteğini, XXXXXS olanından alıp üstüne daha o zamanlar patlamayan parlak, simli bol hırkalardan geçirmiş ve kravatını olmayan gömlek yakasına rağmen boyuna takıp yine seksapelini ortaya çıkartarak biraz fetiş davranmış. alt kısım ise harika. dizüstü çorap hiç bu kadar güzel sunulmadı hem de gelecek sezonların yıldızı kahverengi-siyah uyumunun habercisi süet ayakkabıları ile. ancak ben ayakkabının tamamen siyah olmasını tercih ederdim. böyle parçalı ayakkabıları sevmiyorum.
blair: gossip girl'ün başlarında blair genellikle giyilemeyecek şeyleri giyerdi. bunu kötü anlamda söylemedim. gerçek moda uçlardaki parçalardır ve blair de böyle giyiniyordu. constance üniformasını anneanne tarzı ve aristokrasi ile birleştiren blair, yukarıdaki lookta, okul üniforması ile kombinlemeyi çok sevdiği çizgili blazerlarından birini kullanmış. kravatını biraz serbest bağlamış, normalde cücüğüne kadar boynunu kapatır. beline saten kurdelesini takmış, altına da constance'ın düz eteğinden esinlendiği şortu ile o zamanlar daha underground barlarda bir biraya sarhoş olan rockçı kızların giymeye başlanmadığı renkli çoraplardan geçirmiş. ipek saç bandı nerede dediğinizi duyar gibi oluyorum. dikkatli bakarsanız çantasına bağladığını görürsünüz. babetlerini beğenmedim yani genel olarak babet sevmiyorum. zaten blair de yedek topuklularını eline almış.


yine constance yıllarında serena salaş ama ikon tarzını yansıtırken; blair, anneanneliği abartıp dantelli pelerini ve boyun gülü ile göz dolduruyor. ayakkabılarda ise: serena özgür kişiliği yansıtan burnu açık kısa topukluları ile okula gelirken; resmi yerlerde burnu açık ayakkabı giyilmeyeceğini bilen blair, okula bilekten bağlı ayakkabıları ile gelmiş. 
blair'in kraliçeliğinin nişanesi saç bandı ikisinde de görülüyor.

kısa süren üniversite yılları,


sadece bir kaç bölüm üniversiteye giden serena, columbiada bu mini mini şortlarla dolaşırken hocasını ayartmıştı biliyorsunuz. yukarıda serena'nın oxfordları dışında konuşulacak pek bir şey yok. oxfordlarının burnunun kalkık olması ve hafifi topuklu olması onları klasik bir yapıya kavuşturmuş ancak lookun genel sportifliğini bozmayan oxfordun rengi ile de bir bütünlük sağlanıyor.
nyuda ki utanç yılından sonra columbiada tekrar ayrıcalıklı bir hayata kavuşan blair ise üniversitede boş zamanlarında kurumsal firmalara danışmanlık yapan akademisyenler edasında takıldı. tomurcuk etekli elbisesinin desenleri ve üzerine turuncu boya atmışlar gibi gözükmesi beni kusturdu ne yazık ki. nyu'da yitirdiği gücünü columbia sayesinde kazanmaya pek odaklandığı için giyinirken biraz bocalamış olmalı.


serena'nın yukarıda giydiği gibi şeyleri hiç sevmem. onları sadece plajda, beach clubta giyersen mantıklı olabilir bence. koluna taktığı krokodil çanta ise şekil olarak yanlış. krokodil deseni/yapısı sadece sert kalıpları olan klasik çantalarda kullanılmalı. delikli ve fermuarlı ayakkabılarını beğendim. artık liseye gitmedikleri için üniversitede burnu açık ayakkabılara tolerans gösterilebilir.
blair leopar giyerse tabii ki böyle klasik bir elbisede kullanır. baştan aşağıya leopar olduğu için elbise, üç tonda da verilmesi iyi bir şey. leopar küçük bir kısımda olmadığı için sadece koyu ve ya sadece açık tonu kullanılsaydı bayardı. bu da blair'e uymazdı. çantası ise perfecto. ne boyna takılacak kadar uzun ne de kola takılacak kadar kısa askılı olmayan çantası dillere destan.

yaz aşkları,


hamptons günlerinde serena, özel dokuma kumaştan efil efil elbiseleri tercih ediyor. beline sert altın bir kemer taksa cece'nin akşamüstü çayına gitmemesi için hiçbir sebep kalmayacak. ikinci sezona ait bu karede, moda konusunda bizden ne kadar ileri olduklarını görebilirsiniz. bizde iki sezondur parlayan taşlı sandaletler o zamanlar serena'nın ayağında. çantasını ise zincirine çantanın derisi dolandırıldığı için yaza uygun buldum. sadece zincir olsaydı mevsime pek gitmezdi.
hamptons günlerinde blair, kışın takındığı sert çizgiden ayrılmamış klasik yakalı elbisesiyle. bu havasını yaza uydurmak içinse elbisesini büyük pileli ve çiçek desenli seçmiş. blair'e bu elbisenin desenlerindeki gibi pastel tonlar yakışıyor. belindeki gibi böyle tokalı, geniş kemerleri sevmem, chuck'ın onu hava alanında dımdızlak bırakmasına veriyorum bu zevksizliği. kolundaki aşırı jetset şekildeki çantasının hasır yapıda olması yaz için biçilmiş kaftan.


paris günlerinde serena materyalist kimliğini; elbisesinin içindeki hareketliliği, kalın şeritlerle hapsederek gösteriyor. ancak bu hareketliliğin yarıda kesilmesi serena'nın manhattan'da her şeyi yarım bırakıp paris'e kaçmasıyla güzel uyuşmuş. en başta sadece elbisenin içteki kısmı olsa bu kadar güzel durmazdı. bazen aşırı ön plana çıkan parçaları fazla göstermemeniz gerekir. asıl parça içeriden taşmalı. serena da bu yüzden uzun blazerını giymiş. kafasındaki geniş fötr şapka ise ceketin işlevini arttırmış.
paris günlerinde blair ise içindeki entelektüelliği, chuck'ın kendisini jenny ile aldatmasının hezimetiyle bulmuş ve kafasındaki ressam beresi ile belli etmiş. doğa nesnelerini kullanmasını seven blair bu elbisesinde vişne deseni ile karşımızda. balon etekli elbisesi karışık gözüküyor ama oldukça başarılı.
not: ikisininde tatilde zincirli çantalar takmaları, sayfiyede değil aşk şehrinde olmaları dolayısıyla kabul edilebilir.

günlük hayat,


serena bir ara, hayvani ama seksi hatlarını göstermek için bu dar dar kısa kısa elbiselere takmıştı. hatırlarsınız ki bunları giydiği zamanlar hiç sürekli ilişkisi yoktu, aranıyordu.
blair ise kıyafetinin alt tarafındaki hareketi, üst kısmının ağır osmanlı işlemeleriyle bastırıyor. aynı bu zamanlarda dan'e olan hislerini bastırdığı gibi.


uzun bir tatilden sonra upper east side sokaklarında dolaşan serena, babasını yine bulamamışken karşımıza siyah deri sandaletleri ve uçuş uçuş elbisesiyle çıkıyor. elbisenin siyah yerleri parçayı şıklaştırmış.
uzun tatilini chuck ile ilişkisini renklendirmeye çalışarak geçiren blair gördüğümüz kadarıyla bu arada koltuk kumaşlarından elbiseler diktirmiş. yanlış anlamayın ben seviyorum bu kumaşları. ne yazık ki bizde raflara yeni yeni girmeye başladı. lookta kötü olanlar: çantasının renkleri ve ayakkabıları.



her zaman iyi giyinecekler diye bir şey yok. ama serena'nın tek omzu açık kazağı ve blair'in yanlış renk seçimleri bu karede affedilemez.

her bölüm bir davet,


lily'nin kim bilir kaçıncı düğününde(sadece rufus ile olan olduğunu biliyorum) serena, annesinin bu azgınlığına tepki olarak kendini siyahlara bürümüş. tabii hot blonde chick tarzıyla.
lily'nin kim bilir kaçıncı düğününde, blair'in damadın annesi olmasına bir ceket kalmış. elbisesinin etek kısmının renginde, elbiseyle aynı kumaştan bir ceketi olsa kaynana olarak düğünde georgina'nın çıkarttığı rezaletleri engelleyebilirdi.


serena günlük hayattaki dar ve mini elbiselerinin sim işlenmişlerini akşamları davetlerde giyiyordu.
aslında serenalıkmış gibi gözüken blair'in üstündeki püsküllü-simli elbise ise blair'in çok sevdiği diz hizası boyuyla blairlik hale gelmiş.


aslında serena pek bu diz hizası elbiseleri giymez. ancak kıyafetin transparan detayları onda giyme arzusu uyandırmıştır eminim. teşhircilik fırsatını kaçırdığını hiç görmedim. eline taktığı takı, topuğu ince ve ayakkabıdan farklı yapıdan ayakkabılar ise tam serenalık.
blair ise alışkın olduğumuz tarzının dışında. ağır ağır takılmamış. elbisesi çok güzel. kolyesi biraz blair'e göre frapan. ayakkabısının ise kalın topuklu ve platform olmasını ona yakıştırmadım. saç bandı constance günlerini hatırlatır nitelikte.


serena'nın belki en kötü kıyafetiydi bu. pileli kısa etekler nasıl güzel duruyorsa, pileli uzun etekler evde kalmış kütüphaneciler gibi yapmış kızı. gerçi bu elbiseyi giydiği sıralar tam bir evde kalmıştı. neyse ki elbisesi desenli ve inci kolyesi güzel.
hamile kadınların güzel olduğu söylenir ama blair hamileyken hiç güzel değildi. bir de bu turuncu elbiseyle iki kat bet olmuştu.

her gün bir başka davete gittikleri için hepsini yazamayacağım doğrusu...

gelinim olur musun?


blair'in prens ile evlenirken giydiği gelinliği, royal wedding olayının şatafatını azaltmak için sade seçilmiş. gelinliğin kırık beyaz olanı makbuldür kanımca. blair'in ilk evliliği kötü bitse de bir hata değildi. sonuçta hayatının bir kısmında monaco prensesiydi. ancak gelinliğin altına giydiği burnu açık platformları bir hata. resmen uğursuzluk getirdi düğüne.


blair'in ikinci gelinliği ise daha önce söylediğim gibi tam dul kadın gelinliği. köprü altı evliliğinde bile şıklığından vazgeçmeyen blair'i renk seçimiyle kutluyorum. ayrıca gelinliğin transparan havası oldukça başarılı. sadece ellerin, boynun ve birazda yakanın gözükmesinin boğuculuğu önlenmiş bu şekilde. blair tabii ki böyle bir şey giyecekti en mutlu gününde.



bence serena'nın tek gelinliği, blair'in iki gelinliğini de tokatlar. parlak beyaz tülleri ve dore büstü ile etekteki dore kısımlar çok çok iyi. serena tabii ki böyle bir şey giyecekti en mutlu gününde.

gossip girl, ilk ve ikinci sezonunda modaya öncülük ederken üçüncü sezonda bir geçiş yaşamış, kıyafetler siyahlaşmıştı. dördüncü ve beşinci sezon ise karakterlerin moda sektörünün popüler parçalarını giymesiyle geçti. final sezonu ise geçmiş sezonları hatırlatan looklarla doluydu. 
serena van der woodsen vs. blair waldorf tarz çekişmesi ise dizinin 've herkes mutlu oldu' sonuna uygun bir biçimde berabere bitti.   






28 Ocak 2013 Pazartesi

pasion prohibida, ama ne!





olanlar oldu aşk-ı memnu latin versiyonu pasion prohibida başladı. ya bu uyarlama işini biz gerçekten yapamıyoruz intikamda birebir her şeyi kopyalayıp biseksüel karakterleri kadın ve erkek cinsiyetinde uyarladık ama çocukluğumun vazgeçilmezi latin amerika dizileri bizim aşk-ı memnuyu çok güzel kendi formatlarında uyarlamışlar: tam anlamıyla PAÇOZ olmuş.
hepimiz hatırlarız esmeraldayı, maria mercedesi, maria la del barrioyu, rosalindayı, abrazame muy fuerteyi(sarıl bana), la usurpadorayı(sahte dünyalar), la intrusayı(güzel virginia), por un besoyu(bir öpücük için), las vias del amoru(aşkın yolları), por tu amoru(aşkın için), cuando seas miayı(ayrılan kalpler) ve daha niceleri... 
ama görünen o ki şu yukarıda saydıklarımın sadece bir kaçından daha iyi bir dizi olmuş pasion prohibida. bana güvenin tam bir pembe dizi uzmanıyla karşı karşıyasınız. gossip girl, glee gibi bizde çakması yayınlanan amerikanın kült dizileri bize haklarını bile vermemişken(tabii ki dizilerini bok edeceğimizi biliyorlardı) biz zamanında öğleden sonra ve akşam üstü kuşaklarında her gün izlediğimiz latin amerika dizilerinden biri olsun diye en iyi dizilerimizden birinin haklarını verdik(ki tabii ki bok ettiler). ayrıca adnandan kısa behlül istemiyoruz.


bihter iyi ki bu günleri görmedi



bu iri kızımız bihter yani bianca. aslında güzel kız yani severim ben böyle yapılı kadınları ancak benim sıkıntım saçları. bu arkaları kısa önü uzun modeli sadece dalgalı saçlı isen kullanabilirsin. biancaya fön çekmeyi bırakmalılar bu yüzden. en temelde ise sorun beren'in yanında bu kızcağızın biraz basit kalması. çünkü oynayan kadın, latinlerin evin azgın oğluyla yatan dedikoducu hizmetçilerine benziyor(pembe dizi kuralları #23: dedikoducu hizmetçi bir süre sonra şantaja başlar ve kime şantaj yapıyorsa o kişi dedikoducu hizmetçiyi öldürür). ama saçları uzun ve dalgalı olsa işportacı, zengin yaşlı adamın evine getirdiği ve oğullarının ikisininde aşık olduğu saf esas kız olabilir(pembe dizi kuralları #1: sosyo-ekonomik sistemin en alt tabakasından gelen esas kızlar en sonunda hep çok mutlu olurlar).


kara yağız behlül'e say hi! 



burada fazla yapacak bir şeyleri yok. latinlerin en sarışını bile buğday. yani bizim sarı behlül olmazdı zaten. tam bir latin erkeği bulmuşlar behlül yani bruno için. yakışıklı çocukta tek sıkıntısı boyu. adnandan kısa ya olur mu böyle bir şey? neyse fazla bok atmayayım bence en başarılı cast bu olmuş. sonuçta behlül iyi bir esas oğlan değildi bu çocuğun tipi de latin amerika dizilerinde para için kötü kadınlarla yatan serserilere benziyor(pembe dizi kuralları #14: para için kötü kadınlarla yatan bu serseri tipin akıbeti iki türlüdür. ya kötü kadını öldürüp esas oğlan ve esas kıza bela olmaya devam eder ya da kötü kadın bunu öldürüp karnında bu serseriden taşıdığı bebeği esas oğlana senden diye yutturur).


bıyıksız adnan



şimdi ben bu adamı biliyorum. dizinin birinde yine masum zengin kızın babasıydı ama adnan olacak kadar önemli bir oyuncu değildi en son bıraktığımda. adı da ariel. disney'in küçük deniz kızının adı da arieldi, o aklıma geliyor, adnan kafamda uyuşmuyor isimle. (pembe dizi kuralları #4: zengin esas kızın babası genellikle kız kimi babası biliyorsa odur ve bu adamlar ya miras avcısı genç eşleri ya da kötü erkek kardeşleri tarafından öldürülür).


firdevs la del barrio



işte benim en büyük hayal kırıklığım bu canlarım. sen git moda ikonu, entrikalar kraliçesi firdevs hanımı kenar mahalleli gibi görünen ve oldukça basit giyinen flavia yap. aşk-ı memnu ile ilgili hiçbir şey bilmesem flaviayı zengin kötü kadının hizmetçi olan büyücü gerçek annesi sanacaktım(pembe dizi kuralları #19: bu karakter çok önemlidir ve kötü kadın olan kızı, hizmetçi olduğu için annesinden utanmaktadır ve kendi kızı tarafından öldürülür).


turuncu saçlı nihal


ben bizim katamaran nihal'i öpüp başıma koyuyorum arkadaş. aynı karakter yapmacık ve turuncu saçlı olunca hiç çekilmiyormuş. adı da nina. tipini de latinlerin esas kıza yol gösteren efendim dadı olsun, komşu olsun orta yaşlı kadının yükselme heveslisi kızına benzettim(pembe dizi kuralları #7: bu zenginlik meraklısı kızlarımız yaşlı, kötü ve zengin adamla evlenirlerse asla iyi olmazlar ancak bu tiple evlenmezlerse en sonunda analarının evine dımdızlak ama erdemli bir şekilde dönerler).


isim aynı ama tadın farklı matmazel



bizim madama deniz'in adını değiştirmemişler ancak hangi millete mensup anlamadım ya da unutmaya yüz tutmuş ispanyolcam el vermedi. ancak oynayan kişi de sanki latinlerin orta yas kuşağındaki ikinci aşk üçgenindeki esas kadın yada ilk orta yaş kuşağındaki hiç şansı olmayan gıcık üçüncü kadın(bakın ikinci bile değil) tadında(pembe dizi kuralları #20: bu gereksiz üçüncü kadınlar kısa bir süre esas adamı ellerinde tutarlar ancak kötü kadının hışmına uğrayıp geri püskürtülürler).


pıtırcıkların daha kötüsü varmış


peyker ve nihat kuru aşıklarından daha kötüsü pasion prohibidanın penelope ve nicolas'ı olmuş. peyker'i oynayan kız fakir esas kızın mahallede yaşayan ve yükselmek isteyen kız kardeşi gibi(pembe dizi kuralları #26: bu kardeşler dizinin sonunda hep iyi olur). nihat'ı oyanayan çocuk ise latin pembe dizilerine sonradan giren ve büyük ihtimalle ya ölümcül ya da psikolojik rahatsızlığı olan ikinci kötü adam tadında(pembe dizi kuralları #17: bu sonradan giren kötü adam eğer psikolojik rahatsızlığı varsa esas kızı döver).

keçi sakallı hilmi önal


bu adamı da biliyorum ben. latin pembe dizilerinde sonradan esas kızın babası çıkan ya da zaten esas oğlanın babası olan kötü mafya babası rolündeki kişinin sağ kolu rolündeki adam bu, bu haliyle. ancak sakalsız düşündüğümüzde fakir esas kızın mahallesinde yaşayan ve mutlu anlarda ortaya çıkan çalgı çengi grubunun en çok repliği olan üyesi oluyor. büyük ihtimalle bu ezik çalgıcı rolüyle esas kızın annesine platonik aşık ama tabii ki esas kızın babası ortaya çıkana kadar(pembe dizi kuralları #6: fakir esas kızın babası dizinin başında ya ortalıkta yoktur ya da zengin adam fakir esas kızın, kızı olduğunu bilmiyordur).


beşir'e torpil geçmişler matmazel


bizim gözlerinin altı mor mor olan sümsük beşir, pasion prohibida da düzgün bir tipe kavuşmuş adı da yair olmuş. beşir şimdi mezarında bayrak bayrak olmuştur. bu çocukta bana belki de pembe dizilerin en ezik karakterleri olan iyi ikinci adamları hatırlattı ki biraz öyle sayılır(pembe dizi kuralları #11: iyi ikinci adamlar asla esas kızla birlikte olamazlar çünkü diğer taraflar ne kadar iyi olursa olsun esas kız-esas oğlan aşkı asla bitmez).

bu yazı bana biraz mazi oldu sizinle pembe dizi kurallarının bir kısmını paylaştım. aşk-ı memnu, latin amerikanın pembe dizi anlayışına göre biraz daha gelişmiş bir hikaye. benim verdiğim kurallar ise düz mantık pembe dizilerin kuralları. ben dalga geceyim diye internete yüklendikçe izleyeceğim pasion prohibidayı ama biliyorum ki fazla vakit geçmeden kanal d'de de yayınlanır diyorum.
sende bana katılıyorsun biliyorum bihter.


pasion prohibidayi izlerken bihter :


25 Ocak 2013 Cuma

intikam: teknolojinin zararları




bu haftada zenginlerin hayatı, onların dünyasının bir klasiği olan 'yasak aşk' olgusuyla çalkalandı. sevgili yağmur da gizli kameralar ve online yayın yapan bilgisayar programları ile savcının hayatını kararttı.
gördüğüm en zengin olmayan akşam yemeğini de arsoylar savcının ve ailesi ile yedi. yok tabağın içinden gerdanlıklar çıktı yok yemeğin ortasında savcının tabletine şantaj mesajları geldi. bu arada yağmur'un adama şantaj yaptığı nasıl bir haberleşme sistemi? nasıl ulaştı yani gönderenin adresi yok bir şeyi yok, öyle ekranda beliriyor, sihir yani. yoksa eskiden öyle miydi? gazete ve dergilerden harfler kesip kağıda ne diyeceksen onlarla yazılırdı sonra sırrı olan kişiye gönderilirdi. ahh ahh nerede o eski şantajlar...
intikam ile ilgili yazmaya başladığımdan beri didem uzelden yani leyladan bahsetmedim. çünkü unutuyordum ve hiç aklıma gelmiyordu. bak ama mesela şuanda yazacak bir şey bulamadım.

bu bölümün kıyafetlerinde ise yazacak pek bir şey bulamıyorum. yani çok kötü değil ama bak şu lookta böyle bu lookta şöyle denilebilecek bir durum yok. üzerine düşünülecek kıyafetler değildi.

ilk yazılarımda revenge uyarlaması intikam'ın çekim açıları ve diyalogları ile çok fazla aslına benzediğini söylemiştim. biraz değişiklik yapmalılar demiştim ama revengete erkek olan bir karakteri kadın yapmalarını söylememiştim. arsoyların evinde büyüyen selen, revengeteki tyler'a tekabül ediyor ve histerik bir biçimde daniel'a yani bizim emreye aşık. bu arada nolan(hakan) ve ashley(aslı) ile fingirdiyor. tamamıyla kendi tercihleri ama biseksüel bir karakteri göstermek için beren saat'in başrol olduğu bir diziden daha iyisi olamazdı çünkü reytingi garanti. neyse birde şu sorun şimdi tyler'ı kadın yaptılar ya o zaman ashley yani aslı ile olan durumu olmayacak(gerçi biz uyarlayanların bir bölüm izleyip o bölümü uyarladığını sonra sıradakini izleyip onu uyarladığını düşünüyoruz. bütün olarak değil yani. daha tyler-ashley kısımlarına gelmemiş olabilirler). birde zaten aslı denen kızı oynayan kişi çok yanlış bir seçim. ileride ashley'in yaptıklarının hiç birini yapamaz bizim aslı çünkü. tyler'ın uyarlaması selende eli maşalı, belalı mı belalı. gelir gelmez o çirkeflik ne öyle. ama hiç şansın yok bücür! hatırladın mı bunu ha hatırladın mı? yaprak dökümünde de ferhunde'nin başına belaydın boyuna bakmadan. burada da başından büyük işlere bulaşıyorsun. sen kim beren'in rakibi olmak kim?
meraklıları için selen'in revenge halini paylaşarak yazımı bitiriyorum.





24 Ocak 2013 Perşembe

kuzey güney: 'böyle mi olacaktı' özel bölümü




bu çarşamba kuzey güney gerçek anlamda ne olaylar ne olaylardı. öyle sevdiğimiz eski bölümler gibi değildi ama en azından ilgim dağılmadı izlerken. tabii ki bunda uzun ve karakterlerin gün içindeki her yaptıklarını gösterdikleri sahnelerin az olmasınında payı var. çünkü o kadar abartmışlardı ki bu işi yakında dizide zorla var olan zeynep'i sırf bölümde göstermek için sıçarken çekeceklerdi.
şimdi diyorsunuz neden 'böyle mi olacaktı' özel bölümü diye. hemen cevaplayayım: kült dizi böyle mi olacaktıdan esintiler taşıdığı için. orada da gül'ü uyutup porno filmini çekmişlerdi. kuzey güneyde de tabii ki piyango simay'ı vurdu. geçen yazımda simay'ın yolunu, başına gelenleri sırasıyla yazmıştım ama esas bomba bu bölümdeymiş. tecavüze uğrayıp pornosu çekilecekti ama katil oldu. aslında katil olmamıştır bence çünkü o kabzımal herif ölmez o meyve bıçağı darbesiyle. bir de büyük ihtimal şantaj olayları olacak simay'a kamera adamı bıçakladığını çektiği için. ancak yakından incelersek olayda anı anına kayıtta olduğu için kamera, herif ölse bile nefsi müdafaya gireceğini anlamaları gerek. kızcağızın başına kuzey yüzünden gelmeyen kalmadı diyordum ki daha varmış çekeceği. striptiz kulübünün sahibi de kuzey'in düşmanı çıktı. yok mok bekir'in adamlarının başına geçince düşman olmuşlar filan. ferhat'ın katili meselesi kokmasına rağmen daha bitmedi şimdi bu da simaycık'ı kaçıracak edecek bunu da biri öldürecek haydi bir de bununla uğraş. söz konusu olayda kuzey'i incelersek eğer: dövüş sahneleri boktu. sokaktaki bebeler bile daha aksiyonlu dövüşüyor. mehmet ada öztekin'in çektiği dövüş sahneleri nasıldı oysa? kuzey'in sümer ve aralarında selim yaşaran'ın olduğu arkadaşlarını dövdüğü sahneler ne güzeldi. ama ben dedim hilal saral ev içlerindeki akşam yemeği sahnelerini çeksin. kahvaltıda bile bocalıyor bazen bilmem her şey ayrı ayrı diye mi? son olarak kuzey'in simay'ın düştüğü duruma gösterdiği 'sahip çıkma' gibi duran eylemleri twitterda ünlü insanların sırf duyarlı ve entelektüel gözükmek için ölen yazar/tiyatrocu gibi kişilerin ölüm yıl dönümde onunla ilgili tweet atmalarını hatırlattı bana. güney'in kuzey'e burak çatalcalı'nın eteklerinin altındasın gibilerinden bir şey söylemesi üzerine kuzey'in tepkisiyle, kuzey'in cinsiyetçi ve homofobik olduğu da resmileşti.
bu arada sami denen o hırt adama, o içi boş gösterişli sözleri söylettiniz ya handan hanım'a bir dayakta siz attınız sevgili senaristler. belli oldu canım sami takozu mutlu olacak aynur ile(geçen bölüm aynur'un dertleştiği de ölen kocasının ablasıymış ama bence onu geçen bölüm düşünmediler, bu bölüm uydurdular. ebe nine ile avukat evlenirken tutmuştu bu olay da burada çok bayattı.). ama hemen değil en azından sami ne mal olduğunu belli etti yine. yüzük fırlatmalar filan. gülten hanımda bir erkek mağduru olarak geçen bölüm 'handan gibi el bezi el bezi durmuyor' demişti gözümden düşmüştü bir de bu bölüm samiyi gaza getirmeye çalıştı filan kustum oralarda. yüzüğü yerden alma sahnesine duyduğum sempati bile silindi gülten!



bir başka ne mal olduğu ortaya çıkma durumu da sinanerler cephesinde yaşandı. güney, barış ve burak çatalcalı teker teker melda yalgan'a ne olduklarını gösterdiler. kadıncağız sinaner holding'in profesyonellikten uzak ortamında şaşkına döndü. steve ile çalışırken ve daha öncesinde kadın kendini kötü zannediyordu ama sinanerlerin karşısında safoşa döndü. barış'ın, ebru sinaner'in odasının kapısını çarptığı zaman ki surat ifadesi gözümün önünden gitmiyor. ama yine de dizide ebru sinaner ile baş edebilecek tek kişi bence melda yalgan. ikisinin kötülükleri zirvede buluşuyor çünkü. ha bir de melda yalganlı barışlı 'kolunuza bir şey sürülmüş' sahnesi bir işe yarayacakmış belli oldu(sürülmüş ne ya?). neyse melda yalgandan başlayan yağ lekesi tantanası güney'i oradan da cemre'nin büyük b'sini yaktı. bence cemre'nin durumdan kurtulmak için barış ile yatmaktan başka şansı kalmadı. hem bence kuzey de kuzey diye diretmesin artık. çünkü ortada bir kuzre ve ya cemey durumu yok. kuzey takıntısı olan cemre ve cemreye sanki kız bir sene banyo yapmamış gibi davranan ama sözde seven kuzey var. sinanerler kısmının en sıkıcı insanı burak çatalcalı. ilk başlarda ne sevmiştim ancak şimdi boş beleş takılıyor, olmadık olmadık konulara bulaşıyor. o ev sahnesi de çok gereksizdi. hiç venüs'ün tarzı olmayan o botları görünce dedim ferhat'ın kızı deniz 'babamı öldürdüysen seninle yatarım' demeye geldi sandım, venüsimiş
sinanerlerin en eğlenceli gelişmeleri ise handan hanım ve banu'nun köşke geri dönmeleri hem de ebru sinaner desteğiyle.



böyle mi olacaktıda da master kötü şebnem, bir kaç kez doktor kılığına girerek insanları hastaneden kaçırmış veya öldürmüştü. burada da kuzey, doktor kılığına girdiği için kuzey güney'in şebnem'i diyebiliriz. sonuçta burada da herkesin başına belaları kuzey sarıyor yani.
ve bende yazımı böyle mi olacaktıyı anarak bitiriyorum...